|
MEVLÂNA’yım ben!
Yeniye yol alan
Eskiye göz koyan
Yerini bilen midir?
Olana uyan mıdır?
Gönlüne koyandanız
Eskiye dönendeniz
Yeniye uyandanız
Dilesen de
Eskiye dönemezsin
Gönlünü çevirirsen
Yeniyi bulamazsın
Olaylar günü geldikçe açılır
Her kul olaydaki tutumu ile seçilir
Yoksa kulun tutumu ile
Olaylar değişmez
Görgün her gittiğin yerde
Sonunu gördüm sanırsın
Gördükçe olumunu bulursun
Her giden dönmez
Dünya kuluna vermez
Verici vardır
Alıcı vardır
Ondan başkası veriye uymaz
Ruh yerini buldumu
Düşünmeyi dünyada bırakır
Düşünce ile değil
Akım yolu ile.. enerji yükü
Yerin aldığı enerji
Vericiye uyabilse
Göz denen yerde boşluk kalırdı
Beden erirdi
Orman kül olurdu
Deniz tebahhur ederdi
Yüce Allah’ım öyle ince ölçüler ile
Kainatı donatmış ki
Her bir yaratılan
Öbür yaratılanın yüküne ortak
Senin yıkmaya çalıştığın
Gelir senin üzerine yıkılır
Aslında o olay olacaktır
Ne var ki kuluna
Şaşmayan kanununu gösterecektir
O yazar
O düzenler
O görür
O gözetir
Miyyar olmasa
Yolun aramazdın
Suyun akmasa
Yuvanı açmazdın
Miyyar yerini
Nimetinden bilesiniz
Suyun akışına
Şüphesiz uyasınız
(Soru: Suyun akışı nedir?)
Verişimiz
Oyumuz yumuşak
Yuvamız yumuşak
Suyun akışı gür
Her kulun gönlü hür
Görülmesin hatalı kul hor
Çünkü bilmeyene uymak zor
Oyunuz sizinle
Sorunuz bizimle
Asmayı budarız
Kökünü sularız
Meyvesini kuşlara mı bırakırız?
Layık olan yol almaz
Dilediğini bulmaz denmesin
Hasmına söz edenin
Sözü elbet hoş gelmez
Ne var ki hak olanı
Hak’tan başkası bilmez
Cemiyete üye olan
Kaidesine uymaya mecburdur
Uymayım dersen
Haklı bile olsan
Cemiyet seni ezer
Mümin olmak
Sadece secdeye varmakla değil
Cemiyete uymak da
Müminin vazifesidir
OSMAN der ki;
Cephede savaş
Cemaatte barış
Cemaline varıştır
Camiye adım attıkta
Savaşı da barışı da sil
Sadece varışı bil
Gönlünde savaş var ise
Olduğun yerden uzak dur
Çünkü gönlündeki savaş
Olduğun yerin vergisindendir
Ya varlığa düşersin
Ya darlığa haşlarsın
Ya kulunu boşlarsın
Uzaklaştıkça kendine dönersin
|
Güzelin tarifini sorsalar
Diyeceğin nedir?
Varoluş güzeldir
Gemiye kaptan alsalar
Seni başına koysalar
Yolun nereye varır?
Yerini aldığın limana varırsın
Her kulun varacağı bir liman vardır
Kimi yakın limana
Kimi uzağa
Oymuş dediğin senindir
Verici dedik söze girdik
Alıcıyı dünyada bulduk
Duman silinsin
Renkler bölünsün
Aynaya dilenen yüzle bakılsın
Alıcı elektrik yüklüdür
Akımın gelişine
Kapısını açtı
Yanılmayın
Elektrik yükü olmayan kul yoktur
Ne var ki
Dayanma gücü kadar alır
Yani kabına göre
GARİB’in kabında
Doğuştan özellik vardır
Neden? derseniz
Daha önce verildi
Her yüzyılda verici yenilenir
Ona Merkez İstasyon denir
Oradan cümleye dağılır
Gümüşün dayanmadığı
Altın kab gereklidir
Kulu vazifesini bilsin
Vericiye uysun
(?)
Yuvaya derim
Daha önce verdik
Elektrik akımı yüksek olduğu için
Diğer ruhların gelişi sözü edilemez
Allah’ım deyiniz
Secdeye varınız
Yüzyılın vericisi seçildiniz
Aydın yolun yolcusu
Danışanın kolcusu
Nimetin bilicisi
Suyun aktığı yerde
Selin yıktığı yerde
Belin büktüğü yerde
Her dileyen yardımcı
EYYÜB SULTAN
Sabrına eş
Dileyene yoldaş
Darda olana haldaş
GARİB
Verici alıcıya eşit gelir
Gönlü gönlüne karşıt gelir
Gelen İslam denenden ise
Alıcıya eşitliğindendir
Elektriği nerde yakarsan
Orayı belirtir
Vericiyi demedim
Alıcıyı dedim
Onun istasyonu
İslam Merkezi’ne kurulmuş
Oraya verir
Hıristiyan dediğin de gelse
Vereceği aynıdır
Ne var ki
Alan şüpheye düşer
Allah’ım her yaptığını
Hatasız yapar
Kulunu şüpheden
Uzak tutar
Cumayı yol bilen
Yolumuza gönül katan
Aslında gidişe uyandır
Allah’ıma emanet olunuz
Oymuş denenden
Duman alınmasın
Hatasızdır bilinsin
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|