MEVLÂNA’yım ben!


YUNUS’um söz ile geldi
Sözünü sevenlere bağladı
Gölgeyi her dileyenle paylaştı
Sohbette her dileyenle eyleşti

Oruçta yapının çatısı vardır
Namazda binanın temeli vardır
Duvarlar sevgiye açılan kapılarla bağlanır
Doğuştan her kula özellik verilir
Varlığında eriyelim
Her kulunu O’ndan diye sarılalım
Oyaya bakarsan
Elden emek bulursun
Aymayı sorarsan
Erden emek alırsın
Sorduğun erin yumuşak yolu vardır
Ne var ki çevresi dardır
Eyvallah

DAVUT peygamber der ki;
Dikenden olalım
Dikişte düzeni bulalım
Bedene uyduralım
Uymayanı kaldıralım
Çevresi darda denilen nedir? dendi
Aymayı bilir
Bileni bulmaz
Bileni bulsa
Alana uymaz
Satıhtan ayrılsa
Derinliğine girse
Gücü yetmez denirse de
Yaygın olana uyacak
Kendine uyanı bulacak
Şartlardan uzak kalacak
Feraha o zaman kapı açacak
Gelişten çok, çağrıya uyacak

Davardan yün arayan, yünü tarayan
Elbet kışa hazır olur
Hazırda kendini bulur
Sebepsiz hale uymaz
Hal olmadan yol sorulmaz

Zeytinde yaprak
Kestanede toprak vericidir
Nasıl? denilir
Zeytin yaprağı, aldığını meyvesına iletir
Kestane toprağı,
Her çiçeğin beslenmesi
Varlıktan nemalanmasıdır
YUNUS oldum eğildim
Dala geldim dağıldım
Bir söz ile dolandım
Çok söz ile bağlandım
Bağlandım, dünya ile eğlendim

Balık kavağa gelse
Kavaktan yere baksa
Göreceği nedir?
Dozunda artış olsa
Olumunu veririz
Sahiline varırız
YUNUS’un verdiğine
Helvayı kardığına
TAPTUK’u şahit olsa
Şahide soru verse
Her kulun diyeceği kendincedir

Yorgan örtendir
Ayak dürten
Örtenin aslında dürteni falındadır
Yakınlığı gerçek bildiğine
Her olaya uyduğuna gönüller şahit
Öyle oldukta, yargıya seni koydukta
Gönlün hoşnut olsun

Bilgini örten
Vergini dürtene yer verme
Şahit olanı kuldan seçme
Allah’ım görücüdür
Seveni bilicidir
Allah’ım razı olsun
Sevende kainatı bilene uydursun
Olumsuzluk yorumunu
Sana verene dedim
Doğandan ses aldıkta
Dünyanın özünü görürsün
Sözünü ondan alırsın
Bildiğini sepete atma
Sedef misali sakla

Mevlâna’yım!..

Güneşin doğup battığı söylenir
Gece gündüz diye eylenir
Gece gün sizlere
Cümle aydın bizlere

Gönülden hoşnutuz
Allah’ım hoşnut olsun
Her kul birbirinde var olanı bilsin
Güneşte aldığına
Gölgede verdiğini saysın
Dargınlık çevreden kalksın
Gelenlere sözümüz bağlansın
Gördüğümüz erlikte
Sildiğimiz körlükte
Elbet mucize aranmaz
Kulunun yolunu dilediği yönde bağlar

Sorguyu aldık
Katı olanın doğanda çizdiği
Çerçeveyi gördük
Danıştığı yolda
Yanımızda kolda
Eyvallah

Gayretin var olduğu bilinir
Ne var ki gene de yazılana uyulur
Çiçeğin verdiği
Bahçeye girdiği güzeldir
Olamaz denilen olur
Meyve vermeyene aşı vurulur
Öyle oldukta dilenin alınır

Uyuyana de ki;
Ayrana verdiğini
Tuzdan sahip olduğunu
Bal ile akıtasın
Limon yaprağı karıştırsın
Uyuyana yanına giden yavruyu bilene
Görenden bilenden
Aldığım yeter de
Verilen biter de

Gedikten aşanın
Geçtiği yerde aranmaz
Olacağa uyanın
Sahifesi sorulmaz

MEVLANA’yım ben!

Yerinden ayrılmadan
Yolundan kayrılmadan
Gelen kimdir? denilse
Olumsuzluktan çıkan
Her olaydan yorumu silen derim
Yanımızda olanın
Cumanın geldiğini
Cümlenin bildiğini silemezsin
Bütünlenen ayı
Üçe bölemezsin
Neden? diyene de ki;
Bölmeye değil
Vermeye niyet kurdun
Yarıda kalanı sevmedim
Alandan ayrı görmedim
Sayıyı vereni bilmedim
Uyumsuzu bulacağım
Uyuyana çevireceğim
Kuru ağacı devireceğim
Yeni fidanda arayacağım



Çöpten atana
Tazeden tutana
Alnımın terini göstereceğim
Çaydan zarar gören
Derede aramaz
Var olan O’ndandır
O var olanda
Varlığı bilendensen
Her olaya çizgi çek 
Dört dört olsa dersin
Altı altı bulursan
Ayrıyı düşünmezsin

Çağdan uzak kalırsa
Dünden bugüne bakarsan
Dünya karanlık gelir
Aydın olanı seven bilir
Her bilen öbürüne verir
Verenden olalım
Dağılmadan bulalım

Aydın yolun yolcusu
Yolumuzun hancısı
Dost elinin verdiği
Kayıp denilenin
Güne döndüğü bilinsin
Olumumda dünün örtüsü
Bu günün görgüsü var diyene sözüm
Karşımızda olanın
Eyvallah
Doyanda açın emeği görülür
Aç nedir? denildi
Verilenin
Yoğun sohbette alınanın
Gerçeğe uyan
Gönülden duyan
Sesini veren
Nasıl? denilir
Ses sese nasıl verilir?
Kayda aldığın
Düzene koyduğun sesindir
Vergide bulduğun ses ile
Sesi bağladığındır
Dağa çıkan ses verse
Karşı dağdan ses alır
Eyvallah
Sözünü verdiğinin aldığı
Sana verdiğidir

Geçerli değil
Dumanda selamet yoktur elbet
Ne var ki
Dumanın gideceği bacayı sen açabilirsin
Öylece düşlediğin köprüyü geçebilirsin
Akana uyduğun kadar, bakana uy
Yanımızda olanın sorgusunda
Dönük sayfa görülür
Geçenin açılışı
Eyvallah
Konuktan beklenen
Konutta sevilen olsun


Suyundan almadan
Soyundan bilmeden uydum
Uyandan haber sordum
Gidenin yargısına baktım
Kayguyu gönlüme kattım dersin
Gidenin katkısı olmadı
Yerini yuvada bulmadı
Aynayı eline almadı
Eyvallah dedim bilmedi
Dediğin elbet öyledir
Ne var ki
YUNUS’um misali
Döne döne olayım
Seve seve bileyim
Elma olsa soyayım
Yumak diye sarayım denildikte
Sayfa yeniye dönecek
Yenide selamet bulacak

Bilgiyi verene uyacaksın
Yediğin oynadığı oyun aslı yitirir
Asıl olanı bekleyelim
Yedek ile oynamayalım YM

Dağılanın eğittiğidir
Şüpheden uzak kal
Yerim yolumdandır de
Gerçeğe bulacağa niyaz et
Dağıtanı düşün
Dalından kopsa
Meyve yere düşer
Ağacın değildir artık
Var olduğu kadar eline alanın

Gözün bakışına yer verme
Ayrıdan söze girme
Düşünde gördüğüne
Usunda yorduğuna sevin
Eyvallah
Uyuyanın yerine gayrıyı koyma
Hastaya kötüyü yorma
Karşımızda olana
Eyvallah
Daha önce verdik
Ses ile aldığını
Ses ile örtme
Durana verelim
Düşünde aldığını değil
Karşımızda olana F…
Hayrette seyre düşen
Gayreti ömrüne maledendir
Yaprak yaprak vereceğiz
Döküleni dereceğiz
Yorumuna gireceğiz

Kaçana düşman olan
Kaydını sönük görendir
Uymayı bilmeyen
Ağmayı kendine vazife edinendir
Kaçana düşme
Dediğini deşme
Ne derse desin
Çevreyi silsin
Bağladığı başıdır
Süslediği düşüdür
Karşımızda olana
Kaşık alsak aşa katsak
Biz de nasibimiz alsak denilende
Selamet vardır
Elbet aydın günü bileceksin YM

Resim alsan silinir
İsim versen söylenir
Diyeceğin beklenir
Uyumda dendiği gibi bulacaksın
Öylece sevende kalacaksın

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Aynaya döneceksin
Kainatı göreceksin
Yeter ki bilene uy
Doğudan batıya
Gönlünce duy YM
Genişlikte ayak bulamayan
Darlıktan zorluğu bilendir 


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah


Gelenden selam aldık
Şahitten olayı sorduk
Ona de ki;
Geç olanı güç olandan ayırdık

23temmuz1977

SOHBETLER

25temmuz1977