MEVLÂNA’yım ben!


Güzelde güzeli ararsan
Gazelde rengi görürsün
Her olayda denge uyarsın
Cümlenize selam olsun
Gelen bilen
Sahibine uyandan
Allah’ım razı olsun

Denge nedir? dersen
Uyumdur renge doyumdur
Bilenin bilmeyenin uyduğu
Verenin yazdığıdır

Kalede aradığını
Denizde görmezsin
Denizde gördüğünü
Bağda bulmazsın
Olanı olduğu yerde
Göreni bulduğu yerde bilirsin
Sevdim güzeli
Duydum dediğini dersen
Uyduğuna derim

Dal üstüne sel durmaz
Dağa taşa yel vermez
Alan kul halden kalmaz dedi
YUNUS’um söze geldi:

Yağmur sana bana
Kar döne döne oluşur
Öylece kul ile rahmet buluşur
Bilenle bilmeyen yarışır
Olaya bilinen karışır

Yağmura el tutayım mı?
Çamura sel katayım mı? dersem
Almayı bilenden miyim?
Duyana verenden miyim?

Yeşil renge uyayım
Gönül ile duyayım
Sarıda kalayım
Mavide bulayım
Her birine doyayım
Kırmızı ile bulayım dedi
YUNUS’um yürüdü

Kuyuya baktın mı?
Sesini attın mı?
Rengini birbirine kattın mı?
Soyunduğun gün
Doyasıya aldığını göreceksin
Arındığını bileceksin
Bildiğine uyacaksın

Uyum renk ile başlar
Renk ile oluşur
Renk ile doluşur
Cümle O’nda buluşur
Dayandığın yumak misali
Gününe bağlar
Düğümünde eğler
O an duyduğun andır.YM
Danışılan gibi

Gerçek aranır diyene de ki;
Kul gerçekte arınır
Kul gerçekte barınır
Kul gerçekte sarınır

Alandan danışan
Danıştığı yerde bilişir
Geldik gördük döndük diyen
Uyduk dediği yerde
Yeşil ile oluşur
Bulduk dediği yerde
Kırmızı ile kaynaşır
Nasıl? dendi
Bulanın rengi
Kanıdır dengi
Kor olan yanandır
Yandıkça yakandır
Kül olup dökendir
Maviyi gören
Danıştığı yönde buluşandır

Buluştuğu nerede?
Niye? denir
Dönüş kapısı
Dünya yapısı
Dumana yer veren
Bacaya örtü koyandır

Doğuş bilişin başıdır
Sevgi kulunun aşıdır
Aşk kainatta yoldaşı



Kucağını açanın
Açtığı yerde doğana
Yol verdiği görülür
Allah’ım razı olsun denilir

Candan geldik
Canandan bildik
Dayandığımız anda
Yüce’ye yol aldık
Gönül dilediği yerde değil
Her anıldığı yönde olsun
Orada anıldığını bilsin dedi
NUMAN sözü aldı:


(Soru: HACI BAYRAM mı?)
Eyvallah

Geldim gittim
Aradım sordum denmesin, anılsın
Yerde değil gönülde bilinsin
Denizde havada
Taşta toprakta aradığın
Şekilde sorduğundur
Şekilde dünya vardır
Var olana dünya dardır

Küçük büyük olasıya
Desti kova dolasıya bilinir
Danışılan her hal ile bulunur
Görmeyi dilersen
Dilediğine değil
Bellediğine gönül koy
Açılan geçitten
Danışılan yol verilir
Köprü öyle kurulur

Dağları aşamadık
Köprüleri geçemedik diyenin
Ayağı zahmet
Bileği zulmet desteği almadığı görülür
Zulmet denildi, hata yok
Ayak sadece zahmete katlanır
El her hali ile damla damla alır
Aldığının ötesinde verir
Verenden ise zulmeti eritir
Eriyende doyasıya rahmet vardır

Görgüyü bilendeniz
Kaygıyı silendeniz
Dağınık denileni derendeniz
Selamla geldik
Dost eli ile dostu bulduk
El ele verenlere
Zahmeti silenlere
Rahmeti bol olsun dedik
Selam getirdik

Darda olana kainatı göster
Yerini bulsun
Olduğu yere noktayı koysun, dönsün
Koyduğu noktada kendini bulsun
O zaman kayguyu silecek
Benliğinden uzak kalacak
Bağda üzüm
Dağda gözüm diyecek
Derya ile hemhal olacak
Olaylar geçicidir
Her görgü aynı yerde olmaz
Her gören aynı noktayı bulmaz
Göreni olduğu yerde
Olanı bulduğu yerde bilelim
Aynayı yüzüne verelim
Gördüğüne güzel derse
Bulduğuna sevinelim

Allah’ıma emanet olunuz
Selameti oluşta biliniz


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah


(Resim verilir: Hz. HAMZA)

Dilden gönülden sardı
Sardığı yerde gördü
Cümlede bildi
Gönülden doldu
Selamladı yürüdü Hz.HAMZA

18mayıs1977

SOHBETLER

03haziran1977