|
MEVLÂNA’yım ben!
Niyetimizden geçtik
Çünkü niyet dünya günündedir
Olmuyor olamıyor denen
Günün ötesine geçtik
Olanın olacağın
Görgüsüne vardık
Cümlenize selam verdik
Yuyanım yolumda diyenin
Elinden tutanı gördük
Gönüller bahçedir ekesiye
Ektiğini biçesiye dedi
YUNUS’um geldi:
Çiçekler açtı ise
Meyvesini bekle
Meyvesi oldu ise
Ermesini bekle
Gelene
Yolum verse diyene
Yolunu Kabe’ye çevirsen
Gönlünü kıbleye devirsen
Olanın olmayacağı yere
Diz koymazsın
Olmaz mı? deme
Dumana gönlünde yer verme
Yazılan görülecek
Altın çerçeve örülecek
Yemine yer verme
Yolun taşsız açılacak
Oymaya yer veren
Ağaçlara balta vurandır
Ne var ki oymayı bilen
Baltalayacağı ağacı öğrenendir
Dumansız gök arayan
Rahmete sırt çevirendir
Mevlâna’yım!..
Kulun alacağı
Ne yer ile ne yön ile
Sadece gönlü iledir
HACI BEKTAŞ der ki;
Softayı sevenin
Sofrayı kurduğu görülmez
Softa ile sohbet edilmez
Çünkü binaya
Müşterek duvar örülmez
Duvarı örene
Tavanı dür desen düremez
Çünkü duvarı örmekten
Gayrısını bilemez
Softaya aşk sofrası kursan
Tadını alamaz
Çünkü pişirmesini bilemez
Onun için sohbeti
Sohbet ehliyle düşün ki
Kandilin yansın
Gönlün kainat ile dolsun
Softa denildi
Tarif soruldu
Yolun gidişini bilmeyene
Bilmediği halde bilirim diyene
Bilmediğini bildiği halde
Sormayana SOFTA denir
YUNUS’um der ki;
Suyunu dahi softa elinden içme
Neden? derlerse
Güneşten almadık suyu verir
Olmadık yönden kulunu çevirir
Yanılmayın sözümüz cümleye
Yazımızın başında
Yolun taşsız olduğunu verdik
Günün olayından
Gönül dolayından söz bağlansa
Dost diye hallense
Olacak nedir?
Aynaya bakan
Baktığı gibi görür
Miyyarın gönlün ile ölçülür
Her bedene
Ölçüsünce fistan biçilir
Namına gelen her olay
Kainatın sırrınadır
Seyredilen dünyada göreceğin
Niyetine uyan değil
Sadece yazılandır
Ayağına çarık giysen
Tozlu olsa da yol benim desen
Yazanı unutma derim
Her olanı
Yazılandan biliniz
Yazan yazdı ise
Yolun gidişine uyunuz
Niyazın, namazın
Niyetini çevirmez
Niyetini yazılana uydurmaz
|
Sevmeyi deneyin dedim
Kainata varıncaya
Dolayını sarıncaya kadar
Seven ile bir olun
Sevgi doldurur
Gidene götürür
Giden nedir?
Duran var mı?
Sevgisiz niyaz
Tuzsuz aşa benzer
Taht görsen
Kralını sorsan
Geleceği yazılıdır denir
Oturana diz bükülür
Selam verilir
Niye?
Gönlünü hoş bırakana
Gelen diz çöksün diye değil
Hoşnut olsun diye
Seyrin olduğu yerde
Gönlüne güzel gelen var
Gönlüne güzel gelmeyen yerde dur
Yanıldığım yer burası de
Orada güzeli ara
Gönül aynadır
Bakan içinde olsun
Baktığın sende kalsın
Her verilen cümleye
Sözüm her alana
Seymen yerini bilmez
Yolunu görmez
Sadece yazana uyar
Yel misali gider
Sel misali akar
Gül misali kokar
Yumuşak yolun sözünü bilmez
Ne var ki uyuşta
Asla hataya düşmez
Uyduğu gibi
Gönlünü bağladığı gibi
Selamını iletelim
Yeniye değil
Olana baksın der
Serviye uzaktan bak
Doruğunu görürsün
Yakınında gölgeden uzak kalırsın
Ne yakınında ne uzaktan
Gönlünden silemezsin
Darlık gönüllerde yer almaz
Gönlünde bahçeni belledi isen
Dikeyim çiçekleri dediysen
Sorguyu mantığından sildi isen
Olanı olacağı
Allah’ıma havale etti isen
Aya mı gideyim?
Yıldızlarda mı arayım? diyene de ki;
Gönlünü aç
Yıldızları orda seç
Kainatı öyle görürsün
Verilene eyvallah dersin
Oynamadığın oyunda
Ne kazandığını
Ne kaybettiğini düşünmüşsün
Nerden başlasam denmesin
Her an başlayanın eşiğidir
Doğanın beşiğidir
Yazılan görülür
Sanılmasın ayrıya düşülür
Vurgun eğriden doğruya olmaz
Eğriden eğriye gelir
Bunu da sadece yazan bilir
Çamın olduğu yerde
Sokağa bakılır
Duvarın örüldüğü yerde
Görülen nedir?
Duvarın örüldüğü yerde
Görülen duvardır
Sen ördün
Sen gördün
OMAR der ki;
Pencereni aç ki
Görüşün örtülmesin
Kapını güneş yönünde seç ki
Gölgede kalmasın
Cümlenize selam olsun
Allah’ımın adı
Dillerde gönüllerde kalsın
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
(Resim verildi: HACI BEKTAŞ VELİ)
HACI BEKTAŞ VELİ geldi
Selam ile resmini verdi
Elbet alanın
Elimde diyenin
|