MEVLÂNA’yım ben!

Açtığımız her konuda
Bağlı olanı çözeriz
Kararsız kalanı çizeriz
Gerçekte öylece yüzeriz

Kayıtlı olanı okuduk
İpliği tezgahta dokuduk
Ayakta olan her ağacın dalında şakıdık
Çevrenin özenine
Yaprakta yazanına
Senden dedik eğildik
Nerden gelir demeden
Nerde kalır bilmeden
Dost kapısında durduk selam verdik
Geldik dedik

Dağlar taşlar duyarlar
Yapraklar hep uyarlar
Kayalar söze gelir
Göklerden sel alırlar dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Demde yoğurt mayaladık
Sanmayın gelen gideni oyaladık
Bildiğimiz her konuyu
Rabb’imin vergisi ile boyaladık
Renkten rengi ele aldık
Men dil olsa dilden sildik

Alan veren birdendir
Asla yargıya düşmeyelim
Ayrı dilden söylese de
Dediğine şaşmayalım
Her bağda aynı üzüm yetişmez
Ak ile kara olsa sanmayın çatışmaz
Bağdan bağa dolaştık
Gülden menekşeye ulaştık
Her birinin bilgisini görmeye çalıştık
Dedik ki;
Dağdan bağdan alanlar
Elden gülden soranlar
Ayrıda olamazlar
Yarı yolda kalamazlar dedi
YUNUS’um selamladı

Komşuyu biliyorsam
Konuk gelene bilgimi veriyorsam
Dostluğuna talip oldum demeliyim
Hak adına sevinmeliyim
Gönlümde olan ile görünmeliyim dedi
YESEVİ sözü aldı
PİR SULTAN ABDAL ile yoldan yola geldi:

Sen toprağı belle
Ben ocağı külleyim
Deste deste oluşmuş bağ budağını telleyim dedik
Destiyi yanımıza aldık yürüdük

Yaratıldı isek emeğimiz bizden olsun
Rabb’im emeğimize rahmeti ile gülsün
Dost birbirine el verenlere
Post Hak yoluna gönül verenlere nasiptir

Bir çevre bir devreye adını verir
Her dileyen yol verenlerle yürür
(Soru: Çevre bize veren Ulular mı?) Eyvallah
Ayrı desek gayrı yesek
Aynı yolda yürüsek
Birliğini sevgimiz ile paylaşsak
Güzel’e adımdır dedi
YESEVİ ile PİR SULTAN ABDAL selamladı



KAYGUSUZ bağlı atı çözecek
Gittiği yolu çizecek
(Soru: Çizmek belirlemek anlamına mı?) Eyvallah
Kavak dalından kesip
Gül ağacına destek dikecek
Yar adına yerdeki dikenleri sökecek
Değişen her konuya
Kaygusuz olunuz diye selamını getirecek.

HAMZA DOST gül elinde
Cümleniz hep dilinde
Gayret senden Allah’ım
Hayret yorumdan Allah’ım
(Soru: Yorum genişledikçe hayret artar mı?)
Şüphelerinizi silmekten
Gönüllerde olana derman diyene
Her adımda yaklaştık
Her satırda paylaştık dedi
HAMZA DOST üç öğüt ile cümlenizi selamladı:

Asmaya derman verir diye yaklaşalım
Dosttan gönül ile bağlanıp ferman diyenden uzaklaşalım
Değerlenen her konuya satır satır alalım,
Fistan diye bedenimize saralım, cümleyi de öyle görelim

Şer, bilmeyene korkudur
Zor, bilmeyene yargıdır
Sır, çözmeyene sorgudur
Ne şerden, ne zordan, ne sırdan kaygunuz olmasın
Rabb’im diyen her kuluna darlık yer vermez
Yaşadığı hiçbir olay zor gelmez dedi
HACI BAYRAM söze selam ile girdi
Selamda cümlenizi gördü
Her bir fanide bâni olana, sevgisini sardı:
Doğduk fani kaldık bâni
Ne dünü sildik ne günde yok olduk
Öyle ise gönüllerde kaldık dedi, selamladı

YAHYA ile dalları bağladık
MERYEM ile yolları bekledik
Elden ele sevgimizi sakladık dedi
VEYSEL’im sözü aldı:

SARI SALTUK selama durdu
RABİA sofrayı kurdu
Gel dediler
Sofraya gülleri serdiler
Her birinize tek tek sordular
Aldığın mı, bildiğin mi güzel?
Almazsam bilemem
Bilmezsem bulamam
Bulmazsam sevemem dediler
Her birinizden öyle cevap aldılar

Çağrıya uyalım
Gönüllerde olanı duyalım
Birbirimizi sayalım
Dost adını sevgi ile övelim dediler
Sofranızda açan gülleri sevgi ile selamladılar


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailale illallah Muhammedür Resulullah