MEVLÂNA’yım ben!

Yol yürümekle alınır
Alınan her adımda
Daha öteye gidilir
Gayemiz elbet gitmektir
Niyetleri gütmektir
Sohbetleri açmaktır
Cümlenize selam olsun
Sohbetimiz
Üç kelime ile açılsın;
Sen, ben, O
Sen tuz
Ben derya
O deryadan varışa gidilen
Derya dedikte veren kim?
Sohbete gönderen kim?
Seni beni O’nu bir dersen
Hepsini bizde bulursan
Tuzu çözmüş olursun
Çünkü su, tuz, buhar dedikte
Çokluğa
O’ndan dedikte
Tekliğe uymuş olursunuz
Tuz deryanın madde hali dendikte
Deryanın sıfatı söylenmiş olur
Verenin verdiğinde
Madde olsa dahi
Sıfatı vardır
Demlenen her doyanda
Sessizlik görülür
Yerimin oluşu demeyin
Yarimin görüşü deyin

Gidene yol bitmez
Dileyene dur denilmez
Kader dilendiği zaman okunmaz
Okunsa dahi
Görmeden çözülmez
Elimi yolumu bilenin adını diyene
Dumansız gökte yıldız arayana verelim;
Şam’dan gelsen
Tenden silsen
Niyetinden atamazsın
VEYSEL’in yolundan çıkamazsın
Yenmedik meyveden değil
Girmedik türbeden değil
MERKEZ’in sözünde
Soranın sazında
Hata yoktur
Eyvallah diyelim
Alana sözünü verelim
(?)
Yoldanım diyen
 



Komşuda pişti
Kazanda taştı diyene
Mümine kuluna
Ayağından atsa da
Ağacından tutsa da
Yazılan görülür
Başlanan örülür
Her dolan bohça dürülür
Yumuşak oldukça
Ölçüsü kendine verilir
VEYSEL misali
Sorulan verildi
Sözü açtık
Sohbeti geçtik

Yumuşak olmaktan maksat
Göze bakmaktır
Gözden almadığın
Gönülden bulmadığındır
Günü gelende
Sorulan verilir
Derya misali
Tuz ile haşır neşir olunur

Yaşamaktan maksat nedir?
Nefes almak mı, vermek mi?
Yoksa vereni bilmek mi?
Soyluya sorarsan
Dünyanın tozu soysuz
Soysuza sorarsan
Dünyanın tozu soylu
Soylu da O’nun
Soysuz da
Huylu da O’nun
Huysuz da
YUNUS misali;
Kimini diş ile
Kimini taş ile kırar
Kıran kim?
Kırdıran kim?
Diş diye taş diye ayıran kim?

Çokta biri bulalım
Birde cümle olalım
Selama hep beraber duralım
Yıldızları aşalım
Samanyolu’na cümle ile ulaşalım
Allah’ıma emanet olasınız
Maddeyi tuz misali bilesiniz

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah