MEVLÂNA’yım ben!
 

Kavak ağacı yolumuzu gözler
Selvi ağacı sevgimizi özler
Çınar ağacı halimizi söyler
Cümlenize selam olsun
Her ağaç gölgesine geleni kucaklasın

Seversem güzeli
Düşlerim ezeli
Dayanmayı denersem
Darda olanı sınarsam
Benden senden ayrıdayım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Faydası olmayan ağacı keselim
Hizmet vermeyene küselim diyene de ki;
Ne faydasız yaratılır
Ne de hizmet için bekletilir
Her kulun gönlündeki çiçekten
Birbirine koklatılır dedi
YUNUS’um selamladı

Yumuşak toprakta bostan yeşerir
Kumda gideni Rabbim pişirir dedi
HACI BAYRAM,
VEFA ile söze geldi:

Gözden göze bilgi aktardık
Sevgili ile soframızda aşı kotardık
Nağmeye katıldı diye BEKTAŞ’ı çağırdık:

Gelsen yolun üstüne
Dursan yağan karın destine
Besteyi kurardın
Desteyi yorardın dedik
Sözünü bekledik:
Dedi ki:
Yoldan yola geçenlere
Yolda yaprak seçenlere
Selam verdim, gününü sordum
Değirmenden unu aldım
Su ile kardım, ocak başına vardım
Gelen gidenden aşınır
Her bilen dilediği tezgaha taşınır

Allah Eyvallah dedik
Cümlenizi selamladık

Mevlâna'yım!..

Eline aldı isen tepsiyi
Dileyene sunacaksın
Aldığın her damlaya kanacaksın
Darlık asla bilenin mesnedi olamaz
Bilmeyen dilediğini bulamaz

Ağaçların diline
Saygı duydum haline dedi
MERYEM sözü aldı:

Baktığım her fidan
Yaktığım oduna namzettir
Ayağımı uzatsam
Yaprağına el atsam
İncir dalını vermez
Der ki;
Meyvem oluşacak
Erdiği halde elinde buluşacak
Dalımı incitmeyin
Dost bağına gecikmeyin
Erdik bildik sözünü
Sevdik çaldık sazını dedi
MERYEM selamladı

Pirincin tanesi sayılmaz
Dost hanesi soyulmaz
Yerden göğe ahenktedir
Cümle alem darılmaz dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Aklanmış her konuda
Kendini bulursun
Sevginde dolu dolu kalırsın
Nerden nereye der de
Dost sofrasına konuk gelirsin
Yazmaya bağladım oyayı
Dağlarda gördüm kayayı
Yaban demeden eriştim
Hizmet eri olmaya çalıştım dedi
HAMZA DOST selamladı

Çarşı pazar veremez
Ayrı kalan göremez
Birde bildik, binde bulduk
Olmaz diyen saramaz
Ayrı olma güzelden
Yolu ara tez elden diyene de ki;
O’nun yolu birdendir
O’nun kulu haldendir
Aradım geldim, bildiğim sırdandır dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Ağır taşı alma ele
Ağır sözü verme dile
Dost elinde görürsen
Kimden? diye sorma Gül'e
Yolu bilen güldendir
Yerden gökten serdendir
Açma derin kuyuyu
Seçme en sert kayayı.
Günden güneşten alır
Gün gelir o da olur dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü RABİA’ya verdi:



Bülbülü dinledim seher vaktinde
Gülleri seyrettim güneş doğdukta
Suları dinledim akşam oldukta
Her birinde vakitten vakte girdim
Gönül yapım ile öylece erdim
Hem gece hem gündüzü bile bile sardım
Başımı Rabbimin huzurunda huşu ile eğdim dedi
RABİA dost kapısında dostu sorana
Yoldan yolu bulup gelene selamını iletti

Örtmezsen sahanı aşını ısıtamazsın
Isıttığın halde elden ele taşıtamazsın
Her eylemin bir boylamı vardır
Attığın her adıma yazılan
Sevab günahı vardır dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Hayra attığın adımda
Sevabını yazar, günahını örtersin
Eldeki sahanda emeğini tartarsın
Değişen her günün yorumu
Senden değil Rabbindendir dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Kement dilenene atılır
Sadece at mı tutulur?
Bilgiden bilgiye görgü katılır
Uymaz denilen bilgi sepete bırakılır dedi
VEYSEL’im her tanesine bir tevhid okuduğu tespihini
Cümlenize hediye etti

Eksen daireyi bütünleyendir
Kadir olan kaderden çevreyi sarandır
Her zerreden aldığına adını koyandır
Aldık Rabbim senden arşını
Bildik Rabbim senden duyduğumuz kurşunu
Kurşundan maksat besleyendir
Bedende gelişeni süsleyendir
Yeterli midir? diyene sözüm;
Her satırı tutarlıdır dedi
VEYSEL’im selamladı

Anahtarı al eline
Kemerini sar beline
Gördüğün her konuda
Aldığını sor kendine
Her hücrene de
Üç öğünlük kurşun vardır
Kumun olduğu yerde
Kurşun dağınık kalır
Buzun olduğu yerde
Bölge bölge toplanır
(Soru: Nefisteki sertlik mi?) Değil!
Toplandığı yerde ağrı alır
Güç olandan ayrıyı nasıl seçeriz
Kolay olana nasıl geçeriz
Elde midir, dilde midir?
Saymaya geçelim
Dost selamı seçelim dedi
SARI ANA sözü aldı
Yoldan gelene halini sordu:

Pirince mi emek verirsin, bulgura mı?
Minareden aldığın sesten mi gerçeği bulursun
Denizden aldığın seste mi?
Ayrıda değil ne o ne de bu
Demde bildiğini bir yana ko
Güç gelmez verdiğimiz bilgiler
Kaygu vermez cümlede olan sevgiler
Gel elele olalım
Ak ile karada gerçeği bulalım
At ile merkebe hizmette diyelim
Halk ile halka olup
Birlikte dostluğu saralım dedi
SARI ANA selamladı

Altın anahtar elindedir
Kimden aldığını soralım
Altın sahan sofradadır
Kimden bulduğunu soralım
Verdiği bilgi ile
Her geleni saralım dedi
LALELİ sözü aldı:

Açtığım sofrada
Geçtiğim her yolun çiçeği vardı
Her çiçek ile gönlüm darlığı sildi
Lokma lokma yediğim her somun
Buğday ile bağlandı
Sedeften işlenen rahleye Kur’an konuldu
Dileyene dileğince sunuldu dedi
LALELİ selamladı

OMAR der ki:
Üç lokma üç er ile paylaşılır
Her hizmette Rabbim için çalışılır
Adımını atan
Yardımını cümle için satan
Bilgisini her sevene katan
Bayramdadır, seyrandadır,
Zoru siler meramdadır


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah