(1986/ 1987 Döneminin ilk toplantısı.)

MEVLÂNA’yım ben!
 

Gökkuşağı renklerindir
Yerden alır sudan verir
Meyveyi ağaçta gören
Kökünden gerçeği bulur
Ne dün ayrıda kaldık
Ne günde dostluğu sildik
Destan yazalım
Fistan dikelim diyenlerle
YUNUS'u buluşturduk
Dünü günü konuşturduk

Ayrıda söz açılmaz
Açılmayan kapıdan geçilmez
Yerini bulmadı ise kulu seçilmez dedi
YUNUS'um her adımda aldığını
Yudum yudum cümlenize sundu

Sözümüz sazımızı Yuva'mızda veririz
Dost olan her kulunu birbirinde görürüz
Bilinen kapıya elele yürürüz dedi selamladı

Öğünlerde buluşmak
Düğünlere kavuşmak
Cümlenizin dileğidir
Kendi bilginiz, görgünüz, tavrınızın eleğidir
Niyazımız her nefeste
Beden olduğunca ruhun kafeste
Gölgeyi silelim
Aydın güne gelelim
Sözümüzü gayrı dilden verelim
Dayanmayı bilmeliyiz
Gönülden gönüle uyanmayı duymalıyız
Açılan kapıda hep beraber uyanmalıyız

(Soru: "Gayrı" dan murad; "yabancı dil" değil, "Bundan sonra dilden verilecek" demek galiba?)
Eyvallah

Uyanmayı dilediysen
Yalandan uzak kal
Yalandan maksat
Kendi gerçeğine yönel dedi
ALİ sözü aldı:

Her satırı yazdık çizdik
Her gönülde gezdik gezdik
Olumsuzu ezdik ezdik
Dileyenden düğümünü çözdük çözdük
Ağır gelen her taşı kuma çevirdik
Günü güne devirdik
İnanmam diyenden uzakta durduk
Değişen;
Uymayana duymayana
Gönül koymayanlardır
Doğruyu gönülden kovmayanlardır
Dağda bağda aradık
Kitap verdi okuduk
Kur'an'ını dokuduk
Doksandokuzu bana
Biri sana denileni gelişte çözdük
Biri maddeye
Doksandokuzu sende olan öze
Gölgeyi silelim
O'nun kitabında
Sadece O'nun okuduğu vardır bilelim
Okuduğunu dokuduğunu
Ruhaniyetimizde duyarız da
Dağlar misali değişmeyiz
Çünkü asla O'nun bilgisine erişmeyiz
Birinde doymayı bilemediysek
Göklerden toprağa inemediysek
Ya Allah diyelim
Sayfayı yeniden çevirelim
Sözümüz dilden olacak
Gönüller her nefeste aşkı ile dolacak
Suyun aktığı gibi
Vardığı her yerde ağaçlar yıkanacak dedi
ALİ selamladı

(Soru: Bizim vergimiz mi anlatıldı?)
Kalemden, dile geçilecek
(Bir can ekler: Sabahat Abla'ya söyledi.) Eyvallah

Seyreden her zerreye sorsan; "Nereye?"
Diyecek ki; Çağırana
Doğruyu bildiğim an
Demde düşümdeki zan
Yemen'den çağrılıdır
Kement atmadan gideceğin
Aslına an be an varacağın yerdir
Kayalar dahi durur
Ağaçlar daldan dala verir
Kayıtta olana her bir varlık katılır
İşte senin kitabın
O'ndaki kitabın senin olan parçasıdır



Mevlâna'yım!..

Kitap birdir birlenmeyi bekler

Mevlâna'yım!..

Hitap birdir gürlenmeyi bekler
Kaybı olan kendinde arasın
Koyduğu kayıtta kendini bulsun

Mevlâna'yım!..

Benden ben sorumluyum
Sana lokma versem de
Başına taş ile vursam da

Mevlâna'yım!...

Neden gelip verirsin?
Kimde neyi görürsün? denilir
Gelip vermem Hakk emridir
Gönüller gülizarın gülleridir
Dost bağının bülbülleridir
Biz nağmeye katılırız
Sevinç ile Meydan'a atılırız
Gel dost deyip çağırırız
Gelmeyi dileyen
Gelsin diye çağrılandır

Arayana verdin Rabbim
Aramayanı gördün Rabbim
Seni senden ayırmayan
Beni bende kayırmayan yüce Rabb’im
Açtığın bağlar bizedir
Açan güller gözedir
Her bir nağme sözedir
Güzelden güzeli verirsin de
Aldığın bir gülen yüzedir
Demde yüzen balıklar
Suyun rengini bilmez
Derinden gelse bile
Nerdeyim? diye sormaz
Denizden, havadan
Nerden alırsan al
Kimse bu yolda kalmaz

Bir ince ipi aldım
Ağaç dallarına sardım
Yormadan büyüsünler
Yerden aldıklarını
Yerde olana versinler dedim de
İpin gün gelip kopacağını düşünmedim
İp, benim yapım
Ağaç, Rabb'imin
Yumuşak olsam dalına gelsem
Benim de emeğim var desem
Öğünmem mi olurdu?
Yüce Rabb'im kendi yaratır
Kuluna övünme payı verir
Yüce'nin varettiği dostluğu kuralım
Dayanmayı bilen ellere
Dost selamı verelim

Allah'ıma emanet olunuz
Her bir isimden Hakk kelamını alınız
YUNUS, MEVLÂNA, BAYRAM, VEYSEL
Sadece dünya ismidir

(Bir can ekler: Hepsi bir bütün, fark yok) Eyvallah

Dostuk; Bilgide, görgüde, yargıda, sorgudadır
Gönülden gönüle dostluk; yargıyı, sorguyu siler
Ruhaniyette ne yargı vardır ne sorgu
Muhabbet, muhabbet, daimi muhabbet vardır
Ve daimi kalacaktır
Kul muhabbeti ile her kapıya varacaktır


ALLAH'a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah.