MEVLÂNA’yım ben!

Hazır olduk her konuya
Cümleniz ile geldik haneye
Selam olsun
Kumdan aldığımız yolu
Dört yönde her arayan bulsun

Aday dedik
Dayanan her kulunda gerçeği gördük
Yumağını el ele sardık dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Doğru eğri yazan bilir
Duysak duymasak düzeninde yürür
Seyre gelen her kulu güzel olanı görür dedi
YUNUS’um selamladı

Pay ettik kumdaki izi
Sevdik saydık yaratılandaki özü
Değdi değmedi demeden
Gayret kuşağını sardık
Emeğini veren her kuluna sorduk dedi
MERYEM sözü aldı:

Dostluk kulun gönlündedir
Nefsi ise emrindedir
Yasak olana el atmazsam
Dostluğa emeğimi vermiş olurum dedi
MERYEM selamladı

Kuyuya kova saldım
Çevreme bakıp daldım
Gözümden kaçan olmaz
Selam vermeden geçen bilmez dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
Gelenden dost’luğunu sordu:

Geçici mi? kalıcı mı?
Dost dedi ki;
Hak adına gelen kalıcıdır
Yaprak yerini bilir
Olduğu yerde görenden
Gönlünde olanı verir dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Demde olanlar ile
Dostluğu soranlar ile
Hak adına her adımını atanlar ile dedi
RABİA giydiği yeşil fistandan
Yaprağın güzelini verdi:

Sözüm yerden göğe gelişir
Dostluğumuz günden güne erişir
Yağan yağmur ile toprak beslenirse
Fidanlar çiçekler ile süslenirse
Güzeli bilen
Güzel halde olanın sevgisi cümleyi sarar dedi
RABİA selamladı

Attığımız her adım dayandığımıza getirir
Günün güzelinde niyaz ile kayguları bitirir dedi
YESEVİ sözü aldı:

Destek olduk sözüne
Dağılmayan özüne
Erden kuldan geçmedik
Seni beni seçmedik
Dağdan aldık asla düşmedik
Değirmene gelmeyi deneyen
Gelen bilir mi? diye sınayan
Elbet hatadadır
Çünkü bileni bilmeyen
Sadece Rabb’im görür
Kulu Rabb’im diye
O’nun yolunda yürür
Yol ne senin ne benim
Rabb’ime götürür cümlenin dedi
YESEVİ selamladı

Her niyaz sadece O’nadır
O’nun ile sonadır
Can doluysa tenedir dedi
HAMZA DOSTsözü aldı:

Ne dün noksan idik
Ne bu gün eksik kaldık
Her günümüzde Rabb’im ile dolduk
Kendimizi bildiğimizden beri bu güne geldik
Senden sorarlarsa aradığım kimdedir?
De ki; Her kulu ile Rabb’imdedir
Yarattığı O’ndandır
Bilir isen O’na dedi
HAMZA DOST Meydan’da oluşan
Niyaz ile buluşan
Hak adına çalışan cümlenizi selamladı

Meydan O’nu bilenlerin mekanıdır
Kim Rabb’im derse
Bildiği her güzeli birbirine paylarsa
Meydan’a gelenlerin
Elele olanların gönülleri makamıdır
Aydın olalım, Nurlu kalalım
Aldığımız ışığı cümlede görelim
Geldiğimiz halde dönmeye çalışalım
Her birimiz öbürüne emek vermeğe alışalım
Güzel öyledir

Mevlana'yım !..

Yazmayı ele aldık
Yozmayı gönüllerden sildik
Yolumuzda toz kalmasın diye
Her daim su verdik
Adım adım gelenden
Hak yolunu bilenden hoşnut olduk
Sebep, gönlünde bildik



Üç günde, üç öğünde, üç yoksul doyurunuz
(Soru: Cümlemiz mi?) Eyvallah
Bulamam! dersen üç öğünlük
Akçe ver üç doyumluk
Sebep nedir? denilir
Görgüde, bilgide, sevgide
Önce paylaşma vardır
Akçem az dersen
Ekmek zeytin de yeter
Kamer yönünü öylece sana çevirir
Karanlığını aydınlatır.

MUHİDDİN sözü aldı
Sevginizde dostluğu gördü:

Derman dilediğim Rabb’im
Sevgisi ile beni sarar
Bende olan sevgi ile
Derdim dermanını bulur
Asla yanılma yoktur
Selam ile yoluna durduğun her kul
Senden asla selamını çevirmez
Affın yücesi sendedir Rabb’im diyelim
Asla küslüğe girmeyelim
Küs kalana diyelim ki;
Affı yüce Rabb’imden büyük müsün ki
Asla affetmem dersin
Allah’ım ile yarışa girersin
Senin benim ne hatalarımızı affeden Rabb’im
Dostluk ile hoşnut kalan Rabb’im
Bu günde bu gecede
Her günde her gecede
Affedici olanları sever, yüceltir dedi
MUHİDDİN selamladı

Mevlana'yım  !..

Sevgide aradığımızı
Sevgilide bulduk
Menekşeyi tevazuu ile örnek aldık
Açılan kapıda Hak adına kaldık

Çevreyi dolandım
Dallandım budaklandım
Rüzgar esti sallandım dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Yağan yağmur yaprağını yıkar
Böceğini döker
Öyle ise senin ile tespih çeker dediler, bana sordular
Kainatta yaratılmış olup
Rabb’ini bilmeyen
O’nu zikretmeyen var mıdır? dedim
Dediler ki;
Taşlar, topraklar
Taşlara kulak verdim
Toprağı ele aldım
Onlardan zikri öğrendim
Cümle ile gönlümü arındırdım
Seni beni diye diye
Bal böreği yiye yiye
Gerçeğin güzelliğini unutmuşuz
Taşı toprağı bilinçsiz zannetmişiz
Allah’ım affına sığındık
Taşın ile toprağın ile
Ağacın yaprağın ile
Güzelin çirkinin ile birliğe katıldık
Sevgide gerçeğe öylece yöneldik dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Bağladığım ipi ağaçtan çözdüm
Gövdesine adımı yazdım dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

(Resim verildi: MUHİDDİN-İ ARABİ HAZRETLERİ)

Meydan’da buluştuk
MUHİDDİN selamet diledi
Elde, dilde Kevser olsun dedi
Resmini verdi selamladı

Kavak dalı baktığı yerden
Asma dalı üzümü döktüğü yerden görülür
Her biri vergisi ile sevilir dedi
KAYGUSUZ selamladı

Resim bilen içindir
Kaygusunu silen içindir

Mevlana'yım !..

Yerden göğe alıştık
Sevenlerle çalıştık
Bilenlerle bölüştük
Allah’ım bilenlerden, alanlardan,
Cümlenizden razı olsun


ALLAH’a emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.


Lailale illallah Muhammedür Resulullah


(Sözlü Tebliğ)
Aldım sözü
Çaldım sazı
Gördüm kızı
Sevdim cümlenizi
SARI ANA desinler
Bütünde sevgiyi bulsunlar