MEVLÂNA’yım ben!
 

Kuşak ile bekledik
Bağlı söze ekledik
Gelen güne dünden kalanı sakladık
Cümlenize selam olsun
Her gününüzde geçenden niyaz kalsın
Saydım geldim otağı
Sordum gün tutağı
Dediler;
Bulacaksın, aşkı ile dolacaksın dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Bez bağlayan budağa
Vermez suyu dudağa
Gölgesiz ağaç olmaz
Aranmazsa bulunmaz
Her damlayı sayacağız
Düştüğü yerde sesini duyacağız
Dileyenin sofrasına
Suyunu koyacağız dedi
YUNUS’um her elden, her dilden
Hudutsuz sevgiden
Özgür bilgiden gelen muhabbet ile
Cümlenizi selamladı

Erdi asmada üzüm
Kaldı dost hanesinde gözüm
Bilen bilmeyen aldı sözüm dedi
KAYGUSUZ söze geldi:

Dinlemeden sesini
Bilemem nefesini
Bildi isen kafesini
Sepete koyar hevesini
Dalga dalga gelişir
Tarladaki ekinler
Yağan yağmur ile gelişir
Dökümler; akan su demektir dedi
KAYGUSUZ sözü
SARI ANA’ya verdi:

SARI ANA gördüğü her sevgiliye sordu:
Emeğinde sevginin payı mı var?
Görgünde sevenin huyu mu var?
Gelen giden söyleşir
Seven sayan paylaşır
Gerçekten kim uzaklaşır dedi
SARI ANA selamladı

Doydum Rabb’im diyene
Duyduğunu verelim
Attığı her adıma
AKDEVE’yi sürelim
Belgeye gerek olmaz
Bilen yolundan kalmaz dedi
EYYÜB’üm söze geldi:

Manaya özlem duyduk
Gönlümüze Sevgiliyi koyduk
Aklımızı yozdan soyduk da
Öyle gerçeğe dayandık dedi
EYYÜB’üm yoldan yola
Koldan kuluna selamını iletti

Mevlâna'yım!..

Eşit olmaz çeşittir
Yolu silmez taşıttır
Her düzende olaylar birbirine karşıttır
Güneşe delil sorarsan, der ki:
Verdiğim sönmeyen ışıktır
Pay ettik lokmamızı
Hay ile bulduk sayfamızı dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Merdiven yeterli değil diyene, de ki;
Çıkmasını bilirsen
Bakmaya yönelirsen
Gönülden gönüle sevgi ile katılırsan
Ölçüyü Rabb’im verir
Her kulunu kendi gözüyle görür
Ağacın meyvesini dileyenle paylaşırsan
Gölgesinde huzur ile oturursun
Deryada gemine gereksiz yük alırsan
Bilesin ki taşırırsın
Dostluğa dostluk ile katıl
Dost ne dediyse
Şüphesiz kaygusuz yoluna atıl dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü
Kement ile dolaşan
Çölden çölleri aşan
VEYSEL’ime verdi:

Bir yudum suya talip olduğum günde
Elime destiyi verdiler
Arkamdan gelenleri sordular
Dedim ki;
Ak koyun kara koyun
Olmaz bende asla oyun
Dediler; Kimdendir suyun?
Az yedim,  az dedim
Az uyudum, çok gezdim
Çok sezdim, çok yüzdüm
Dediler ki;
Soydan soylu
Dağlardan geleni bilen huylu
Gerçekte adın yazılıdır
Dost kapısında sevgin kazılıdır
Gelene gülene selam diyelim
Gelen günün aşını yiyelim
Başından sonuna sağlığa gülelim
Elde olan dilde kalan men dili salalım
Gönüllerden gönüllere köprü kuralım
Diyelim ki;
Senden geldik Rabb’im
Emrine uyduk Rabb’im
Kinden uzak kaldık Rabb’im
Emrine niyetlendik
Gücüne sığındık Rabb’im
Elden, dilden, gönülden, halden
Senden geleni bildik
Resulü’nü örnek bulduk Allah’ım
Biliyoruz birliğine katılanlar aklanırmış
Birliği kuranlar paklanırmış
Hatalardan uzak kalalım
Senin ile sende bulalım Allah’ım dedi
Cümleniz ile niyaza, oruca
VEYSEL’im niyet kurdu, selamladı

Güçlüğü yeneceğiz
Dayanmayı bileceğiz
Her nefeste sadece O’nu bulacağız dedi
HAMZA DOST sözü aldı
Açılan sofrada gerçeğe uyanı buldu:

Bilgide asla noksan kalmaz,
Beklemeyi bilirsen
Kapalı kapı bekleyeni duymaz
YUNUS’un attığı adımı
Yürümeyen sormaz
ADEM ile gelişen
Resulü ile buluşan her zerre
Kayıtsız şartsız birbirine bağlıdır
Konuk değil hiç biri
Mesafesi gönüldedir
Manayı buldu isen
Maddeyi çözümdedir



Namert olan söylemez
Soylu gelen dinlemez
Baktığın her kapıda
Giden geleni beklemez
Çünkü düzende nizam vardır
(Soru: Denge mi?) Eyvallah
Nizamı kimse dileğince bozamaz dedi
HAMZA DOST her konuda
Şüpheden uzak kalmanızı diledi, selamladı


Her açılan mesafede
Bir neslin emeği görülür
Öylece duvar bilgi üstüne kurulur
Bu hizmette her kulunun emeğini
Rabb’im mükafatlandırır dedi
HACI BAYRAM söze geldi:

Salih olan kullarına
Çiçek dolan yollarına
Sevenleri gönderir
Bilenler yön verir
Kucak kucak çiçekleri topladık
Satır satır bilgileri katladık
Aldım, geldim, bildim, oldum diyenleri kutladık
Sevenin halindendir, bilenin yolundan dedi
HACI BAYRAM sözü
BEKTAŞ’a verdi:

Ne yazdan ne de kıştan
Ne yozdan ne de taştan
Yolumuz kesilmedi
Sözümüz kısılmadı
Varedenin varlığına
Zor diyenin gürlüğüne
Doğduğumuz gibi katıldık
Mesafeyi bilmeden gerçeğe atıldık
Kayguyu silelim
Emeği bilgimiz ile bölelim dedi
BEKTAŞ selamladı

Kopmayan daldan desteği biliriz
Gövdesi kalın ağaca salıncağı kurarız
Oymayı dilediysek kütüğü alırız dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Hazmetmeyeceğin aşı yeme
Yerde olan taşa vurma
Kapın var ise girecek, camını kırma
Yağan yağmurun altında durma
Gelen gidene Rabb’imin rahmeti nedir? diye sorma
Rahmeti tane tane sayılmaz
Elma misali soyulmaz
Bak gör, sev bul
Gönüllerden gönüllere dol dol dedi
BEHLÜL’üm MERYEM ile aynı sofrada buluştu
Verdiği bilgiyi çözmeye çalıştı.
Komşuyu bilmek kendini bulmak mıdır? sorusuna
Kendini bulan komşuyu bilir diye cevapladı
MERYEM her birinize tek tek sordu;
Güvenmeyi mi, güvenilir olmayı mı yeğlersiniz?
Her bilen sadece kendi ile olur, kendi ile kalır
Güvenilir olmak en büyük mükafattır
Dağarcığımız bizden bize hükümlüdür
Doldu ise vermek ile yükümlüdür
Sadece yüzde yüz inandığın bilgiyi vermelisin
Gelişigüzel verilen bilgide vebalini yüklenemezsin
Yükünü asla kaldıramazsın
Yaprağın bilgisi sadece yapraktadır
Toprağın bilgisi de sadece toprakta
Öyle ise, yaprağın bilgisini toprağa verirsen
Dağlardan daha yükümlü olursun dedi MERYEM
Her verdiğin bilgide
Allah’ımın adı ile başlamanı söyledi
Değirmene ne koyarsan onu öğütür
Değirmenci öğüttüğünü dağıtır
Bilgine bağlı olarak zincir bozulur
Elbet düzendeki değil, bilgideki zincir
Yolun güçleşir, emeğin geçleşir dedi
MERYEM cümlenizi selamladı

VEFA ile sözün darlığı olmaz
Kapıda yoz olan kalmaz
Bilen bildiğini silmez
Sen ben diye alıştığını bölmez
Güneşten gölgeye gelir
Ağaç altında bildiğini düşünür
Dağılandan tasayı siler de
Günün güzelliğini över dedi
VEFA selamladı

Akan damı aktardık
Gümüş ile altını tarttırdık
Ölçü birbirine eşitte
Değer çeşitte dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi:

Doğruda kaldık güzel
Geçici olan gazel
Kayıt bilenin elindedir
Seyyit sevenin dilinde
Dün aldım bu gün verdim
Yarının gelişinde güzel olana güldüm
Senden geleni sordum
Her niyazda adını buldum
Allah’ım razı olsun
Bilen bildiği halde bulsun dedi
YAHYA selamladı

Düğme diktim fistana
Sordum yazılan destana
Adımız kaydında mı?
Satır satır okusana
Bilgin ile dokusana dediler
LALELİ’yi açık yolda buldular
Anda hanede anda meyhanede
Anda Kâbe’de döne döne dolandım
Sevgim ile hallendim dedi
LALELİ saygı ile bütünlenen
Sevgi ile tanımlanan cümlenizi selamladı

Adım adım gideceğiz
Maksuduna ereceğiz
Beni seni birbirimizde göreceğiz
Yarattığın her taneyi
Senden diye saracağız
Bildiğimiz sendendir
Bulduğumuz sen ile dedi
ÇELEBİ SEYYAH (EVLİYA ÇELEBİ)
Sözden söze adını yazdı:

Birden geldik zorda kaldık
Sensin Allahım dedik birbirimize sarıldık
Aynı sofrada, aynı kazanda karıldık
Çamaşır yıkadık
Güneşinde kuruttuk
Topraktan çamura battık
Gine Güneş’ine baktık
Her zoru senden gelen ile yendik dedi
ÇELEBİ SEYYAH selamladı


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah