MEVLÂNA’yım ben!

Bunalım, karamsarlıktan doğar
Amacına çizgi çeken
Olayı kendi hazırladığına inanandır
Aklını olayın bağlantısına değil de
Düzenine kullanırsan
Huzuru bulursun
 
Zerre olmaktan kurtulmak için
Aynada aksine bakmak gerekir
Oynamaya yol alan
Sazını da çalar
Gölde olan balık
Deryada olan balığa yem olur
Deryayı bilmez misin?
Gölü görmez misin?
Deryanın balığı tuzu ile pişen
Bolluğundan taşandır
Göldeki balık, deryada şaşandır

Umudun olan ilmi
Deryadan alacağını söyledim
Ulu deryadan verir
Yobaz göl balığı misali uyduğunu bilir
Ne bilir ki ne versin?
Neyi nerede görsün?
Ölçüye nerede varsın?
Verişimiz nedir?
Denize yüzmeyi bilmeden giren boğulur
Önce öğrendik
Şimdi yavaş yavaş kulaç atarız
Her gün bir kulaç öteye gideriz

Ağmaya bilmeye
Alemi tanımaya
Gönül gücü gereklidir
Kendini yoklasan
Yerini verene
Yorumunu bildirene sordun mu?
YAHYA Peygamber der ki;
Kul göçünü özledimi
Bil ki yoluna altın serpilir
Dünya bağı çözüldümü
Sırtına kanat takılır
Göçünü özledin mi?
Dünya sevgisine rağmen?
Göçü özlemek
Dünya kahrından ölmek değil
Dünya sevgisine rağmen
O’na varmak özlemi
Özlediğim,
O’na varmaya arzu duyduğum gün
Erdiğim gündür
Kalbimi yoklasam dersin
Bedenine eza edersin
Göçün ne erkeni
Ne de geç kalanı yoktur
Onun için;
Ölümden sakınmak için tedbir yetersizdir

Aynayı eline verdik
Ne mutlu sana dedik
Sana dedim
Yalnız aynaya aydın yüzle bakman gerekir
Aynayı eline almak
Her kula müyesser değildir
Ne var ki bakmasını bilmek gerekir
Uçan kuş kendisi için uçar
Hiç bir kuş öbürü için uçmaz
Yavrusunu dahi
Öğretinceye kadar yanında tutar
Olmuyor denilenden
Yumuşak yol açılır
Geçit vermeyen dağlar geçilir
Kuldan kulun niyeti seçilir
Yolunu şaşırtan her olaydan kaçılır
Sebebini yeninde verir
Allah’ım her olayı görür
Kulunu kuluna nasip kılan
Vurguna gideni görür
Yargılayan Allah’ım
Dengesini buldurur
Soydan gelende darlık
Soysuz denende varlık yadırganır
Sanki nasibi kul dağıtır
Alanla verenin eli açık kalmalı
Bir elden gelmeli
Öbür elle vermeli
Her kulunu görmeli

Dağdaki çiçeğin kokusu buruk olur
Ovada olan çiçeğin rengi soluk kalır
Bahçeye diktiğin, el ile bıraktığın
Rengi de kokusu da dağılır, el ile derilir
Ne dağdaki çirkindir ne ovadaki yoz

Açan gül oymasını yerden değil
Kendi değerinden alır



Her çiçek derilir
Ne var ki en çok gül sevilir

Hoşnut olduğunuz gün
Yuvanıza güller serilir
Aynaya bakalım
Yakamıza gül takalım
Güzel amma, biz de gülmeye bakalım
Gülmeyenin yakasındaki gül de ağlar
Her kulun Ulusunu
Yakamda gül var demek yetmez
Onu da güldürmek
Sevindirmek gerek
Ne ile? Bir hitap yazdık
Daha ne? diyelim
Tek söz, evet

YUNUS’um geldim
Bir sözden güldüm
Hep gönül aldım
Aldığım gün kaygulandım
Allah’ım her kulunu aynı gönülle yaratır
Kul kendi gönlünü eğitir
Sabır ile başlayan anahtarı bulur
Dilediği alemde dengine durur
Kaide bozulmaz
Cümleye duamız;
Sabırda durunuz
Dünyayı öyle deriniz
Hata olmasın
Kul sabrı bozulmasın dersen
Sabırdan nasibin yoktur derim
Hata olmasa, sabra ne hacet kalırdı
Hatayı yaptıranı, sabrını ölçeni düşünsene
Kararın verdiği
Ne senden ne bendendir
Yüce’nin Divanı’ndandır
MUHAMMED’in kalemindendir
ALİ’nin kılıcındandır
OMAR’ın adaleti
Allah’ımın selamet kapısıdır

Konuyu açtın
Alemi? dedin
Vereceğimi söyledim
Kafesten kurtulduğum anı
Andaki heyecanı
Kula verebilseydim
Zerresini vermez
Nurunu harcamazdı
Doğuş öyle bir an ki;
Yaşamayı öğrenmek
İşte o anda bilinir
Var olmanın çözümü
O anda görülür
Doğuş, dünyanın dönüş kapısı
Dünyayı dumana boğan
Kulun gafletidir
Gönülde hasret uyanan
Dünyayı silenindir
Hep bunu dersin deme
Dünya bağınıza düğüm atmaya değil
Çözmeye gelirim
Çeşmede su bol ise
Kalabalık olmaz
Hem de bol çeşmeden
Su çabuk dolar
Alan gider de ondan
Çeşmede su bol ise
Tadı da güzeldir
Çünkü membaı büyüktür
Membaı büyük olan su
Katımı çok olan
Çok yerden toplayandır da ondan
Akanın yolu kapanmaz
Alanın testisi kırılmaz
Sevenin gönlü kırılmaz deme
Her kul bir değil mi? Elbet birdir
Ne var ki seven
Allah’ımın da sevgilisidir
Sevenin gönlünü kırdı isen
Allah’ımın gönlünü kırmış olursun

OSMAN der ki;
Sevmesini bilenle, bilmeyen vardır
Sevmeyen olmaz, olamaz
Allah’ım yarattığından uzak kalmaz
Şüphen mi var?
Elbet O’nun verişi diye severiz
Her yarattığında O’nu görürüz
O’nun aşkı ile ölmeden ölürüz
Göçtükte O’nu buluruz
Biz seni dünyadan da bilmiştik deriz


ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah