MEVLÂNA’yım ben!


Yudum yudum verdiğimiz
Her gönüle serdiğimiz
Cümle ile bir olduğumuz bilinir
Cümlenize selam olsun
Almaya gelen
Sormayı bilenden
Allah’ım razı olsun

Hak ile anılır
Adı ile bilinir
Dilden dile söylenir
Resulüdür sevilir
Kainata varolana
Şefaati görülür

Alayım dediğin
Yumuşak yoldan bildiğindir
Elbet alınır
Umut değil hakikattir
Gerçek görülecek
Dert denilen
Düğüm olmadan çözülecek
Damla damla verilen
Güğüm dolu görülendir

Yerden alsam
Yoldan sorsam deme
Gelecek, elden verecek
Dağınık olanı derlesin
Yeniden aldığını
Örmeden sardığını sanırsın
Örerek sardın
Her dönüşü bildin
Öylece bildiğine uydun

(?)
Yanımızda olana

Yerini sorduğun
Geleceğe uyduğundur
Gelişe uymayı deneyim mi? dersin
Yolun açık
Kurduğun düzen
Geleceğini sezene verir
Düzeni öyle bulur
Kar ile buz misali
Güneşte erir
Değişen yok
Sayıya verdikte
Doğruya uydukta
Kaygu neden?
Denenmiş olsun
Yanlıştan dönsün dersin
Dağınık düzende
Gönlünü üzendir
Dağınık olan nedir? dediğin
Sayıyı arttıran
Kararı örttürendir
Kendimi bulsam
Düzene uysam dediğinde
Yerini bildiğin yetmez mi derim

(?)
Yanımızda olana
Konuktan aldığını
Konutta ver derim

(?)
Karşımızda olana söylerim
Sağır dediğinin
Seyirden uzak kaldığını sanma
Soğuk denen
Sıcağa hazırlayandır
Kuşak bele oturmazsa
Değerini yitirir
Dar gelirse sağlığını götürür
Yetmiş ise altmış ekleme
Düzeni bozdurur
Kahır diye düşündüğün
Dumanı yersiz gönlüne aldığındır
Hasta olanın sağlığından dedim
Kahrını söyledim

(?)
Yanında olana

Allah’ım güzel olanı verir
Kayguyu silelim
Düzen bozulmaz bilelim
Cep fistana
Yazı destana gereklidir

GÜL BABA denilen
Sağından solundan geçirilen
Doğudan danışılan
Batıya konuşulan
Dilediğin yolda gerçekleşir
Gerçekleşmekten maksat
Yazıldığı gibi görülür
Ne var ki
Niyete uyandır

(?)
Karşımızda olanın
Karındaşına sözüm
Yumuşak alasın sazın
Düzene uyduğun gibi yazın
Saz dilenen niyet



(?)
Çağrı
Ne var ki
Kime haykırdığını
Bilmen gereklidir
Daha önce verdik
Sözümüz edilsin edilmesin
Dağılan yaprak
Bulunsun bulunmasın
Kayıtta olanı veririz
Allah’ım razı olsun deriz

Duyana dediğini
Uyana versin diyene de ki;
Varolanı bilen her kul alır
Yerini öylece bilir
Sağ olana verir diyene de ki,
Sağ olan bildiğini
Varolan yazılanı verir
Çünkü kainat düzenine
Uyduğu günden alır
Bezm’den alanın
Dünya gününde verişi
Gördüğü uyduğu kadardır
Olduğu kadar veren
Kainatı gönlü ile sarandır
Onun için;
İyi kötü
Güzel çirkin
Acı tatlı yoktur
Her varolan O’ndandır

Öyle olanı nasıl bulalım?
Nerden bilelim? denir
Bilmeyi denersen görürsün
Daha önce dedik;
Güzel çirkin demeyen
İyi kötü görmeyen
Olgun kuludur
Kulunu kuluna katan
Kulundan sorgu tutan
Olumunu kendinde bulmaz
Bulmadığı yerde vermez

Yerini bilen
DOST ehli diyen
Sargıyı her dalda uyan
Verenin ta kendisidir
Denizde varolan her balık
Elbet yenmez
Yenenden alınız
Yiyene veriniz
Cümlede Hakk’ın
Tecellisini görünüz
Duvarı örelim
Çatıyı örtelim
Kapıda duralım
Gelene elimizi verelim diyene
Allah’ım razı olsun deriz

(?)
Yanımızda olana



Ağacın dalına bak
Kucağındaki taşı dök
Doğuştan aldığın
Duyuştan bulduğundur
Dumanı at dedik
Daha önce verdik
Dört dört ile bölünür
Dördü on ile bölmeye çalışırsan
Olumsuz yansırsın
Kucağındaki taşı dök dediğim odur

Yumuşak yol senin
Geçeni unut
Korkuyu almayı denediğin an
Yardımcını çağır
Dayandığın günden aldığındır
Sorduğun günden sevdiğindir

Dal ile hal ile
Geldim güne yol ile dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Kor olsa ocakta görse
Rengine değil
Dengine bakar
Düzene sahip çıkar

(?)
Karşımızda olanın karındaşı

Duyana söz
Uyana göz gereklidir

Allah’ıma emanet olunuz
Çaydan geçene el veriniz


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

 

07mayıs1977

SOHBETLER

20mayıs1977