MEVLÂNA’yım ben!
 

Kamer yerini alır
Güzel günde yolunu verir
Dost kapısı’nda her kulu
Sevgili ile olur
Cümlenize selam olsun
Gerçeği bilen gölgeyi silsin

Değişenden değil gelişenden iz buluruz
Her çiçekte ayrı renge gün sorarız dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Ağaçtan ağaca baktım
Kandili öyle yaktım
Her ağacın köküne suyunu döktüm
Dallar gelişecek
Meyveleri oluşacak
Bilen bilmeyen dilediğince konuşacak

Al giysem gölgesine
Mor giysem dalgasına
Mavi giysem halkasına söz ederler
Gönülde olandan gayrı sürü güderler dedi
YUNUS’um selamladı

Doğruya yön versem
Gölgesiz gün görsem diyene
Demde yerini dünden sorana
Doğmayı bildiysek gülmeye çalışalım
Eski ile yeniyi bir görmeye alışalım

Gemimiz düne güne
Gönüllerimiz ayrı ayrı yöne dedi
MUHİDDİN sözü aldı:

Yeter yetmez demeden
Biten konuya girmeden
Gelen gideni görmeden
Söze söz katmayalım
Çamura adım atmayalım
Gün güneş senden sana
Güzel dileyen her kula gelsin gitsin
Bilen, dost sözü gütsün
Ağır taşı kaldırayım
Kendim gördüğüm konuyu bitireyim dersin
Her olayda konu
Rabb’im nasıl dilerse öyle biter
Yazdığını kulunun hayrına getirir
Bilenin kaygusunu bitirir
Cemaline varlığından katıldım
Var ettiğin her kulun ile
Kavgasız yoluna atıldım diyesin
Dört duvarda Rabb’inin adını okuyasın dedi
MUHİDDİN affı büyük Rabb’imdan
Cümleniz için niyaza durdu, selamladı.

At üstünde geleceğiz
Yamalı fistan giyeceğiz
Gül fidanına adını yazacağız dedi
MERYEM sözü aldı:

İnce yemeni başta
Yerden aldık kumunu
Gözümüz hep taşta
Ayağa gelmesin
Yorgun olmadan yorgan alamazsın
Günü gelmeden sevgisini bilemezsin
Dostluğunu kurmadan kimseye gülemezsin
Açtığın kapı, girdiğin yapı, emeğine denktir
Dengeyi kurdu isen ömrüne ahenktir dedi
MERYEM elden ele, gülden dile
Rabb’in adını söyledi, selamladı

Varlığına misal verene
Oluşan her konuyu masal görene de ki;
Dağlar taşlar dilsiz mi?
Gelen kuşlar yolsuz mu?
Yerini bilse bilmese yaratılan halsiz mi?
Denk gelen her olayı gerçeğe bağlayalım
Açan güller elde olsun
Güzel günü bekleyelim



Mevlana'yım !..

Kement attığımız her olay
Bize bizi yaklaştırır
Görgümüzü netleştirir
Meyhaneye girdiysek
Aklımızı paklaştırır
Yeşil yaprak dalda güzel
Üzüm verse halde güzel
Yağan yağmur gölde güzel
Yerden gökten aldı isek
Varolanı sevdi isek
Diyeceğiz ki; Olay da güzel

Mevlana'yım !..

Mesnevi’ye gönül veren
Açsın gönlüne baksın
Ordaki çerağı yaksın
YUNUS ile gördüğü
HACI BAYRAM ile ördüğü
HACI BEKTAŞ ile dürdüğü her konuda
Rabb’im desin, cümle için niyaza dursun
Düzen senden değil
Sen düzenden hoşnut ol
Olduğun halde güzeli bul
Gerçeğin verdiğini dostun ile bulursun
Öylece dumansız kalırsın

Gönül erleri bekler kalede surları
Dağınık gelse de
Yapıya gülse de
Gün gelir bilirler sırları

Pencereni aç da gör
Dilediğin konuyu seç de bul
Diyeceksin ki;
Bağlı olan çözülür
Doğru gelen çizilir dedi
RABİA sözden söze girdi:

Bin bir emek bir söze
Bin bir halka bir öze
Dünya yer ile gök ile bilen bir söze
Attık adım gidelim
Elden eli tutalım
Eşikte olan konuğa
Görgümüzü katalım
Her seste, her nefeste yeşilden söz buluruz
Beşikte olana Nazlı der seviniriz dedi
RABİA selamladı

Mevlana'yım !..

Er olana, gür gelene
Serdiğimiz örtüye gülene
Yolumuz, yönümüz açıktır
Dayanmayı bilelim
El alalım, elde eli bulalım
Gel diyene selam verelim

Gül dalında güzeli görürüz
Dileneni elden uzak tutarız
Dikeni var diye gül asla çirkin değildir
Zaman mekanı bağlar
Bağlanan her olaya cümleniz güler

Cevizden yiyeceği almak dilersen
Kabını kırarsın dostluğunu öylece kurarsın
Konu da öyledir
Yumuşak olayım
Duvardan aldığım ile kalayım dersen, ceviz elindedir
Demde dumana yer verilmesin
Biliniz kabuk kırılmadan ceviz yenilemez


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.


Lailale illallah Muhammedür Resulullah