MEVLÂNA’yım ben!

Yeşilden yaprak
Toprakta ayak
Yolunu alan yürür
Pencereyi binaya niye koyarsın?
Göreyim diye
Helvayı tencerene niye koyarsın?
Karayım diye
Yola niye çıkarsın?
Varayım diye
Yolumuza niye gelirsin?
Sorayım diye
Sorulacak ne var ki?
Olacak
Olana uyulacak
Uymam diyende
Yönünü çevirecek

MEVLÂNA’yım diyene de ki;
Dumansız dünya tanıdın mı?
Her verilene uydun mu?
MEVLÂNA ne güneşin batışına
Ne denizin dalgasına
Ne de suyun akışına
Rüzgarı neden göstermez
Dünyayı olayları ile sever
Olayları olmasa
Dolayları bilinmez
Üzüntü tadılmasa
Sevinç duyulmaz



Sazı nefes ile değerlendirirsin
Nefesini hava ile beslersin
Her elde olanı sakınma ki
Değerinden kaybı olmasın

Huzur yuvanın değil
Gönlünün verimidir
Kumunu Allah’ım verir
Kul elemeye girişir
Elediğin ince kuma karışır
Kula kulu sevmek yaraşır

Soğuktan üşüyen yazı bekler
Suyunu bedene yükler
Suyunu aradın
Deryaya dedin
Aradın, buldun


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah