20 Kasım 1981
(17 Kasım 1981
tarihli tebliğde "'Er geldi, geç kaldı.' demeden YUVAMIZ’da verileni
derleyelim" denmektedir. Bu cümleden tebliğleri Kitap halinde
derlemeye başlamalıyız yorumunu çıkarmaktayız. Yorumumuz doğru mudur?
YÜCE ALEM'in lütfunu rica ediyoruz. 26 Mayıs 1981 ve 16 Kasım 1981 tarihli
tebliğlerin biraz daha açıklanması dileği YÜCE ALEM'e iletilir)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Küçük büyük her kulu, bilecek elbet yolu. Verdik geldik
sizlere, dedik 'Uyun verilen
hallere.' 'Alacağım vereceğim yok!' diyemezsin, tek başına
aşını yiyemezsin. 'Elden alacağım, ele vereceğim O'ndandır!'
diyeceksin, öylece aşını paylaşacaksın. Yol hali kulunun ölçüsüdür.
'Dünyada olamayan ahirete kalır.' diyene de ki: 'Oluşa, oluştuğun
gün çalışacaksın, çalışa-çalışa alışacaksın, istesen
istemesen buluşacaksın.' Gerçek kaya misali önüne gelse, gayretin ile kuma
çevirirsin. 'DOST.' diyelim 'ER.' diyene, DOST bilelim hakikate çağırana.
Gözden uzak olsa da, yerde taşı bulsa da gelişecek, ayağında dar
pabuç varsa toprağa basacak, şikayeti silecek.
2 Her dal O'na çalışır, her yaprak O'ndan alışır.
Geldik bulalım diye, dedik olalım diye. Aldık SEN'den, bulduk SEN'den, dedik
'Vardığımız da SEN!' Altın yaprağı oku, toprağı ekecek isen.
Kendinde oluşanı toprağa verirsen, gelişen senden mi O'ndan mı?
Alışan, çalışan, oluşan O'ndan. Gelişen, bilişen, DOST
ile buluşan da O'ndan. O'nun ile O'nu biliriz! O'nun ile O'nu buluruz!
O'nun ile O'nda kalırız! 'ALLAH'ıma şükür!' diyelim, cümlemiz O'nun ile
olduğumuzu bilelim. Her alan verendendir bilse bilmese, her gören
serendendir saysa saymasa.
3 "Yaprağın sayısına, DOST geldi kapısına, sahip
olsun yapısına. Ayağım değil, gönlüm getirdi, sayfadan sayfaya yazım
bitirdi. Dil dedi gönül söyledi, YUNUS her sohbette vakit eyledi.
4 Zaman sende bende değil, mekan yerini alanda soranda
değil. Her cümle birbirine bağlanır. Tek kelime elde anahtardır.
Görenden sordum 'Neyi?' duyana dedim 'Nerden?' sevende dedim 'Halden.'
Otururken kalkan oldu, diledi 'Baldan.' dedi, her öğütte kendinden kendine
nasip çıkardı. (Kim acaba?) 'Ayağım
düzene uymaz.' diyen, değmeden toprağı 'Bulmaz.' diyen. (Adı belli midir?) 'ER'den
sorana. 'Kapı kulu olalım, biz de yolu alalım.' dersek, önce dileğimizi
bilelim! Kapı kulu, ALLAH'ımın KAPISI'na kulluk eder. Kulunun kuluna elbet
hizmeti vardır. Ne var ki daha önce de verildi: Kral da ere hizmettedir, er de
krala. Hiç birinin hizmeti ötekinden üstün değildir fistanlarından
gayrı." dedi, YUNUS'um yürüdü.
5 ('Tek kelime
elde anahtardır.' cümlesini açar mısınız?) Her kelime sahibinindir.
Dördü bir araya geldikte, kapı açılır. (Dört ER'e
verilecek kelimelerin toplamı mıdır?) EYVALLAH! (Kelimeler sır da onun için.) EYVALLAH!
6 "Kayda yer veren, YAR'da kendinden
kendine dönendir. 'ALİ'den alacağız, sohbette bulacağız.'
diyenlerle beraberiz." dedi, ALİ sözü aldı:
7 "Her kapı sahibine açılır, sahibi ile
geçilir. Her kulunda açacak kapıya anahtar vardır. Verildiği gün görgüye
varılır. 'Açalım.' demekten çok 'Kaçalım.' deseler de, bırakılandan olamazlar.
'Hayır da hayırlıdır.' diyene de ki: 'RESULÜ 'Hayır.' demeden 'Hayırlısı.'
diyendendir, her olaya gülendendir, her var olanı sevendendir, O'ndan ona,
O'ndan sana nakledendendir.' Kapı O'na açılır, kapıdan O'na geçilir, önce
kapıda RESULÜ seçilir. Aydın günde aydın yolunuz açılsın, açılan kapıdan RESULÜ
ile geçilsin." dedi, RESULÜ'nün Selamı'nı cümlenize iletti. "Selam!
Selam! Selam! Diledik geldik, EMRİ'ne uyduk. 'YA ALLAH!' diye-diye
cümlenizin gönlüne AŞKI'nı koyduk." dedi, ALİ selamladı yürüdü.
8
Kayıt bizden size, hizmet sizden size. Sizler ile bize. ALLAH'ıma emanet
olunuz. (s'nin sorusuna cevap verilmedi?) Her
sayfada düzene uyana selam veriniz. Daha önce verdik sorunun cevabını. (Gazetede yayınlanacak) Yumuşak
olsun, yerini bulsun. 'Kitap' diye toplansın, elden ele dolansın. Gayret kapıyı
açar, hayret kulundan geçer. 'Rüya.' diyene de ki: 'ŞEMS de 'Gölge.'
demişti, MEVLÂNA’yı öyle bulmuştu.' Bütün günlük yazılır, tamamı
Kitap'ta toplanır.
ALLAH'ıma emanet olunuz
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH