1 Ekim 1981
(YÜCE ALEM'in
çağrısı üzerine 41 dağıtıcının özel toplantısı)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Küçük büyük her kulu, bilecektir dilenen yolu. Geldik
sizleri gördük, dilediğiniz kadar verdik. Cümlenize selam olsun. Dilediniz
aldınız, elbet sizde kalmayacak. Gözde dengini bulan, yaprakta ahengini
gösterecektir. 'Evimiz' dediğimiz, dünyayı 'Konut' diye
bildirdiğimiz yerdesiniz.
2 "Gölde balık avlayan, çölde deve göçüren yolunu
bulur." dedi, HAMZA DOST söze geldi:
3 "El altına somun ver, ağaç altına kilim ser.
Meyvesini alacaksın, yaprağını bileceksin. Unutulmasın, ağacı
doğayı güzel gösteren yapraktır. Rengi ahengi ile meyveye verdiği
gücü ile görevini sessiz yapar. Dökülüşte dahi köküne hizmettedir. Köküne
hizmet, RABB'ine hizmettir! Kökten maksat, 'Sen ben' değil, 'Sana bana'
dır, kaderini YAZAN'adır!
4 Gönülden geldim size, dedim 'Yoğun çalışanlar,
gerçekte buluşanlar, elbet riyayı atar, hakikatte güzeli seçer' "
dedi, HAMZA DOST yürüdü.
5 "Sefer vakti geldiyse, seherde
buluşalım; birbirimiz için çalışalım, RESULÜ'nün hali ile
oluşalım." dedi, YUNUS'um sözü aldı:
6 "Günümüz açığadır, durmayalım
geçelim. Bilelim ki durgun suda yosun ile böcek beslenir, akan suda taş
toprak yıkanır; deryaya ne gelse paklanır. Asla sözümüzü saklamadık!"
dedi, YUNUS'um selamladı. (Elde somun nedir
dedeciğim?) Nasib.
7 "Sözümüz HAK'tandır bizim. Cümleyi gördü
(O), cümle de gördü (O'nu), aldığınız kadar verdi." dedi,
ALİ sözü aldı:
8 "Sözümüz yenilenir. ALLAH'ım RAZI olsun.
HAK ADI'na talib olanlar, kendini tekrar HAKK'a yöneltsin. Desin ki: 'Yolunda
göreve talib oldum, SANA sığındım. Dar gelse de fistanım, dilenen gibi
olmasa da destanım, SEN'den gelene hazırım!' Gönlünüzde asla şüphe
kalmamalı! Kimse, 'Yapabilir miyim?' diye kaygu duymamalı! 'Zorda kalmak
dilemem, kendi kendimi elemem' deniliyor ise, (O'nun) AFFI'nı dilesin!
9 Dört yıl, dört ay, dört gün bekledik. 'YA
ALLAH!' diyelim, bir ağızdan göreve adımımızı atalım. 'Konuya girelim'
diyene sözüm. Konunun içindeyiz! Soyunduk DOST KAPISI'nda. Önce BİR'den
sonra BİR'e verelim, gölgeyi kendi aramızda silelim! Görevin güzeli
kendinde vermektir, geleni değil arayanı bulmaktır. Sosyal düzeni kendi
aranızda kurunuz! Her görevli kesin ailesi içinde, komşuları ile
çevresine, konuk misali değil, konut misali yardımcı olsun. Maddesi olan
'Kolay' der. Hiçbir kulu sevgisiz maddeye talip değildir. Sevgimizi
dağıtalım! Gaye yazılanı okumak değil, yazılanı dokumaktır. 'Dokuma
fabrikasındayız, dokuyucuyuz!' deyin. Genişleyiniz' dediğimiz,
topluluğumuzun genişlemesi, odayı doldurması değildir! Çevreye,
daha geniş çevreye açılmasıdır. YUVA'nın methine değil kaynaktan
gelenin fethine çalışınız! Her birinizin genişliğe açılması, dar
geçitte olanların, sizlerin yardımı ile yolu aşmasıdır. Olumsuzluk asla
yolunuza gelmez. Denildiği gibi: 'Uyumsuz komşuya söz edemem, göz
atamam!' demeyin! Denetleyen görevliler genişliği görecekler,
'ALLAH'ım şükür!' diyecekler. (Bana mı
dedeciğim bu söyledikleriniz?) Her görevli kendine alsın!
10 Dost kulun hizmetinde, kul DOST'un
kuvvetinde. RESULÜ'ne uyduk, hali ile gördük. 'O'ndan aldık O'na
döneceğiz!' deyiniz. RESULÜ ile hemhal olunuz. Biliniz ki, Ahlakı en güzelden güzeldi; biliniz ki Sohbeti dinleyene misaldi. Gök açılır, yerde çiçekler
söyleşir, kuşlar bekleşir. Öyle ise kulu görevden niye
kaçışır? Kuştan böcekten güçsüz müyüz? Almak, kulunu vermekle yükümlü
hale getirir. Almaktan maksat, kulluk görevini öğrenmektir.
Öğrendiğimizi defterden okuyarak değil, halimiz ile verdik.
Aldınız vereceksiniz! (Hal ehli olmak mı
dedeciğim?) Günün başladığı bilinir. Cümleniz
önce birbiriniz ile olan bağlantısı yeniden gözden geçirilsin. Aranızda
'Nasıl genişleyebiliriz?' diye program yapılsın, yapıyı öylece
açacağız. RESULÜ'nün eli ile dört görevli her an hizmetinizde olacak.
Temelden çatıyı dilediğiniz gibi donatacak, 'ALLAH'ım şükür, görevim
kulluğundur!' diyeceksiniz." dedi, ALİ RESULÜ'nün Selamı ile
sizleri sıvadı yürüdü.
11 (Altı
görevlinin YÜCE ALEM'den altı yardımcısı olduğunu söylemiştiniz.
Bizim yardımcılarımız da YÜCE ALEM'den dört kişi mi, yoksa Dört ER mi?)
Elbet Dört ER.
12 "Demde zordur işimiz, kırılırsa
dişimiz, bozulursa düşümüz?' demeyin! Bağdaki üzüme tadını veren
güneşi düşününüz." dedi, YUNUS'um yeniden söze geldi:
13 "Sorunuz açık gelsin. (n: Sorunlarımız ne olacak?) Soğuk mu
sıcaktan mı, yağmur mu çamurdan mı sorun gelir? Kendinde bulan kulu,
sorunları gine kendinde çözer, 'Sorun' dediği her satırın altını çizer.
Günü geldikte beraber okuruz, etekte toprak varsa beraber silkeriz. Kayguya
düşmeyin, beraber çizer beraber çözeriz. El ele oldukça, diz yere
vurdukça, kulu kula zor tutmayız, ne var ki 'Olacak mı gelecek mi?' diye asla
zar tutmayız." dedi, YUNUS'um yürüdü.
MEVLANA'yım!
14
Kaşığı ele alalım, kaşığı
olmayana verelim. Hizmetimizin himmeti, gönüllerinizde olur ziyneti.
"ALİ'nin sözüne, 'Çatıya kadar donatınız' dediğine gönül koyana sözüm
var." dedi, bizim ile iletti: "Donatmaktan maksat, ne eşya ne
aş ne taş. Sadece yol için arkadaş. Arkadaş olmak için;
sevgi bilgi görgü. Mana binası mana ile donatılır." Birbirine
benzemeyen
kulları, 'Sadece O vardır, O'nun ADI anılır!' diye TEK'te buluşur.
Demek
ki kulunun huyu O'ndandır AŞKI'na düşerse. O'na O'nun ile olduk mu,
huyuna değil suyuna geliriz, aynı suda yıkanır, aynı çatıda barınırız.
ALLAH'ıma emanet olunuz. Programı yapıp yönetime getiriniz. ALLAH'a
ısmarladık.
ALLAH'ım YARDIMCI'nız olsun.
15 (DEDE'ciğim;
program nasıl yapılacak, programa neler koymamız gerekli?) Daha
önce verdik: Önce aranızda 'Seni beni' silerek, 'O'dan O'na' diyerek
başlayınız. Yuvanızda (evinizde) asla
uyumsuzluk olmasın! Eş eşine desin ki: 'Soyunduk HAK RAHMETİ'ne,
giyindik görevin zahmetine' ALLAH'ımın EMRİ'dir: Kadın sesini, erkek
nefesini eşinin hizmetinden ayıramaz! 'Ses nedir, nefes nedir?' denildi:
Sesini yüksekten alan kadın, yuvanın temelini sarsandır! (Bağırıp çağıran kapris yapan, hezeyanda olan kadın
kastediliyor.) EYVALLAH! Nefesini sayıda tutan erkek, yuvanın bakımından
uzak durandır! Yuvaya kadın sesi ile güzellik verir. Karga ile bülbül misali.
Nefesini işinde kullanan erkek, kendini yuvasında huzurda bulur. Önce
yuvada, sonra komşuda, mahallede, çevrede. Almayı dilediniz, verdik; 'Gayret
sizlerde' dedik. ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH