|
MEVLÂNA’yım ben!
Selam ile geldik
Cümlede bulduk
Sahil yolunda
Gelen gemiyi gördük
Yoldan gelene
Handa durana
Gidenin halini sorduk
Yolunu yolcuya bağladı
Gönlünü cümle ile halledi
Gelenin yorumunu
Gelen güne bıraktı
Cümlenize selam olsun
Selamını gönderen
Sizleri bulsun
Dost ile bağa girdim
Şarabı destide gördüm
Sarhoşa sorgu
Mahkuma yargı
Haddim değildir dedim
Doyumsuzluk sohbetimizin olumundadır
Güzellik yapımındadır
Sevenin sevgilisi
Bilenin şarkısına girer
Sahipsiz kalanım denmesin
Sahipsiz kalan olmaz
Kaldım diyen yolu bulmaz
Doruğa çıkalım
Dağ yolundan bakalım dedi
YUNUS'um söze geldi:
Şarkıya özden veren
Toprağı sazda düren
Dayandığı yörede
Güvendiği törede
Ne bulursa sever
Ne görürse över
Sevgide oluştumu
Kıymette buluştumu
Doğanın yazısında
Ölenin kazısında
Sahibini bilen ile bulan vardır
YUNUS'um selam dedi
Kaynayan tencerede tuzumu alın
Daim sevabı cümleye gelsin
Gayrete düşene söz
Hayrete düşene öz gereklidir dedi
YAHYA EFENDİ geldi:
Yaprağı bol olan ağacın
Gölgesi büyük olur
Dileyen gelir
Kaynayan tencerenin
Tuzunu verene söz etsem diyene
Cevabı olur
Eyvallah dedi
YUNUS soruya verdi:
Geldik vereceğiz
Elbette olacağız
Ayna elde, söz dilde
Dileyende olacağız
Şahit diyen
Olaya el koyana de ki:
Görgü yargıyı siler
Yargı sevgiyi böler
Bizden olalım
Denene uyalım
Seveni bilelim
Elele verelim
YAHYA sözü aldı
YUNUS'tan oyun sordu
Oyundan maksat;
Çevreyi sarmak
Çevrede düğüne varmak
Yalın kaldık diyelim
Ayaktan adım bilelim, dedi
YAHYA yürüdü
MERKEZ'ime söz veren
Sözümü O'ndan bilen
Ağaca nokta koyan
Çemberden noktaya varan
Dayanır olumuna
Dolanır uyumuna
Kayıt yazandadır
Umut gezende
Karanlık gören
Yerli yersiz gören, yazandır
Yazanın dumana verdiği
Akımdan gönderdiğidir
Yalın kalınsın
Olaya öyle bakılsın
Aynaya baktığında
Kuyuya ses veren misali, uyarsan
Olumsuz gelir
Ayna gülene güler
Ağlayana söyler dedi, selamladı
Dört yaprak eylenir
Dört çiçek sevilir
Dosta aradığını
Posta verelim
Duyana dağınık düzenden soralım
Usunda yargıya varma
Düşümde yordum deme
Gün geçti oyun bitti
Gönülden yoruma girdiğin
Dağınık düzende gördüğün
Geçen günde ördüğündür
Korunan kul...desek
Cümlenin korunduğu malumdur
Asmadan aldığına uy
Üzümün verdiğini bil
Taş ile gelen kum ile erir
Katılık denilenin günde yeri çok
Unutulmasın; ser ser ile kırılır
Taşı tasa vurursan dağılır
Taşı kuma vurursan gömülür
Taş misali kıralım
Kum haline gelelim, ufalalım
|
Suyun aktığı yerde
Toprağı çamur bilen
Yolunu verenden
Yolunu sorsun
Allah'ım cümleden razı olsun
Yeşilden gelene
Maviden verene
Sarıda sorana
Morda yorana
Kırmızıyı kazana, diyelim
Turuncuyu sevenden bilelim
Beyaza bağlayalım
Gönülden eğleyelim
Toprak eğitir
Taş öğütür
Aşk söyletir
Gönlünü aç
Doyanın alacağı
Doymayana vereceğidir
Verenden olalım
Benliği özden silelim
Benden sorulsa
Senden bilinse
Yeri nedir?
Elbet bilenin söylediği dardır
Bilen neyi öğrenir? Bilmediğini
Çok bilen düzeyde kalandır
Yanılmayın; Az mı bilelim? demeyin
Bildiğiniz kadar uyunuz ki
Özden bulasınız
Aldık, bulduk, olduk denildiği yerde
Nokta koyulmuş olur
Aslında kâinatta koyacağın nokta yoktur
Olduğu, bildiği, bittiği yerdir nokta
Yaşadığın günün asla noktası olmaz
Çünkü evrende bilinmez
Bilinmeyen bitmez
(Resim verildi: KAYGUSUZ ABDAL)
Dumansız olduğuna
Amansız bulduğuna
Şahit istemedi
Bilenin bildiğine
Görenin yorduğuna ortak olmadı
Olduğum gibi
Bildiğim kadar dedi
Sevdi sevildi
Sevdiğine sevindi
Yerimi sorarlar
Adımı ararlar
Gelene yorarlar
Ne gelenden ne durandandır
Sevabına ortak arayandandır
Çağrılan gelir mi? diye sorulur
Olaydan ses veren
Hay diye yalvaranın
Elbet geleni olur
Öylece kayguyu siler
Çaydan geçene
Elini ayağını diyene
Kolunu verirsin
Kulluğunu öyle görürsün
Göze gelen sözü açandan olur
Seyrini gelende bulur
Döndüğün çevrede
Aradığını bulamazsın
Seni arayanı görürsün
Sevgide bir olursun
Ona de ki;
Doğana doyum
Bilene uyum gereklidir
YUNUS söze girdi:
Gözden ırak olan
Gönülden bağlanır
Yol diye eğlenir
Kayguyu silelim
Düzeni övelim
Ayrıya düşmeden
Görünmeyen, sevilmeyen olmaz
Sevilmeden dünya dönmez
Yazacağız, döndükçe doyacağız
Ak ile karayı sevecek
Beyazı bulacağız
Dost sofrası kurulur
Dost helvası karılır
Açana verdik
Geçeni sevdik
Hak sevmiş
Elbet cümlesi özüm
Cümlesi gözüm
Can ile canan doğuşur
Can cananda birleşir
Saydığım sever
Sevdiğim sayar
Zincir misali birbirine ekler
Ayrıda kalanı bekler
Örüleni gördük
Çevrede bulduk
Gönülden oluşturana
Dostları buluşturanlara
Allah'ım razı olsun dedik
Çeşitte eşitlik olursa
Göze zor gelir
Eşitliğin düzenini kuralım
Elele verelim dendikte
Uyum arayanda kalır
Mutluluk ordadır
Mutluluğa eriniz
Kaynağına giriniz
Şah ile köleyi orda sorunuz
Ne ayrı görürler
Ne ayrı verirler
Severler severler...
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |