MEVLÂNA’yım ben!

Yuvamız süslendi
Gönlümüz seslendi
Sevindik, sevinenlerle neşelendik

Zamanlara bırakma kendini
Üzüntüm zaman zaman olur der
Duymakla değil
Almakla uyulur
Yumuşak olmakla bilinir
Söz bende kalsın
O yumağı boş sarsın deme
Vurduğun halı toz çıkarır
Toz gelir sana bulaşır
Gayen, temizlemek
Ne var ki,
Halıyı temizleyim derken
Kendini tozlatırsın
Aymak için dersiniz
Müstesna yolun yolcularısınız
Yol almadan sorarsınız
Yumuşak olmak
Olayı unutmak gerek
Unut gitsin. Sözü edilmez
Düşündüğün gibi değil
Sordun izin aldın
Meydan’a vardın
Mertlik sende

Savaşı yapan
Ya Allah der koşar
Allah’ına sığınmış olur
Mertlik budur
Savaşa giden
Ölmüş bil kendini diyen
Mertlikten uzak kalır
Büyük söz eder
Onun için Meydan’a geldin
Allah’ıma sığındın
Asla söze yer verme
Ne dense tabak koyma
Konuşmak değerini arttırmaktır
Kendini değil. (Onların) Elbet.
Allah’ım söyleneceği söylemeyeni
Söylemiş duruma getirir
Karşımdaki demedi
Değerini buldu demeli
Söz ondan gelmeli
Senin söylemek istediğin
Olayıyla verilir
Kul, kulun nazarında yüceltilir

Şüpheden arıyız
Arının balıyız
Yaprağın dalın süsüyüz
Bilen bilir, gönüllerin gülüyüz
Suyumuz yolumuzca akar
Yumağınız ömrümüzce sarar
Aymak, uymakla olur
Ayak bedeni sürür
Akıldan ayak yürür

Yolda sürü görülür
Sürüden yün alınır
Yapağı olsun
Bedene uysun dersen
Ele almak, temizlemek
Eğirmek, sarmak gerek
Sarıp da örmek gerek
Gelen soğuğa hazırlamak gerek
Aydın olanlar
Yolu bilenler
Düşünüp duranlar
Buldukça yün sarınır
Ya bulmayan ne olur?
Eh Allah’ım ona da gayret verir
Yüne mi sarınır?
Allah’ına mı sarılır?
Ya Allah dedik, sözü açtık;
Kulu demedim
Allah’ımı dedim
Her kul, nasibi ne ise alır
Amma Allah’ım
Her kulunu gözetir
Kiminin bedenini
Kiminin ruhunu donatır. Nasip.

Zengin isem kime ne
Fakir isem sana ne
Zenginden maksat
Taş torak ise
ADEM’in dölü olan her kulun
Dünyadan nasibi vardır
Dünya kavgasıdır o
Benim hala toprağım var dünyada
Eğer benimse, o kadar
Ya bir karış toprak, ya bir kök
Ağaç sana şahitlik eder
Burada biri vardı der
O da nasip ise eğer
Kula şahadet edecek
Ancak gönlüdür
Yıllar geçer
Günler uçar
Deme fırsat kaçar
Kaçan yok



Mümin kulun dengidir
Oturur kitap okursun
Öyle olmasaydı
Böyle olsaydı dersin
Amma değiştiremezsin
Çünkü yazılmıştır, okunmuştur
Dedim size daha evvel
Yazılan bozulmaz mı?
Duaya yönelen
Yöneldiği yönden alır
Yolda giderken
Rüzgar eserken
Saçını eteğini uçurursa
Ne yaparsın?
Estiği yöne gidersin
Dualar da olayı yönüne alır
Gazeteyi okuyan öğrenir
Olaya aşina olur
Yumuşak olayı
Sunduğum gibi alır
Onun için okumak, bilmek
Öğrenmek, görmek iyidir
Gazeteyi dedim, misal getirdim

Ağacın dalına kuş gelse
Sesini verse, kul duyar
Sesi alır, ağaç uykuda kalır
Kuşun kafacığı var
Kafasında beyinciği var
Ağacın sadece beslemek için kökü var
Ne alsın, ne versin? denirse
Meyvesi var
Kulun verişi
Ağacın verişine göredir
Ağaç verimli ise
Kul bakar, gübre atar
Suyunu verir
Zamanı gelince
Meyvesini satar
Olgunluk, ağaçta değil kuldadır
Çünkü bilgi yoldadır

Allah’ım akıl vermiş
Dünyada çok sır saklamış
Aklını yorsun
Arasın bulsun diye
Arayıp bulmakla bitseydi
Dünyanın sırrı çözülürdü
Olaylar günden evvel bilinirdi
Yağmur denir, söz edilir
Neyle tedbir alınır?
Sele karşı, depreme karşı?
Çünkü sırrı Yüce’dedir
Amade olduk
Size misal verdik
Her olay sırdır
Geleceği kul bilmez
Yarın olacağa gönül vermez
Olsun görelim

OMAR der ki;
Ne sırrını aradım
Yarını bileyim dedim
Ne geleceğe şüphe ile baktım
Yarım ekmek
Yudum çorba
Su dolu kırba
Neden yetmesin?
Mideye ne atsan alır
Doyurana şükür etmeli,yedikten sonra
Fakirin de zenginin de midesi birdir
Sefertası kaç göz olsa
O kadar aş alır
Ne yumurta sarısı
Yumağı sarsar
Ne baklavanın yapısı
Kulu sarsar
Yumurta sarısı yersin
Ekmekle doyarsın
Baklava yersin
Gine doyarsın
Amma her gün yiyemezsin
Midene ağır yük vuramazsın
Vurursan, gün gelir
Yumurta sarısına da
Hasret kalırsın
Her yer, yerli yerince
Minder oturmaya
Yatak yatmaya hazırlanır
Minderde yatarsan, sızlanırsın
Yatakta oturursan bezlenirsin
Genişlik güzel, koyuvermezsen
Darlık güzel değil, kendini toplamazsan

(Resim verilir: NUH Aleyhisselam)


Karada, aklı suda
Sudan gelende
Balığı görür, karada düşünür
Elimi uzatsam, tutabilsem der dua eder

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah