MEVLÂNA’yım ben!

Kucak dolu geldik
Cümleyi selamladık
Selam olsun sizlere
Dualar gelsin bizlere

Koyun ile kuzudan
Ne bekledik, ne bulduk?
Çobana ne vazife verdik denirse
Koyun ile kuzu
Çobana nasip için vesile
Çoban kavalın sesi ile
Güldüm zanneder
Aslında her olay
Düzen ile olacağı bulur
Günün gecesini düşünme
Gece de sabaha bakar
Her kul kendi gönlünde
Kandilini yakar
Dünyada da mı kul çile çeker
Ne çekilen çile vardır
Ne bozulan düzen
Olanın O’ndan geldiğine inandığın an
Çile dediğin sana
Çiçek bahçesi gibi gelir
Gönlüne ne tohumu ekilirse o biçilir
Günün aydın olduğunu
Gören göz bilir
Gönül dumanlı ise
Günün de kara olur
Aslında kara yoktur
Karayı kul yaratır
Kara denilince
Beyazı da aratır
Asmada üzüm ararsan
Budamadan vazgeçme
Üzümünü beklersen
Şarabından vazgeçme

Yolun yolcusuna ayna veren
Yüzünü görsün diyen
Dileyene gösterene
Canda cananı bulan
Şarapta aşkı içen
Aşkta dünyadan geçen
Kahrını benle nasip kıl diyen
Sevabını kahır çekmekte bulan
Nur adına dedim
Kendisi ile geldim

Her gül açmadan goncadır
Her gönül seçmeden yöncedir
Yönünü arar durur
Her görene selam verir
Ne var ki selamı nasip olan alır
Katiyet yoktur
Somun her gün yersin
Bazı bir bazı beş dilim
Bünyenin izni kadar

Gelmeyi YM dedik
Her sohbette
Allah’ımın adını andık
Yaprakta sıfatını gördük
Topraktan yeşerir dedik
Güneşe erdiği
Gölgede verdiği
Kulun gördüğüdür
Görülmedik olanı arama
Görsem diye tarama
Taradığın her toprakta
Ne çekirdekler vardır
Her çekirdek sana vermez
Verse de kendini bildirmez

Batakta kum ararsan
Suya gömülmüş dersin
Kendini bizden oldurayım
Sırrına anında varayım diyen
Suya boğulmuş kum misali
Bataklığa benzer
Yudum yudum alayım
Adım adım varayım dersen
Kumunu elemiş
Sahiline inmiş olursun
Yumuşak yol bul da
Nereden varırsan orda dur
Gayrette ne senin ne benim payım olmaz
Niyazın Allah’ıma olsun
Gayretin değerini bulsun
Sahile varsam
Gemi bulur muyum? dersin
Elbet bulursun
Kuyuda suyu ağıza tat versin dersin
Yoklarsın
Tadını almadığından uzaklaşırsın
Çünkü her kuyunun suyunda aynı tat olmaz
Elbet içilmez
Senin aradığın
Bahçeyi değil, gönlünü sulamaktır
Bahçeye her su gelir
Gönüle Hak su.
Kumaşı almadan
Ölçünü vermeden
Rengini düşün

YUNUS’um der ki;
Ne fistan benden
Ne destan senden
Her verilen O’ndan



Dünyaya gelenden
Adını bilenden
Anarak dönenden nedir?
Ne mal, ne mülk
Sadece anılan adı
MEVLÂNA dendi
Günde anıldı, neden?
Dünyada bıraktığı adından
Adını alıp beraber gidenler
Bir nesil sonra unutulanlardır
Adını bırakan
Aşkını götürendir
Aşkını dünyada bırakan
Adını götürendir

Soluk renkten kaçındım
Gölge yekten uzandım
Aydın gönül aradım
Verenden sadece aşını diledim
Sargıda doğruyu gördüm
Hilede saygıyı sildim
Sevende güzeli gör
Gazelde sarıyı sev dedim
Çünkü gazel gidendir
Sarı gönüle yazılandır
Yazdığın gönül senin
Kazdığın toprak benim
Cümlesi yaratanın
Ne gazelde gideni gör
Ne toprakta kazanı çevir

Hayalden uzak kalan
Kendini dünyaya sahip görendir
Çünkü hayal
Dünyayı anda siler de ondan
Hayalin dünya kazancı değil de
Ahiret özenci ise
Her kul günde hiç olmazsa
Bir an hayale dalsın
Nerden geldim? Nereye gideceğim? desin
Aslında hayal alemindesin
Hakikati düşün
O’nun hayaline var

Kaçanda soru arama
Kendi de neden kaçtığını bilmez
Çünkü kaçılan nedir?
Neresidir?
Neredendir?
Hayalden kaçamaz
Emir almadıkça
Hakikate varamaz
Vuslatına ermedikçe
Kader bozulmaz
Çünkü çizen yanılmaz
Yanıldım, çevireyim demez
O’nda sadece birlik vardır
Birdir yarattığı ile
Yarattığını yazdığı ile
Yarattığının yazısını
Kendi yazar bozarsa
Birlikten çıkar
O’na akıl veren yok ki
Hata yapsın, yaptığını bozsun
Okumaktan zevkin varlığa dönmedi
Sohbette aradığını bul

MUHİDDİN-İ ARABİ Hz. der ki;
Allah’ım ne günah işlesem
Senin affından büyük değildir
Hiçbir kul senden başkasına sığınamaz
O’na sığındığın an
Günahlarından sıyrılmış olursun
MUHİDDİN kendini o kadar hakir gördü ki
Dünyanın bütün günahlarını üzerinde buldu
Ve hatta cümlenin günahı üzerime olsun
Cümle ile affına sığınılsın dedi
Paylaşmak diledi
Muhabbet cümlenin affına zemin kurar
Allah’ım cümlenizin muhabbetini artırsın
Selamet yolunuzda
Gönülleriniz ferah bulsun
Huzur sizlerle olsun

Oymanın yumuşak olanı
Kulun eline geleni
Mümin münasip olanı bilir
Hak yolunda bulunur
Kulu için yorulur
Ahirette görülür
Ayağına giydiği
Fistan diye sürdüğü
Tatlı aşı verdiği
Yaratandır sevdiği
Sevdiğimin verdiği
Budur gözüm gördüğü der
GARİB yol alır
Yolunda eline berat verilir
Yol senindir denilir
Yolunda duran taş ayıklanır
Ayna olsun yolunu verenlere
Duanı alanlara
Duacı olanlara


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah