Konuk : Hanna Fiala GHOSH

MEVLÂNA’yım ben!


Göz ile almayı
Öz ile bilmeyi denedik
Olayda duyanı sınadık diyene de ki;
Özde olanın gözden verdiği bilinir
Cümle sevgi ile selamlanır

Gelmeyi deneyene
Yumuşak yolu vardır
Bilindiği gibi sevene
Dünya dardır

Kanat diledim uçayım
Yaprak oldum göçeyim
Gazel oldum düşeyim dersem
Elbet olumu yazarım

Kanat ile gelmedik
Yuyan olduk bilmedik dedi
YUNUS’um söze girdi:

Gör görebildiğince
Gez durabildiğince
Ver kurabildiğince
Yeter diyen olmaz
Suya gelen kalmaz
Suyun vergisi
Değişenden değildir

Kucak dolusu sevgi ile
Gelenin gönlünde olanı verdik
Daha önce resim ile
Sevgisini yaydık

PİR SULTAN ABDAL’ın
MERYEM’in
SAINT MICHEL’in
Resmi gelene çizildi
Üç kanalın suyu açıldı
Kuracağız dedik
Duracağız demedik
Yazacağız dedik
Kalacağız demedik
Yazımız açılacak
Bütün verilecek
Ne var ki
Kesin karar almayacak
Görgüde hataya düşmeyelim

Düzeni verdik
Yöneten dedik
Yapıya talip olanları sorduk


(Soru: Kırkbirler mi?)
Eyvallah, Eyvallah
PİR SULTAN ABDAL yardımındadır
Soylu dedik
Daha önce verdik
Geyik misali yol alır
Sanılmasın boynu bükük kalır
ABDAL sözü aldı:

Soylu denilene güldü, güldü
Yaya gider
Soya güder
Aydan güneşi sorar
Soran elbet bulur
Soylu misali
Kaygusuz kalır

Gerçek onda mı, bende mi?
Gerçek arayandadır
Çünkü arayan bulur
Yerde taş olsa
Ayağı ile değil
Eli ile kenara çeker
Taşta dahi incitmeyi öngörmez
Sergide hatayı bulmak istemez
Verdiğimiz elde
Hakk’ın eli vardır
Duran yorumdan uzak kalandır
Dedi yürüdü

Sattığın meyve alanındır
Verdiğin bilgi bulanındır
Ne var ki
Sendeki senin
Aldığı onundur
Bilgi satılmaz
Devredilir yayılır
Dileğimiz odur ki;
Yayıla yayıla dönsün
Başladığı nokta ile bitiş
Kainatı sarsın



Bitişten maksat
Olumunu tamamlayan toplumda
Sevgi yerleşsin
Nasıl? denilir
Seven yayarsa
Sevilen yayılır
Sevenin yaydığı sevgisidir
Dört kişi dört kişide kalmaz
ŞEMS misali olalım
Buğday misali dolalım
Eyvallah
Şah ile oluşunu
Dost ile buluşunu
Oyunda noktalar
Yayılanı geçitte aşar

Doğuşu bilelim

Gerçeği görelim
Ömürde açılan pencere
Her kula nasiptir
Ne var ki
Yazıya uyalım
Bildiğimiz gibi olalım
Bildiğimiz yok denilmesin
Yıllardır verilenden alanlar
Aldığına uyanlar
Yorumdan uzak kalmasın
Açılan sohbetimizde
Olumun erdiği görülür
Görüldüğü günde
Vazife verilir
Daha önce verdik
Yoğun çalışma dedik
Asla durandan olunamaz
Beklenilen gün
İnkar edilemez
Her vazife alan aldığını
Övünsün diye değil
Dövünsün diye aldı
Dövünmekten maksat
Koşunsun
Dilenen yere taşınsın
Çağırıldığı yerde bulunsun
Vazife denildikte
Buradan oraya veririz
Ordan oraya nasıl veremezsiniz?
Verilecek, derilecek
Yoğun çalışmaya girilecek
Unutulmasın bekleyen çoktur
Her dileyene
Denilmesin; Elde yoktur
Olmayan toplansın
Aynayı ele verdik
Yazdık yazdık
Sohbet sofrasını açtık
Daha genişleyecek mi? denilir
Cümleye dedik
Zümreyi vazifeli saydık

Doğan doluya
Duyan beriye gelsin
Her kulu sevgi ile
Her yaratılanı sarsın
Söz söze katılmaktan uzak kalsın
Seyrine katıldığın her olayda
Güzellik belleğin olsun
Özüne kaydet demektir
Küçük, doğana diyelim
Fakir olana değil
Büyük, alim olana diyelim
Zengine değil
Cümle sevgiliye selam olsun
Sevgide her kul kendini bulsun


(Resim verilir: St. JEAN)

Yapıya taş
Sevgiye baş denilir
St. JEAN sevgisini iletir
Yapıda emeğim olsa
Sevgili olup dile gelse dedi
Cümlenizi selamladı
Sevgim onlar ile
Onlarda kainat ile dolu
Seven sevilen her kulu
Dayanandan olsun
Dayandığını bilsin dedi
Resmini verdi yürüdü

Allah’ım ondan razı olsun
Allah’ım cümlenizden razı olsun


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

20eylül1977

SOHBETLER

24eylül1977