|
(tarihsiz-17-)
1970
yetti mi yeter mi doydu mu doyar mı deme allahım kulundan geçmez
ona havale edileni bırakmaz yüzlerce melekleriyle korur
her olaya sebep yaratır
ben bakayım ben koşayım hastayı kurtarayım aşını kotarayım
diyen yanılır her yolu kapanır
14 eylül 1970
güvencemiz kuldan olmasın kul kime dayanır
ananın yokluğu babanın yokluğu yavrunun sefaleti değildir
çünkü ne ana ne baba dört başı mamur koruyucu değildir
tek koruyucu yaratanımdır
yer sarsılanda kul sallananda anayı babayı mı düşünür
bilir ki hiçbirinin gücü kurtuluşa yetmez
20 ağustos 1971
yardım sözle değil gönülle edilir
01 eylül 1971
yaptığın yardım senin onun ve allahımın arasında kalsın
10 ekim 1971
yaprağı ağaçta tek görsen hayrette kalırsın
ağaç senin olmasa da göz zevkinden mahrum olursun
onun için senin olmasa da gördüğün ağaca su ver ki
gözün de gönlün de hoş olsun
22 şubat 1972
yardım dilemek evvel allahtan sonra göndereceyi yardımcıyı
beklemek
19 ağustos 1972
acz içinde olana sen ağlama aczine yol bulayım deme
çünkü gücün yetmez yaratanın yarattığı kulum diye gözettiğine
el atmak
ağaca boy verdim demek kadar garip gelir
19 ağustos 1972
sözün hatası şuradan gelir kul dara düştümü allahım der
allahım kuluna en güzelini vermiş neden acısın
neden güzel olandan kulunu kurtarsın
elhamdürillahi rabbül alemin derken
allahım alemlerin vericisi olduğunu biliriz her halde hamd ederiz
demektir
11 aralık 1972
cumayı beklerken perşembeye eklerken çarşambayı saklarken
salıyı gönlünden çıkarmadı günlerden değil gönüllerden mekan
aldı
her gönülde bahçe gördü vergiye duacı oldu
pamuk dalında paklığı buldu adına pamuk dede dendi
gözünün görmediği kainatı bilmediği sanılırdı
gönül bağında nelerin erdiğini kul bilse görmeyen her göze acımasa
pamuk dedenin erdiği yeri görürdü
acıma kulun görevi değildir
dediğim yanlış anlaşılmasın merhametsiz olunuz demedim
her olayı allahımın vergisinde bulunuz
sen ondan büyük müsün ki verdiğine acıyasın
sen sana düşen kulluk görevini yap
yardıma muhtaş gördüğüne gücünce yardımcı ol yapacağın odur
29 ağustos 1973
çaydan geçen paçasını kıvırır gölden geçen salını devirir
elden medet bekleyen dizini dövdürür
02 mart 1977
dayandığım allahım deyiniz yerden gökten yardım dileyiniz
02 mart 1972
desteği kuldan bilen yıkık duvara dayanan sarhoşa benzer
06 ocak 1978
yar diyen her kula meryemin sorusu gelir
aç ile aç mısın çıplak ile üşür müsün
günün yargısına düşenler fakir ile üşüyenler
dolaplarını açtıklarında utansa idiler ne aç ne çıplak kalırdı
sözüm cümle içindir zümre için değil
bir yaraya yüz kişi eğilirse yüz kişi giyinir
yüz dilim somun bölünürse yüz aç doyurulur
birbirinize nakledeceğiniz önce bu olsun
yarışma yardımcı olabilmede yapılsın
gönülden alırım gönülden severim denende
hakikat nerden nereye kadardır
elbet her kulun nasibi bir yazılmaz kimi az kimi çoktur
çok az olana yeterince yardımcı olursa sevgisi katıksızdır
19 mayıs 1978
çağırana söz gerek anlayana öz gerek elbet verdiği yürek
aldım verdim yardım diye koştum dediğime şaştım
yaptığım yardım değil koz idi her halim söz idi
yardım demediğim gün söz ile girmediğim yön
kendimi bulduğum özüme döndüğüm an oldu
eğer yardım deyip girdi isek yanılırız
sadece varolanı varolanla paylaşırız yardım alışverişten sayılır
madde vereyim mana alayım diye yardıma koşarsan
kendini avutmuş olursun
aldığımı gördüğümü paylaşalım diyelim alışverişe asla düşmeyelim
dedi pir sultan abdal selamladı
03 kasım 1979
sahibini bilene yardımcı olunur
16 kasım 1979
sarsam yarayı örtsem karayı diyene de ki
yara da kara da yücedendir
gönülden alırsan yapıda kendini bulursan yardımcı olursun
26 ocak 1984
serap kulunun hayalidir gönlünün gerçeği
bulmayı her kulu diler olmak için niyetini böler
bulmayı diliyor isek he avucumuzda yazılı olan gerçeği okumalıyız
yazılı olan nedir denildi
kainatın nokta ile verilen gerçeği
seyirden almak istiyor isen kendine sor
aldığını verdinmi bir avucunda olanı ikiye böldünmü
elin ile zengini fakiri sardınmı öksüzün sırtını sıvadınmı
hastanın başına koydunmu o el senin gerçeğindir
21 haziran 1984
çevrende yardımcı arasan kendine yönel
de ki
yardımcım allahımdır
kendimi bildi isem gerçeği buldu isem hak ile
doldu isem
nefesim ona varır yardımcım beni görür allahım
cümleyi korur dedi
seyyid omar selamladı
07 aralık 1984
akan suya vardım suda balıkları gördüm kilimi ağacın altına serdim
lokma yaptım somunu balıklara verdim dost yüzümü öylece suda gördüm
el verirse gönül sevinir sevgi olursa cümlede sevinci kalır
|