18 Eylül 1981

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönül her yerde birdir, gönül her kulda gürdür. Açana 'Kaç.' demezler, geçene 'Git.' demezler, bilenler ham meyveyi yemezler. Cümlenize selam olsun. Görgüde her kulu birbirini sevsin. Desin ki: 'Yolum halim bir olmasa da kör değildir, bilmiyen hor değildir.' 'ALLAH'ımdan dilerim, yardımcı gelsin, kendini bulsun.' deyiniz, sadece niyaz ile yardımcı olunuz. 'Kapın cümleye açık.' diyenin yoluna, cümlemiz geliriz.

2 Koyda gemi barınsa, niyet ettiğin yerinse; geleceğin aynasıdır, bileceğin oymasıdır. 'Her gün, her gece.' diyenin saydığına değil, serdiğine bakınız. Açılan her kapının bir yüzü aya, bir yüzü Güneş'e bakar. Yerini yoldan soranın kapısı, hep Güneş'ten alır.

3 "Aldım verdim sormadım, çok bileni yormadım. 'Yoğurt yedim' diyeni, 'Kuru ekmekten yerim.' diye kırmadım." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

4 " 'Yazı bizde, kazı sözde, YUNUS verir sazda.' diyene de ki: 'Ne yazıda ne kazıda, ne sazda ne sözde; gördüğümüz hep bizde. 'Yerden saysam yerinir, yoldan desem gerinir; bilse HAK dedi biz söyledik, 'ALLAH.' deyip soyunur. Gücümüz sudan verir, kaydımız NUR'dan gelir, Hacımız kutlu olur." dedi, YUNUS'um yürüdü.

5 "El elde, HAK dilde, kul yolda oldukça kaygu elbet silinir. 'Gel' dedik cümlenize, gedik açtık gelmenize. 'Kapı sende.' diyene: Her kulun gönlündedir." Kapılar açık geldi, ALİ cümleniz selamladı:

6 " 'HAY.' dedik geldik size, ALLAH ADI'yla başladık söze. 'Dur.' diyene de ki: Durana değil, gidene ayak atarız; toprağı almak değil, dileyene satarız, para ile pul ile değil, yolun gittiğine bakarız. Her kulu açık  olsun, açtığı gibi kalsın; düz ovaya değil, suyun gidişine katsın. 'Görev' dedik söz ettik, tohumu toprağa kattık. Geldik biçeceğiz, taneleri seçeceğiz. MEVLANA değil elbet HAK'tan gelecek; sözü HAK'tan verdim, cümlesi gülecek. 'Gerçek nerde?' diyene, 'Gölgeni Güneş'ten değil, ateşten sakla.' derim.

7 BİR'den on bire, BİR'den yediye, BİR'den kırk bire, BİR'den altıya, BİR'den dörde, hazır olunuz gelecek güne. Adınızı tek-tek alınız." dedi, ALİ yürüdü.

8 Seher vakti anılır, günler dörde bölünür; ancak, belli vakitte beklenir. Söz birdir, BİR'den gelir. HAK BİR'dir, BİR'den verir. Ne siler ne böler, ne de kulunu kulundan ayırır. Kulu O'ndan dönerse, kulu kendine yanarsa, kavuşma günü gecikir. ('Kendine yanmak' nedir dedeciğim?) 'Dağlar kadar derdim var bilen yok.' derse, kendinden gayrıda selamet beklerse; kendi kendine yanmış olur, derdince derde düşmüş olur. Olumsuzluk, dilenenin olmadığı değil, YAZILAN'ın dilenmediğidir. (Ama bahsettiğiniz o ilk tebliğde böyle bir koşul yoktu dedeciğim?) Altın gümüş silinir bilirsen, soylu soysuz bölünür ararsan. HAK'tan gelen, mana madde, soylu soysuz ayrılmaz. Asla gölgeden vermedik, kuyu başında durmadık, gölgemizi suda yıkamadık. Seyrine daldığın her olay sana senden geleni verir. 'Nedir?' dendi: Sen ben O'ndan geldik, O'ndan bileceğiz; güzelliği sevdik, hoş gelmeyeni sileceğiz. Diyeceğiz ki: 'Hoş gelmediyse kendimi bilemediğimden, güzeli bulamadığımdan, HAK ile her an olamadığımdan. O'nun ile olsam, sevgisi ile dolsam, hoş gelmeyen olmaz, kulu hata bulmaz.' Ben bende olanı sende ararsam, en büyük hataya düşerim. Çünkü ALLAH'ım yarattığı hiç bir kulunu eşit değil, çeşit yarattı. Eşitlik ararsam, şirke düşerim de şaşarım. (Sizin tutumunuza aykırı değil mi?) Eşitlik sadece sevgide olmalı, saygıda olmalı. Küçüğü büyüğü sayarsam, seversem, kulluğumu yapmış olurum.

9 MEVLANA'yım, niyazım MERYEM ile beraberdir; MEVLANA'yım, niyazım her biriniz ile beraberdir; yolum, cümleniz ile beraberdir; de ki, eşit miyiz? Maddede hayır, manada evet. Benim dilediğim mana eşitliğidir, madde çeşidini geçiniz. (Tecelli mana değil midir?) Niyaz, mananın kapısıdır; niyaz, kulunun yapısıdır. KUR'AN ile geldik, KUR'AN ile göçtük, her damlanın ÖZ'ünü seçtik. 'Nasıl?' diyene de ki: Her damla bir CAN'dır, ÖZ'ü ise CANAN'dır. Devrini tamamlayan, gönlünü tanımlayan gerçeği açık bulur, gerçekte her damla olur. Kendine kendin döneceksin, kendini kendinde bulacaksın, yerden göğe olacaksın. 'Ne demek?' dendi: 'Kainatı gönlüne al.' denilir. Sözümüz odur. Kalemiz buradadır, kalemimiz eldedir, gönlümüz GÜL'dedir, her birimiz haldedir.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH