28 Eylül 1981 

(YÜCE ALEM'in çağrısı üzerine 11 yöneticinin özel toplantısı) 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Selam olsun sizlere, hayır versin sözlere. Almayı dilediğiniz kadar verdik. Dağıtan ile beraber olduk. Konu sadece alıp verme değil elbet. Verecek olan kullarına düzeni kurmadır göreviniz. Konu sadece günün konusu değildir. Geleceğin temeline hizmette ALLAH'ım cümlenizin yardımcısı olsun.

2 "Az gelmedik, az vermedik; HAK'tan aldık yoldan verdik." dedi, ALİ sözü aldı, elbet RESULÜ'nden.

3 "Alacağız vereceğiz, yönetimde göreceğiz. Temele katılanlar, Dört ER ile güçlenecek. Yönetici ayrıya asla izin vermeyecek. Almayı denediğiniz günden, değerlendirmeye geçiniz. Gemiye gelen, kendini geminin dışında bilen her kuluna yer verecek, dilerse, kaydı için niyaz edeceksiniz. Meydan yönetimde olanların emanetindedir. (Ya HAZRETİ ALİ; 'Almayı denediğiniz gün' hususunda bizi aydınlatır mısınız?) Damla-damla gelişen, gürül-gürül akışına döndü. 'Aldım.' dediniz, duman almadan suyun akışına katıldınız. ALLAH'ım her kulunu görür. Aynaya baktığınız gibi. Sayfada okuduğunuz günden veririz. Asla satırlarda hakikat dışında olan verilmez. Açık dedik. Önce kendi yapınız hakkında şüphenizi kesin siliniz. Katı gelen her olayda, O'nun EMRİ'ni biliniz. Öylece görevinizin azameti DOST KAPISI'nda nasıl gerçekleşir göreceksiniz. Meydan, 'Gayret.' diyenler ile hayrete düşenler tarafından çeşitlilik gösterir. Katılan, EMRE uyandır. Elbet, HAKK'ın EMRİ'ne

4 Kemerde düğüm olmasın. Herkes bilsin ki, RESULÜ; kamerden değil, güneşten aldı, güneşten verdi. Has kullarına ALLAH'ımın, "Görevin O'ndan!" dedi. Yer verdi, sır verdi, ser verenle yolunu paylaştı. Dedi ki: "O'ndan sana." Dedi ki; "Bizden söze, sizden bize." Akacak çekecek, her bilen toprağa diz çökecek. Onun için günde, O'nun kurduğu düzene bakalım. Meydan'da aldığınız görev, danışmaya açık. Her kuluna dilediği malumatı verecek halde, her an bulunacaksınız. Yönetim, keşmekeşlikten, kesin kararlı, birbirine haberli hale gelsin. İrtibat asla kesilmesin. Bu gün yüz, yarın bin, öbür gün milyon sizlerden bekleyecek; ALLAH'ım bizlerle size ekleyecek. Temeli sağlam kurduk. Ekilen ağacın meyvesini yiyecek, 'Ne güzelmiş.' diyecek, çekirdeği toprağa atacak. Gün  o gündür. Toprağa atılan çekirdeklerin verimli günü. O meyveler de yetişecek. Toprağı bakımsız ise, meyve elbet verimsizdir. Açık geleni açık vereceğiz. Her ay on birler ile toplanacağız. Aydan aya gelişeni gözden geçireceğiz. Bizim için değil elbet, cümle için. Yolumuz sözden ÖZ'e ulaşmaya yöneldi. Güne kadar gelişeni gözden geçiriniz, gerekli olan nedir düşününüz. Her soruya açık geleceğim. 'Olumsuzluk nedir?' denildi: Gemiye gelmeyen, sahibini bilmeyenin arayışıdır. 'Denizden geçemem gemiye binmek için.' derse, varsın kayık ile ulaşsın. El veriniz, gemiye öylece alınız. 

5 Umut sizlerde, müjde bizlerde. RESULÜ'nü andık, selama döndük, görevliyi yüze tamamladık. Altı geleceği vereceğiz günü geldiğinde. 'Onların görevi nedir?' denildi: Her yolun nakil düzeni vardır. Tel ile, sal ile, körük misali araba ile. Tel sözü nakleder, sal denizde olanı. Toprak yolda gideni, körük gibi araba götürür. Ata eyer vurursan, yükünü de alırsın, yükü olana yardımcı da olursun. Nakil düzden tozdan geçirmektir; dağdan taştan göçürmektir. Kendinden gayrıya maddi manevi hizmet. 

6 'a'nın ikincisi kim?' denildi. Neyzen. Gelecek. 'Mizah.' diyene de ki: 'Dinlersen, VARLIĞI'nı izahtır. Ne gülene ne gelene O'ndan gayrıdan söz yok." dedi, ALİ selamını cümleye sizler ile iletti.

MEVLANA'yım ben!

7 Gölgeyi aşabildik şaşmadan, dağları geçebildik düşmeden, AŞK'ına dönüştük taşmadan. 'Şükür.' diyelim, az yiyelim, çok verelim; dünü günü artık geçelim. Açıklık dönemine giren kainatta, görevimizin ağırlığına, O'nun AŞK'ı ile katlanalım. Bilelim ki, az ile çok bulacağız, SAMANYOLU'nda buluşacağız. Hizmet O'nadır himmet O'ndan, hikmet bizlere hayrette kalmazsak. 'Hakikat çemberine girdik.' diyelim; YUNUS'un dediği, RESULÜ'nün sunduğu meyveyi yiyelim. Diyelim ki: 'Çok gelmişiz arkaya bakmadan, çok vermişiz sayıya düşmeden. Bile-bile bilmediğimize yanmışız, sunulan şerbete canlar ile kanmışız.'

8 "Gayret." dedi YUNUS'um geldi: 

9 "Ayağına toz mu aldın silersin, her bilene koz mu verdin gülersin?" dedi, verdiğinde selam gördü. "Altın yüzük eldedir, gümüş sözlük dildedir. AŞK; ne dinde ne imandadır, kulun bilmediği zamandadır. Akan suya bakar da 'Çöp ile dolu.' derse, deme ona 'Akan su kir tutmaz.' Kaçan kula bakar da derse 'Dinsiz, imansız.' ona de ki 'Kendini bulsun.' Arar, kaçtığı yerden tarar; öyle kulda kin ne arar? Sıyrıldığı her parça ona, O'nu buldurur, yaklaştığı durgun suda olumsuz resmini gösterir. O zaman; akan suya atılır, bilmediği ile katılır, gideceğe yürür, kendinde olanı görür. Onun için kulun yapısına değil, kapısına bakınız. Anahtar arayınız kapıyı açmaya, gönlüne geçmeye." dedi, YUNUS'um yürüdü.

10 Kara karga öterse, keyfine gelmez; yoldan diken batarsa, canına almaz tende kalır. Alacağın yeri vereceğin sözü kitaptan okursan, inandırıcı olmaz. RESULÜ'nden aldığın gibi ver.

MEVLANA'yım!

11 Aynı yerde, dilenen günde, açılacak sohbette; her görevliden yaptığı yapacağı, yeniye adım götüreceği alacağız, beraber el ele olacağız. Güne kadar aktık, günden sonra sizler ile akıtacağız. Dedik ya, her çekirdek ağaca dönüşür, bir çekirdekten orman oluşur. Konu küçük değildir, uyumayalım.

MEVLANA'yım!

12 Konuk gelene selam olsun. (Neyzen a mı yoksa n mi?) Değil, gelecek. ALLAH'ıma emanet olunuz. Her soruya açık kalacağız, biliniz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

13 ('Her soruya açık kalacağız.' dendi. Soruları tüm canlarla birlikte olduğumuz zaman mı, yoksa özel olarak mı soracağız?) Görevlilerin sorusu. Yönetim gerekçesi. OMAR der ki: "Yönetime katılan her kul, bin kul için sorumludur."

MEVLANA'yım!

14 Görevli olan, görev verilen her kulu, aynı sorumluluk içindedir. Bin kulun sevabına da günahına da ortak olabilirsiniz. Onun için dedik: 'Ayaktayız, ayakta olunuz.'