MEVLÂNA’yım ben!

Yüce’nin adına geldim
Manada sofrayı kurdum
Aşımız çorba olsun
Yemeden kalkmayalım
Suyumuzu içelim
İçmeden kalkmayalım
Elimizde kitap olsa
Dilimizde niyaz
Dinleyen olmasın az

Kundağı belediysek
Temiz olanı bağladığımızdandır
Gözden gülen
Gönülden bilendir
Güzeli bulan
Çirkini silendir
Selvinin boyundan
Söğütün soyundan şüpheniz mi var?
Soydan maksat köktendir
Kökten aldığındandır
Boydan maksat manadır
Manayı bildiğidir
Boy veren kendini bildirendir
Boy ile gösterendir
Soydan gelen
Kuşaktan sonra dahi anılandır

Selvi misali
YUNUS’um dediğimde
Kökten almadığı halde
Kendini gösterendir dedim
YUNUS’um kendini kendi yetiştirdi
Kendini TABDUK’ta buldu derseniz
Kendini buldukta TABDUK’a gitti
Ne var ki kendi de bilmedi
Selvi misali
Kainat onu gördükte
Kendini buldu
Yani önce kainat onu bildi
Sonra kendini buldu

Soylunun soyuna mı
Dalına mı sevgi beslersin?
Yaratan, soyu da
Dalı da yarattı
Ne var ki soy silindi
Dalı kökünde kaldı
Cumayı dileyen
Niyazını dileğince yapmalı
Unutulmasın niyaz
Teraziye konmaz
Ne ölçüde yapalım denmez
Gönlünü besledikçe
Niyaza el açarsın

Cengin getirdiği övüntü olmamalı
Dumanın verdiği kulu boğmamalı
El değmedik fistanda
Sökük aranmaz
Yırtılan fistan
Yeni yerine konmaz
Dünyanın dengesi
Kulun niyazı ile bozulmaz
Görmediğin yıldızda
Neyin gizli olduğu bilinmez

Yıldızı gördüm
Adını sordum
Sırrını aldım dersen
Taklide düşmüş olursun
Evliyanın sırrını soramazsın
Elinden alamazsın
Sadece nuru ile nurlanırsın
Aşkı ile beslenirsin
Mendil olsa eline verse
Terini silinirsin

Koşmadan yorulunmaz
Yorulmadan varılmaz
Ne var ki
Adım adım gidersen
Yorulmadan varırsın
Vardığını bilirsin
Güneşten almayan var mı?
Kul güneş ile görür
Güneş ile aydınlanmayan var mı?
Yıldızlar, ay dahi
Yılmayan her kul yarışa çıkar
Yarışta neyi arar?
Yarışta neyi bulur?
Cevizin vergisinde
Meyvesinin sergisinde
Aranılan nedir?
Aranan, verenin verdiğidir
Ağaçtan değil
Özdendir beklenen

Mehtapta ne aradın?
Ayın ışığını mı?
Görünen ayın ışığıdır
Öz güneşten aldığıdır
Güneşin aldığı nedir?
Allah’ımın verdiği nurudur

Kainatı kurdum
Güneşi verdim
Güneşin vergisine
Kullarımı serdim
Onunla olun
Onda bulun
Onunla erin
Bana öyle gelin der Yüce Allah’ım
Ona emanet edin ki
Emin olasınız
Huzuru bulasınız
 



Semeri vurduğun atta ne gördün?
Yumuşak huylu ise sükunet
Gölde olan ördeğin durumuna bakma
Uçuverir, deryaya kaçıverir
Ne demektir? denir
Görüntüye değil marifete bakın
Kuğu kaçamaz
Gölden uçamaz amma
Ördek yerini yönünü kendi tayin eder
Görünmeyen, bilinmeyen aymış kul
Manayı açmak
Maddeyi geçmekte bilinir
Sergiye konan her eşya
Senin gösterdiğin fiyata satılır
Uymayı bilirsen
Toprakta ararsan
Aradığını bulursun
Başını Yüce’ye kaldırırsın

Dördün biri senin olsun
Biri bende kalsın
Varsın ikisini sevenler paylaşsın dersem
Eyvallah der misin?
Ondördün dördü sende
Dördü bende kalsın
Gerisini dostlar paylaşsın desem
Eyvallah der misin?
Yüzonbirin yüzü sende kalsın
Onbiri benim olsun
Dostlar arasın bulsun dersem
Eyvallah der misin?
Eyvallah gene de eyvallah deriz
O’ndan gelen emirde Hak olanı buluruz
Daha önce dedim
Hak adına geldiğimi söyledim
Cümlenizi Allah’ıma emanet ettim
Sohbeti sizlere bıraktım

Hazır olsun
Dedem fırına versin derseniz
Gayretten uzak kalırsınız
Merakta keramet gizlenmez
Yüzonbirin sırrı verilmez
Yolun gidişinden dönülmez
Her olana eyvallah diyen yanılmaz
Allah’ıma; İlle sırrını bana bildir denilmez
Çünkü sır O’nundur
Sen de O’nun sırrısın
Seni sorana
Kendini bildirebilir misin?
Kendini kendin çözebilir misin?

Dördü paylaşırız
Ondördü paylaşmaya çalışırız
Yüzonbirde yolunun sırrını buluruz
Sır paylaşılamaz
Eyvallah dedikte
O’na uymuş oluruz
Yüzü kime verdin derseniz
Kalemi eline alana; GARİB’e

Güneşe bizim vereceğimiz nedir?
Yemeden doyulmaz
İçmeden kanılmaz
Güneşin olmadığı günde yanılmaz
Allah’ıma emanet olunuz
Güneşe bizim verebileceğimiz
Gönlümüzü açabildiğimizdir
Gönlünü nasıl açarsın?
Güneşin vergisine kapını kaparsan
Perdeni çekersen
Gölgede kalırsın
Gün gün solarsın
Güneşi bilirsen
Kilimini bahçene serersin
Bütün benliğini ona bağlarsın

Güçlüğü yenende hafiflik kalır
Sebep değil aranan
Yolun gidişi olmalı
Hiçbir olayda keramet aramamalı
Her olay yerli yerinde
Sadece görenin gözündedir
Düşündüğü onda kalsın
Dediğim benden gelsin
Cümlenizde filizlenen çiçekler derilsin
Niyazınız yerince dilenenlere verilsin

Onda bir kalmadı
Günde yoruma düşülmedi
Orucumuz yerini buldu
Kainat niyaza boyun eğdi
Ağaçlarda ibadet görülse
Kulun gönlü erirdi
Kuşların niyazını duysaydı
Bedeni kururdu
Deryadaki balıkların çağrısını duysaydı
Aşkından ölür gene ölürdü
Allah’ım onun için hiçbir yaratığına
Öbürünün ibadetini bildirmedi
Kendi sırrını kendinde sakladı YM
Neden evliya sırrını açtıkta yok olur?
Yaptığı da Emr-ü İlahi iledir
Allah’ım onu tapılmaktan kurtarır
Allah’ım onu kuluna bildirir
Emrini onda oldurur
Ve göçünü anda gösterir
Kutbunda salahiyeti
Kutbundaki yıldızlar kadardır


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah