|
MEVLÂNA’yım ben!
Yorum denilir görgüye açılır
Açıldıkça perdeden perdeye geçilir
Cümlenize selam olsun
Dost dedik
Dostlukta bulduk
Selamını aldık
Selam ile geldik
Rahmeti bol olsun
Bolluğu bilen gelsin diyene de ki;
Rahmeti her an boldur
Uyan alsın
Alan görsün
Gördüğü gibi olsun
Şahı gönlünde bulsun
Senden aldığını
Dileyene versin
Senden bana
Benden ona desin
Güneş doğuşa
Güneş batışa denir
Güneş ne doğar ne batar
Sadece kul gözünde tüter
Doğan batan güneş değil
Uyuştur, uyduğunu görüştür
Aydan yedek olmaz
Güneşe gölge vermez
Görmeyene perde germez
Nasıl? denilir
Gören de görmeyen de yanılmaz
Yanılmaz denilende sözüm
Görüşe uyanın
Gördüğü gibi
Anlatanın izahıdır
Ağacın arkasından
Güneşi anlatırsan
Yaprağı eklersin
Bulutun arkasından anlatırsan
Rahmeti beklersin
Olay budur
Genişlik yükseldikçe görülür
Mertebem nedir? diyene de ki;
Gördüğün sevdiğin kadar bakışın
Yol ehli olan gelsin
Hal ehli olan kalsın diyene de ki;
Olmayan bilmeyen kimden alsın?
Bilen de bilmeyen de
Olan da olmayan da gelsin
Olan olmayana
Bilen bilmeyene versin
Versin ki;
Kendini yine de eğitsin
Kendi ile kendini öğütsün
Kandile yağ koyalım
Kendimize soralım dedi
YUNUS’um söze girdi:
Girse de girmese de
Verse de vermese de
Alan dilediğini aldı
Seven dostunu sardı
Sevmeyene ne kaldı? denmesin
Sevenin sevmediği olmaz
Açalım dosta elimiz
Dönelim Dosta yönümüz
Diyelim uydu konumuz
Sohbetin tadına
Cümlenin adına
Selam ile geldim
Selamı YAHYA’dan getirdim
Gelene verelim
Dost eli bilelim dedi
(Soru: Dost eli H. Bey mi? )
Eyvallah
Ocak başı bulalım
Halimize uyalım
Dayadık sırtımızı
Şükür Allah diyelim
Ayak aldı getirdi
Saydığını bitirdi
Yerden sağlık sorana
Niyazını ettirdi
Yeniye uyduğumuz
Gönülden duyduğumuz
Nehir misali gelir
Sanılmasın kesilir |
Doyandan değiliz
Alandanız dersiniz
Aldıkça duyarsınız
Verenin verdiğini
Adını dumansız bilirsiniz
Dayandığım kimdir? dendi
Elbet Yüce’dir
Dağılan görgü değil bilgidir
Uyulan sevgi saygıdır
Yağın oluşturduğu
Ocağın buluşturduğu
Kulun eleştirdiği
Sadece bir tencere aş mıdır?
Yoksa yapan baş mıdır?
Üç elde oluşan
Bir sofrada buluşan
Katık ile birleşen kulun aşıdır
Üç halde oluşan nedir? dendi
Ocak, ateş, tencere
Ocak yetmez
Ateş bitmez
Tencere tutmaz ise
Aşını alamazsın
Doyumu bilemezsin
Uyum odur ki;
Acı tatlı bir oldukta
Bir olup tencereye girdikte
Sevilenden olur
Acı tatlı nedir? dendi
Tencereye giren
Yağı, tuzu, biberi, soğanı alırsan
Ayrı ayrı bilirsen
Tadına varamazsın
Acı soğanı pişirmezsen
Tatlı diyemezsin
Kendine yöneliş de odur
Güzel çirkin demeden
Öfkesine uymadan
Aksi sözü duymadan geçersen
Aşın tatlısına katıldın derim
Sözü sözüme uymaz
Baktığım yeri görmez
Güzele uygun demez dersen
Aşına kattığına
Tadına baktığına
Dağınık olduğuna misaldir derim
Dağınıktan maksat;
Verilene uymamaktır
Verileni duymamaktır
Sevileni bilmemektir
Aşım güzel diyen
Peynir ekmeği aştan saymayana sözüm;
Oluşa dönünüz
Gerçek olduğu gibi alınandır
Azdan çoktan sorulan değil
Az ile çok nedir? dendi
Az bilinen, çok görülendir
Deyimde hata yok
YAHYA der ki;
Az çoğu getirir
Çok azı götürür
Bilmece oldu yoruma kaldı diyene sözüm;
Gerçek bilmece değil çözmecedir
Nereden aldığını
Nereye döndüğünü bilirsen
Az ile çokta bulursun
Az bilinen dedik
Kulunun bildiği kadarını verdik
Görülen elbet çoktur
Ne var ki
Gördüğünün ne kadarını bilirsin?
Duyanın yorumu dayandığı kadardır.YM
Halef selefi bilse
Bildiği yerde elini verse
Eyvallah deriz
Sevmeyi öğretiriz diyene
Kulun yargısı
Olandan kaygısı kalmasın
Dengeyi bulacak
Elekten geçecek
Günün yorumu
Gelene uyacak
Allah’ıma emanet olunuz
Cümle ile bir kalınız
Seviniz sevininiz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|