MEVLÂNA’yım ben!

Günü Yuva’ya bağladık
Yumuşak yolu aldık
Ne olsa dedik
Düşünce, size
Niyaz edersiniz
Ancak günü alırsınız
Almayı bilirsiniz
Sorulanı söyleyim
Ağaçtan geleni deyim
Ağaçtan ne gelir?
Delice olur, ayırırsın, aşılarsın
Bir ağaç daha kazanırsın

Ayağına giydiğin
Deriden aldığındır
Gününe verdiğin
Yüce’den aldığındır
Andığın gibi olsa
Uygundur dersin
Olmayanı, şüpheyle karşılarsın
Şüpheyi sil
Dama oyununu düşün
Taşları koyarsın
Karşısına çıkarsın
Yenilişe değil
Kazanmayı düşünürsün
Önce kendini
Yenilgiye hazırla ki
Kazancını kutlayasın

Asma desem, kütük olur
Buğday desem, katık olur
Arı desem, bal verir
Memnun etmeyeni var mı?
Hizmeti olmayan var mı?

Asya’nın batısında
Türkiye’nin kapısında
Her yuvanın çatısında
Olandan olacaktan
Korkunuz olmasın. Bekle gör.
Endişe etmeyin
Zaman açar
Güç gelmesin
Söze söz katılmasın
Sözüm Yuva’da kalsın
Aldığım emri yerine getirdim
Dendiği kadar verdim

Az değil.
Aşkımız gönlümüzde
Cümlemiz Yuva’nızda
Günün gecesi dedik
Kullarını hazırladık
Kapalı sandık merak edilir
Açılır bir kenara itilir
Onun için,
Sözümü kapalı kutu misali veririm
Kulunu düşündürürüm

Amadeyiz yoluna
Vazife verdik kuluna
Su başı kalabalık
Destisini alan gelir
Her kul nasibi kadar alır
Hava karlı ise
Kul kürke sarınır
Kürkü olmayan, çulla yetinir
Çul bulamayan da olur
Ona da şükredilir
Allah’ımın kulu olmanız
Büyük nasiptir
Dünyada verilen
Kulu eğitir, olgunluğa erdirir
Kuldan bekleyen yanılır

Ayyaş, söz güzel
Gönül bozmayın
Kulun yoluna taş koymayın
İçer, içer de kendinden geçmez, ayılır
Güzellikleri görür
Midesi gözünü örtmez

Budak dedin
Ağaçtan söz ettin
Nedir bilir misin?
Budak değil
Ağacın beslenme deposu



Andım, çeşme başına geldim
Gördüm, danışanı sordum
Kulun gücü ne kadarsa
Testisi de o büyüklükte olur
Bakarsın yolda kırılır

Yeşilden geçilmez
Maviden seçilmez
Kırmızı atılmaz
Niyetler satılmaz
Neden? derseniz
Her güzellik yerincedir
Otlar yeşil, kan kırmızı, derya mavi
Güzelliği derim
Renkleri söylerim

İki alem sorulur
Bilir misiniz her an kucaklaşılır
Deniz gök misali
Denize varırsın, elini verirsin
Gökyüzüne varamazsın
Sonu nerde bilemezsin
Amma görürüm dersin
Gördüğün nedir?
Yıldızlara varır mısın?
Ellerinle derer misin?
Kul önüne serer misin?
Verdiğini sever misin?
Güzeli çirkini ayırır mısın?
Yanılırsın. Çirkin yok
Aynadan çek elini
Yüzden ölçüye vurma
Güzelliğini ara bul
Her güzelde, çirkinlik de olur
Dirhemle kul ölçme

Ona de ki;
Çoğu nasibin ise
Allah’ım sebep yaratır
Almayı bilmek
Verilene uymak gerek
Uysal tayın yemi bol olur
Aşını başından beklesin
İşinden değil
İşimi aşayım
Başka duvara kement atayım derse
Elindekinden olur
Darlıktan muzdarip ise
Allah’ından dilesin
Ona kapı açar
Şüphesi olmasın
Yolumuz günde uzamasın

Almayı vermeyi bilen
Gönlünü şüphesiz Allah’ına açan
Yuvanın başına
Hayırlı eşine
Eyvallah diyelim
Geldik, aşına ortak olduk
Aşının tadını
Yuvanın tuzunu
Allah’ım bozmasın
Ocağın tütsün
İçeri değil bacadan geçsin
Aşın pişsin
Kesenden eksilmesin
Eksilenin yeri dolsun
Yenini, yamaya yer vermiş görmesin
Sepetin çöp dolmasın
Sepete çöp atılır
Çöp seni rahatsız etmesin
Çöp nedir? Lüzumsuz olandır
Lüzumsuz olana kaygu
Sana gelmesin
Arılar yuva yapsın
Müstesna yuvanın
Kapısına gelsin
Dedim, daha önce sözünü ettim
Kendinize karıncayı değil
Arıyı misal alın
Karınca kararınca
Arı verir doyunca

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah