13 Mayıs 1981

(Altı görevlinin ilk toplantısı)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Konuya el verdik, yerinde olsun, göreve gelenler hayır görsünler diye niyaza durduk, ALLAH ADI’na söze girdik. Kucak açalım, doğruya eğriye ‘Nasip.’ diyelim. Elbet eğriden ALLAH’ım vermez, kulun şikayeti yerinde kalmaz.

2 “Aldık verdik geline, güzel dedik teline, uyum olsun haline” dedi, YUNUS’um söze girdi:

3 “Görevi alanlara, niyette uyanlara el verdik, vereceğiz. ‘Aman!’ diyen her kulla yanlarında olacağız. Demde uyum görülür. Günün yorumunda sorumluluk, DOST diline uyulur. Elbet sorumluluk kula, kulu ile yola. Her gelen sizleri bilmeli. (YUVA’ya her gelen mi?) Evet. Geleni tanıyacak, tanıtacak; uyumda yerden göğe sohbeti kuracaksınız. ‘Uyumda sohbet nedir?’ dendi: Gelen konuğa rehber olmak; her gelen ve sohbette devamlı bulunanlar ile devreyi kurmaya yani santralı devamlı çalışır halde tutmaya gayret. (İlişkiyi kesmemek, değil mi?) EYVALLAH! Her biriniz, yükün ağırlığı kadar yardım alacaksınız. OMAR der ki: “Ağır yüke talip olan, galip olduğunu günden bilsin. Çünkü ALLAH’ıma sığınan, asla yardımsız kalmaz!”

4 Küçük büyük söyleşir, yerden gökten halleşir. Bilince her yer güzel, katılınca her hal güzel. ALLAH’ım RAZI olsun. Katıldığınız çoğunluğa hizmettir. Hizmet, himmete denktir. Dost bildiğiniz her kul elbet hatasız değildir. Eğmeyi değil saymayı bilirseniz gayeniz verimli olur. (‘Eğmek’ nedir?) Eğmek, baş kırmak. Baş kırmak kuluna yaraşmaz! Sadece  ALLAH’ıma baş kırılır! Kulu, kulları sevilir, sayılır. Aydın günü görevde bulacaksınız. KORUYAN ALLAH’ım, YOLU’na talip olanı BİLİR, BİLDİRİR. Kuyuya değil, deryaya giden yoldasınız.

5 Elma yesem bitecek, ocak yaksam tütecek. ‘Kuma yolum alırım, ben de SEN’den bilirim ALLAH’ım!’ diyelim, göreve niyet açalım. (Kumdan maksat yumuşaklık mı?) EVLİYA’ya yol sorsan, kumu gösterir. Halde uyum kumda giden yola benzer. İzi değil, ÖZ’ü verir. Kırmayan kırılmayandır kum. Ezmeyen ezilmeyen. Ak adım kara olmaz, yolumda haram kalmaz. ‘Almayı bildiğimce vereceğim’ diyelim, koyda deryayı gözleyelim” dedi, YUNUS’um yürüdü.

6 “Bağladım atları, ben söyledim atlıyı. Ağacı gölgesinde, yaprağı bilgesinde buldum. Evet, her görevli önce kendini deneyecek, halinde olanı gösterecek” dedi, HAMZA DOST söze girdi: 

7 “ ‘Alanlar sözü aldı, her kulu yardımcısını bildi’ diyene sözüm. El aldığın HAMZA’dır. (f can sorar: ‘Benim mi?’) Evet. RESULÜ’nün amcası. ‘Kuşak bağlarsak bele, gireceğiz biz yola’ diyenlere de ki: Yolumuz açık oldu gönlümüz kadar, yol ehline katıldı yönümüz kadar. Mutluluk cümlemizin olsun, her kulu ER’liğe soyunsun. Konuk gelene sözüm. (Kime DEDE'ciğim?) ER’lik yola bağlı kalmaktır. ER’liğe soyunmak, nefsinde olan her yükü almamacasına atmaktır! (Nefis ile mücadele mi?) Mücadelenin ötesinde! Kendini silip ‘HAK vardır, ben değil! HAK bilir, sen değil! HAK görür, yalan değil!’ dedi, HAMZA DOST yürüdü.

8 ALLAH’ım yardımcınız olsun, konuk gelende niyet bilinsin, sayıya değil sahiye yani hakikate uydunuz. Görevliler. (Konuk geleni bildirmediniz?) ü. Her var olan O’ndandır; dağdaki çalı bile, güldeki diken bile! Ona de ki: ALLAH’ım O’nun ADI’na niyet kuranı mükafatlandırır! ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, görevinizde muin kılsın. (Ne demek DEDE'ciğim?) Ehil. ALLAH’a ısmarladık.  

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH  

9 (Bir canın ruhsal şifası için sorulur) Kevser suresi okunsun.