23 Ekim 1981

(Yakında dünyada büyük olaylar meydana gelecektir. Acaba YÜCE ALEM kötü günlerin ve Altın Çağ'ın geleceği için mi bizleri görevlendirdi?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUVA'mız cümlenizin, yolumuz her dileyenin. Selam olsun, aldığınız almayı dilediğinize uysun. Konuk gelen kuluna yolumuzu dün açtık, yerimizi sormadan seçtik. Komşu komşuyu arar, bilen kendinden sorar. Olumunu bilenler, yerden ekin biçenler desinler, 'Güleceğiz, DOST ile beraber olacağız.'

2 "Yaprak aldım elime, mendil sürdüm terime, geldim baktım serine. Açık geleni verir, cümlede sevgiyi bulur." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Ağacın doruğunda, asmanın koruğunda, bilenin sözü olur, bilmeyenin gözü kalır. Dar gelse, bol verse, bilmeyenin gönlü kırılır. Oyun YAR'dan ayırmaz. Kulu kendini bilmezse sayfada gününü görmez. 'Oyun nedir?' denildi: Dünyada gördüğün hizmet. Bilmeden oynarsan, 'Dert.' dersin sararsın; bile-bile oynarsan, hayıra yorarsın. Geldim 'Oyun.' demeden, bildim sahneden inmeden. Selam verdim, DOST'u gördüm, seyirci olana sordum: 'Ben mi, sen mi?' Dedi ki: 'Ne ben ne sen! Ben sen biz olduk, sana bana bakarak birbirimizde bulduk. Sen güzel, ben güzel, bizde çirkini sildik.' Dostluğu HAKK'ın dilinde gördük, gönüllere serdik, aldık verdik." dedi, YUNUS'um yürüdü.

4 "Altın gümüş O'ndandır, seven sevilen O'ndan; 'Her çiçeği severim.' dersen, dikeni dahi O'ndan. 'Alacağım seferden, bulacağım neferden, geldim yoldan zaferden.' diyene de ki: 'Kapı bize  açıktır, yolumuz geçilecek.' 'O gün geldi mi?' diyene sözüm: Her gün kuluna en yakındır. Saymayı değil, nefisten soymayı deneyelim; açılan her kapıda, ALLAH'ımın RIZASI'nı dileyelim. Diyelim ki, 'O'nun RIZASI; O'na varmayı bekleyen, O'nun dediğine gönlünü ekleyendedir.' ALLAH'ımın RIZASI sizlerle olsun, her kulunda RESULÜ'nün Selamı kalsın." dedi, ALİ sözü aldı:

5 "Ay doğdu güneşe uydu, gün doğdu güneşe uydu. Uymayanda, sadece gölgenin verdiği kaldı. ALLAH'ım gölgede olanı güne çıkarsın; altın günde, kulu kendinde olanı görsün, kendinde olandan kainata sersin. Aldığımız kadar verdiğimiz bilinir. Asla ne bir satır eksik, ne bir satır fazla söylenir. (Kimden aldığınız?) Elbet YÜCE'den! Sildi isek geceden, ayrılmadık heceden. Temel olduk, sözde bulduk. Alan ile VEREN'den yargıya düşmeden bildik. Bilenden olunuz! Temelde görev alan ile cümlesinde HAKK'ın RAHMETİ vardır. 'Cümlesi kimdir?' denildi: Bina. Temelin üzerine kurulur. Her kumun tanesi dahi RAHMETİ'nden nasiplidir. Biliniz, görünüz, ERLİK'te nasipleniniz!

6 Soğuk sıcak aşamaz, buz olsa da düşemez, 'Hata.' diye şaşamaz. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Kainatın verdiği, her zerrede kulu ile kardığı, ağacın kökünden doruğuna aldığı gibi vardığı kadar görecek; ne zordan şaşacak, ne korkudan kaçacaksınız. Olaylar değil, sadece alan veren olarak kalacak, öylece kendinizi HAK KATI'nda EMİRLERİ'ne uymuş olarak bulacaksınız." dedi, ALİ yürüdü." Hepimiz mi?' denilir: 'O, O'ndan, O'na!!!' diyen her kulu. 'Sen ben.' diye ayırırsan, menekşeyi dikenden kayırırsan, O'ndan dememiş olursun. DOST ADI'na her kulu pay dilesin, 'HAY!' desin, konuya öyle girsin. Görevin azı çoğu değil, yapılanı önemlidir. Katılan her kulu görevlidir. İstese istemese!"

MEVLÂNA'yım!

7 Kendini değil, kendinden geleni bilesin, kendinden gideni silesin! ALLAH'ım 'O'na!' diyen kulunu, 'O'ndan!' diyen kulu kadar sever. ALLAH'ım yarattığını, KENDİNDEN KENDİNE sever! Kendinde kalırsan, çiçeğin solar! Kaygu etme! Yeni baharda yeni çiçekler açar.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

8 (i kulunun ULU'sunu bildirir misiniz?) 'MEVLÂNA'yım.' dedim daha önce verdim.