15 Eylül 1983

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Konuya açık girelim, her halde olumsuzu dürelim, güzel yolda olanı görelim. Selam olsun, ALLAH’ım attığın adıma selamet versin.

2 O’nun İZNİ olmasa, karar veremezsin, olacak güzel günü bilemezsin. Deftere yazı yazılacak, gelen gün dileğince okunacak. Kumda ayak izi veren ile adımını atarsan; adın da anılır, sözün de bilinir. Katkıda olana de ki: ‘Adın bilinendendir, adıma konuşalım, el ele HAK ADI’na çalışalım!’ ‘Değirmeni çalıştıralım!’ diyene… (Hangi değirmen? ‘Değirmen’ acaba kurulacak şirketin adı mı?) EYVALLAH! Yazında imzan vardır! Sözüne uymazsa, ÖZ’üne uyacak. (‘Gel’’ denilenler mi?) EYVALLAH! ‘Muradına ersin.’ diyene de ki: ‘ALLAH’ım dilediğini diletir, dilediğini eletir. Kör olandan değilim, ALLAH AŞKI bildiğimi gürletir!’

3 ‘Nasib ALLAH!’ diyeceğiz, HAK ADI’na gireceğiz. Mümin olan bilir, nasibi gür gören, istese istemese katılır, senin ile dilediğine atılır, çünkü akımımızda düğüm vardır. (‘Düğüm’, kopmazlık anlamında mı?) EYVALLAH! ALLAH’ımın DÜZENİ’nde, köşe noktalarda değişik gelen akımlara düğüm atar. Akımlar, gidiş gelişlerde negatif pozitif çaprazlar oluşturur. Çaprazların çatıştığı köşelere denk gelen eşler, asla ayrılamaz! Onun için, ‘Olanı, olduğu gibi al!’ dedik, daha önce verdik. Düzeni kuracak ALLAH’ımdır. Denk gelmeyen akımda, zaten duramazsın. (Amaç farkından dolayı mı?) EYVALLAH!

4 Senden sorulana de ki: ‘Düğümü atan bilir, nasibi satan görür. El aldım dileyene vereceğim, her gönülde ALLAH’ımın ADI’nı andıracağım!’ Yanan ocak küllenir, seven kulu GÜL’lenir; dilese dilemese, niyeti ipte sallanır. ‘Geç oldu!’ denmesin, kaldığı yerden dönmesin! Eşikte olana ‘Yol benim!’ derse; beşikte olanı görür, öylece taşsız yolda yürür. Minareye ses veren, yerden alır. Yerde bitiren, gönülde olanı sofrada kotaran… Altın gümüş, senindir, yolun en güzeli sonundur, sondan maksat gönlündür. Aç kitabı defteri, oku orda kaderi. Bileceksin bulacaksın, bilmediğin yerde kalacaksın. Gidene değil, olduğun yerde bulana katıl! Suyun aktığı yerde başlar, merkeze öyle ulaşırsın. (‘Suyun aktığı yer’ derken, İzmir’i mi kastettiniz?) EYVALLAH!

5 Dağlar taşlar söz bekler, uçan kuşlar göz bekler, gidilecek güz bekler. Dostlar çağırır, DOST KAPISI açılır, sofralar açılır, yolumuz açılır, gideceğiz ÖZ bekler. Damla-damla verdik, gürül-gürül akıttık; deryaya katılacağız, cümlemiz gelene atılacağız. Selam olsun, düzensiz görülen ALLAH’ıma havale edilsin!

ALLAH’a ısmarladık.

6 Daha önce verdik! Sen niyazını et, niyetini kur! ALLAH’ımın verdiğidir, cümle kulun gördüğüdür. Yanında olanın yapısından değil, niyaz kapısından olacak, yapıya hata diyenler yanılacak! Olumsuzluk yoktur! ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH