MEVLÂNA’yım ben!

Yamaya gönül koymadan
Dünya günü geçmez
Her kul geçmedikçe
Yönünü seçmez
Geldik dönüşe
Dönmeden yanışa
Yanmasam diyene
Söz versek, saz diye alır
Dinleyiş ile olsa dahi
Sonunda bulur
Cümlenize selam olsun

Gelişi bildik
Nur ile geldik
Dönüşe hazır olunsun dedik
Günü gelende uyarız denirse
Gününü, Yazan bilir
Kul dönüşe en yakın anda diye hazır olursa
Durmaya değil
Varmaya niyetlenir
Allah’ım yazdığına niyet ettirsin
Gayrısından sualimiz olmasın diye niyaz edilir

Kuşağı dar dolama
Yumağına zarar verir
Konuya duman verme
Yoluna zarar verir
Yanılmayın, sözüm cümleyedir
Derdim var denirse, yanılma mıdır?
Kulluğunun içinde isen
Hata olsa da
Affına sığındıkta hata silinir
Yazanın Hak olduğunu bildikte
Yolundayım dedikte
Hala 'Dert' dersen
Allah’ım affetsin derim
Yol bilen
Yolunda olan taştan şikayetçi olmaz
Karanlıkta dahi geçse
Taşa vurmaz
Vurursa, hata taşta mıdır?
Bilmeyen vurursa
Taşı oraya koyandadır
Bilen vurursa, elbet vurandadır
Taş asla hatalı değildir
Ne gelendir, ne getiren
Sadece getirilendir

Yol bizimle, söz sizinle
Saz cümleye olsun
Yar ile sohbet
Sonsuza varsın dedi
YUNUS’um söze girdi:

Diz çöktüm yönüne
Bağlandım gönlüne
Nazına aldandım
Nazlandım döndüm
Ne gidişte duydum
Ne dönüşe uydum
Darlığı kainata saydım
Meğer darlık bendenmiş
Açayım deyim
Açılayım diye niyet kurdum
Kışta kara, yazda tere bulandım
Su başında uyandım
Meğer gönlü açtıkça, açılasıya imiş
Açıldıkça koşulasıya imiş
Durak yok gidene
Kurak yok alana,
Almayı bilene,
Layık olana.
Geldi isem benden değil
Verdi isem senden deği
Veren O, gönderen O, derleyen O
Ne var ki dur diyecek de O’dur
Dur denildikte yazımız son bulur
Daha önce yazımızın
Ne vakit son bulacağını söylemiştik
(GARİB’in göçünde mi?) Eyvallah
Yazımız bittikte
Elbet yol son bulmaz
Her başlayanın bittiği bilinir
Bu ilahi kaderdir

Emrine uyduk
Kulluğu öğrenmeye çalıştık demek için
Elbet gayret gerekir
Yerini bilirsen
Kulluğum nerdedir? diye sorarsan
Yanılmış olursun elbet
Olumum, O’dur diyenin yanlışı var mıdır?
Olmuşun tarifine hudut konulamaz
Her taş deryaya atılışta
Aynı daireyi çizemez
Bazen taş büyük olur, atılış yavaş gelir
Onun için, kulun sözünde hata aramayın
Çemberi dar demeyin
Sorunun cevabını verdim
MANSUR’un sözünü açtım
Sunulan her sözde aranan nedir?
MANSUR; bildiğini değil, uyduğunu dedi
Bildiğini demeye gücü yetmedi
NİYAZİ’nin sözünde aradığını
MANSUR’a veremezsin
Çünkü MANSUR kat’i
NİYAZİ sathi söyledi
 



Varolan, varlığını kendi bildirir
Dilediği ağızdan dileğince söyletir
Kimine deli, kimine veli dedirtir
Öyle ise deli de O’ndan veli de
Sen de O’ndan ben de
Demek ki;
MEVLÂNA, kulluğun ötesinde değil
Kulluğun içindedir
Üstün görülüşü aşkındandır
Seçilen seçilenden
Yar elim sana diyen
Gönlünü O’na veren
Niye MEVLÂNA olmasın

Mevlâna’yım!..

Canda yumuşak olan nedir?
Yolda yumuşak olan nedir?
Gönülden Eyvallah dedik
Canda yumuşak olanın sorgusunu verelim
Verdin bildim
Kahrına bal diye tadına erdim
Yanılanı gönülden affını diledim
Öylece yumuşak can oldum
Yanılanı dedim
Ben affetmeye kalkmadım
Hata onda ise, atâ Yüce’de

Yolun yumuşağı nedir?
Kulunun geçişine uyan
Taşını toprağını eriten
Basanın geçenin şikayetinden uzak kalan
Selde arınan, yelde elenen yumuşak yoldur
Yolun tarifi bu mudur? derseniz Eyvallah
Yol hal yoludur, araba vapuru değil
Güzellik aranmaz dedik daha önce
Sözümüz yolunda olan içindir
Dünya halinde
Elbet güzel çirkin denilir
Çünkü karşıtı olmayana ne isim verilir?
Yeniyi alırsan, eskiyi atarsın
Demek ki,
Güzel ile çirkini öylece ayırırsın
Güzeli çirkini kuluna tevcih etme
Sözünü hatalı bulma
Geçeni gelen ile kıyas etme
Geçen örtülür, gelen beklenir
Ancak an yaşanır
Sunduk güne kadar
Sunacağız her yönde
Döneceğiz, döndükçe yönü sileceğiz
Dönüş odur
Kul bir noktada kalırsa
Alacağı mahduttur
Aynı noktada dönerse
Sonsuz dönüş hızlandıkça
Cümle yönler tek olur
Renklerin silinip beyaz olduğu gibi. Eyvallah
Ayağımız yerde, gönlümüz serde
Gönlümüz serde yanlış değil
Kulun gönlü serdedir
Yolunu buldukta
Benliği sildikte
Serden, O’na verilir
Sende Allah’ım denilir
Açılan her kapıdan
Ayrı mana verilir

Hz. EBUBEKİR der ki;
Kapıda köle olunmaz
Yapıda amele olalım
Harcını katıksız bilelim
Aynayı tutan MEVLÂNA
Kainatı sevdiren
Hep sevelim diyen MEVLÂNA
Dolaştı diyenle
Halleşti dinleyenle
Yerimiz belirdi
Yuva’mız kuruldu dedikte
Niyete verildi, temeli atıldı
Açılan ikinci kapıdan
Binanın harcı verilir
Yapıya öyle girilir
(Ne binası?)

OSMAN der ki;
Her var olan bir binadır
Ayrı ayrı, bin binadır
Bin, çokluk
Bir olalım
Binimiz bir bina kuralım dedi
EBUBEKİR elini verdi
Sohbetiniz açık gelsin
Binler bir binaya uysun
MEVLÂNA sözü alsın

Mevlâna’yım!

Kaide asla bozulmaz
MEVLÂNA elden bırakmaz
Binamız kurulur
Gönüller hep bir olur
Cümleye aşkı yöneltir

ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah