|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş gördüm
Luyununda hazmına nazar ettim
Huyun ötesinde olan
Kafesten sıyrılandır
Laakal olunmadan
Kaydından silinmeden
Dünyayı bırakamazsın
Zühdünde selametin aslını görürsün
Keramette lutfunu
Yolcudan bilirsin
Ne yolcudan ne hancıdandır
Kasrın ötesi fidandır
Fidanın ötesi yâd edendir
Ne kasırdan ne yaddan
Cümlemizi dünyadan sıyırandan
Nasip aldırandan
YUNUS’um der ki;
Taşta gördüğümü
Kumda sildim
Taşın değerini
Su ile gömdüm
Gömdüm ki fidan olsun
Benden sonra gelenlere meyve versin
Taş gömülüdür diyene de ki;
Yüce gömdü ise elbet gömülür
Yemeni giymedin mi?
Heybeni almadın mı?
Yola niyet kurmadın mı?
Suyun aktığı yeri vereyim dersin
Sahile inmeden
Suya gönül koyarsın
Suyun aktığı yer
Gönülden yaktığı yerdir
Semada aradığını
Toprakta neden görmezsin?
Olmamış meyveden
Neden dönmezsin?
Sualde hata buldum
Olayda değil
Kumun olduğu yer
Taşa örtü gelmiş
Sahilini deryanın
Suyu arındırmış
Adında değil hata
Yâdındadır
Allah’ım seni de beni de cümleyi de
Kendi nurundan halketti
Ne ben senden büyüğüm
Ne sen öbüründen
Kulun kuldan üstünlüğü
Sadece sene farkıdır
Onun için ne uluları ayırın
Ne kulları kayırın
Cümlesini sevin
Sevenden olun
Cümlesini görün
Görenden olun
Göreyim dersen
Silmeyi öğren
Ateş olayım dersen
Sönmeyi öğren
Sönen ateş olur mu? dersen
Bilginde hata var derim
Sorum sizlere olsun
Sönün
Öyle yanasınız
Sohbette verdim
(Soru tartışılır)
Kulu eğer O’nu dilerse
Önce dünyayı, kullarını, ol dediklerini
Ölesiye sever
Ağacın odun iken yanış halidir
Aynen yanmaya devam ederse
Kül olur kalır
Sönmesini bilirse kömür olur
Onu dedim
Önce sönmesini bil
Ondan öte kıvılcım ara tekrar yan
Kor olursun
Sergide elbet bulamazsın
Sen Allah’ımdan dile
O sana gönderir
Manayı dileyene
Maddeyi dilediğine verir
Mana dilenirse
Her kapı açılır
Madde verilirse
Her kapı açıktır
Sohbet açılırsa
Her perde görülür
Ne var ki görmeyi bilen görür
Perdeyi açan kim? dendi
Perdeler Yüce’nin emrindedir
Meleklerin elindedir
Söndüğün halin sükut halindir
Ondan ötesi yakut halidir
Yakut kırmızının dünya temsilcisidir
Katıksız kırmızı ondadır
Halede görülen nedir?
Rengin dönüşümü
Kuyu açanın
Nehir geçenin malıdır
Dumanda görülen kayıtsızlık ise
Gidişte mana arandı mı?
Remizde örnek aranmaz
Çünkü örneksizliktir remiz
Temsilci olmak
Allah’ımın lutfuna ermektir
MUHAMMED Aleyhisselam Hazretleri
Öz olarak yaratıldı temsilci değil
Yeşilin rengi zümrütte kayıtlandı
Renklerde keramet arandıkta
Zevklerde şahadet vardır
Gelen rengin
Mavide başladığı biline
Morda düğümlendiği görüle
Kayıtta sorulan
Yazıldı mı? denilen
Benden değildir
Çünkü ben tarikat ehli olmadım
Sadece sohbet ehli idim
Sohbet ehli olanlar
Hak aşkına düşenlerdir
Yanlışlık yol bilmezse, sormayanındır
Kulun hatası hatasızlık istemesindedir
Çünkü hatasızlık
Yüce’ye mahsustur
Yol ehli dersiniz
Yaşantısına göz atar
Örnek alayım dersiniz
Hata buradadır
Elbet özdedir
Zahire değil
Esasa bakalım
Görmek değil
Duymak gereklidir
Elbet kulaktan duymak değil
Sohbet seni senden ayırdı ise
Kül haline getirdi ise
Meşrebini bulmuşsun derim
İbadeti senin değildir
İbadet senin bildiğindir
Kitabında okuduğundur
Kur'an ibadeti verir
Ondan başka ibadet şekli yoktur
Ne var ki dediğim gibi;
Meşrebine uyan sohbetten kaçma
Elbet
Tarikatın özü
Sohbetin sözüdür
|
Namaz, oruç kulun
Allah’ına borcudur
Yalnız da olsan cümleyi toplasan
Ne eksilir ne artar
Allah’ımın affından büyük müdür borcun?
Affına sığındığın an borcunun silindiği andır
Olmuşa yol açılmaz
Çünkü geri dönülmez
Kayıt yapıldı ise silinmez
Kulun gönlü bölünmez
Hangi kulda ne gönül var bilinmez
Temiz cam kirli diye silinmez
Bırak biraz kirli kalsın
Cam yok diye kırılmasın
Kırılsa hata;
Camda mıdır? Kıranda mı?
Kayıp camda mı? Kıranda mı?
Hata ne kıranda ne kırılanda
Kırılan yok
Bölünendir
Kıranın neden hatası yok?
Kırayım demedi ki
Kırmayı dilemedi ki
Kırayım diye niyet kurmadı ki
Hatalı olsun
Ancak kırdıktan sonra hatasını bildi
Bir daha kırmayım diye gönül koydu
Unutmayın sohbetimde
Muğlak kalan hiçbir konu yoktur
Ancak sohbetten uzak kaldıkta
Bir evvelki sohbeti tekrarladıkta
Örtülü zannına düşülür
(Yeni yapılan kazılar hakkında sorulur)
Yer altına inildi
Yazılı taştan soruldu
Kazan mı merak edildi, çizen mi?
ADEM’den söz edildikte
Aldığınız hisseden öteye gitse
Allah’ım zamanı geri çevirirdi
Unutulmasın hep gidiştir, dönüş yok
Elbet
Yazılan yazıda
Günün masalı yazılmış ise
Senin dönüşünü gerektirmez
Madde değerinde çözüm var ise
İki salkım üzümde bal ara, der
Yazıda onu verir
Bir masalın iki kelimesini biliyor isen
Anlatmaya kalkmazsın
Damaya benzerse
Sinden gelmiştir
Eratın akatını vermiştir
Aymakta gördüğümü
Silmekte buldum
Akat; eratın künyesi demektir
Kurasını alan mı var?
Ben gideyim diyen mi var?
Gel denende
Yatağan, kılınç
Ne geldi ise ele
Sardı bele
Giydiği hule
Evet
Gittik o güne
Geldik bugüne
Eyvallah diyelim
Cümleden şüpheyi silelim
Kaydu beladan sıyrılalım
Kaydu bela dendiğinde
Şerden şüphe edilir
Aslında bela
Allah’ımın lütfüdür
Sen bela bul ki
Selaha eresin
Ermeden bilinmez
Görmeden silinmez
Ermekten maksat vermektir
Türlü yanıklardan sıyrılmaktır
YM
Yemeni giydik
Yolumuz aldık
Elinden tuttuk
Görsen de görmesen de
Yolun alınır
Yol dileyenin
Allah’ım diyenindir
Yolumuz açtık
Gönüllerle kucaklaştık
Sende seni sildik
O’nu bulduk
Yanılmayalım;
Cümlede aynı nuru müşahede ettik
Müstesna olayda çözüm
Keramette görülmez
Irak olan
Kurak ile çözülmez
Dizden büken
Susuz kalmaz
Dergahta nöbet alan uyumaz
Yıldızlarda ayı
Ayda güneşi görür
Güneşte nöbeti cümleye bırakır
Eyvallah diyelim
Kayıp, kırılan camda değildir dedim
Size öyle cevap verdim
(Bir Bektaşi babası arkeolog ve tarihçi imiş.
Celsede “şeytan ve muaviye
müminin dayısıdır” sözünün açıklanması istenilir)
Gönlünü yokla
Mümin olanın dayısı
Yolunun hocasıdır
Yolunun hocası
Yuvanın bacasıdır
Baca olmazsa
Ateşi yakamazsın
Baca olmazsa
Dumana yol veremezsin
Vazifeden şüphe ettiğin an
Gelişe isyan etmiş olursun
Vazifesi olmayanın
Yaratılması düşünülemez
Şeytan senin dostun mu?
Düşmanın mı?
Şeytan isyanın örneğidir
Eğer şeytan olmasa
Sen senliğinde kalırsın
Benliğini bulamazsın
Ben deyip kendini silemezsin
Öyle ise şeytan dosttur
Şeytan dahi seni kazandırır
Beni kazandırana
Neden düşman olayım?
Onu bilgimden sileyim?
Neden sohbeti hata görülür?
Sohbet, sohbet bilmeyenden öğrenilir
Şeytan Yüce’nin yarattığı değil mi?
Kulu Yüce’nin dilinden
O’nun sözünden ettiği anda
Şeytana söz vermez
Allah’ımın dilinden konuşan kul
Şeytana söz verdiğinde
Yüce’nin dilinden çıkmış olur
Mümin olan şeytandan korkmaz
Onun özü de O’dur
Şeytandan korkulması
gerektiği gösterilir
Ona değil
Cümleye örnek verilir
Müminlerin dayısı
Bu örneğin temsilcisidir
Sözümüz allansın
Bebek misali belensin
Eyvallah denilsin
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|