(Soru: Hidrojen atomundaki ‘Manyetik güç’ ile edep ve muhabbet arasında kurmaya çalıştığımız ilişki yerinde midir? Bu gücün oluşmasında, Dört Meleğin görevi var mıdır?)
  
MEVLÂNA’yım ben!

Dayandığınız her konuda
Rabb’im yolunu açar
Bilen geçer
Bilmeyene yolunu açar
Dost selamı cümlenize gelsin
YUNUS ile MEVLÂNA
Her yüze gülsün dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Gösteri değil
Yaratanın hitabıdır
Yersiz değil
Kainatın kitabıdır
Dört kapının eşiğine getirir
Dört meleği dilenen huzura götürür
Arayan kulu kaygusunu
Kendini bildiği anda bitirir dedi
YUNUS’um selamladı

Dayanmayı diledik
Ağacımızı bulduk
Göklerde olan ile
Yerden vereni gördük
Akım, çekim birbirinin eşitidir
Yarattığı bilmeyenden gelen sözle karşıtıdır dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Can olmasa canan bilinmez
Yaprak olmasa toprak görülmez
Sevgi olmasa gerçek sarılmaz
Yağan yağmur bohçaya konup derilmez
Kayalara yakan güneş asla yer etmez
Su alır götürür
Sivri olanı bitirir
Her akımın çekimi
Kendi çekirdeğinin özünde düğümlüdür dedi
MERKEZ’im selamladı

YUNUS’un verdiğinde
Niyaza durduk
Aydan yıldızdan geçtik
Kendimiz ile olanı seçtik
(Soru: YUNUS’un verdiği, KUR’AN’ı KERİM mi idi?..)
Eyvallah
Yumağın yerleştiği
Gözden uzak kalamaz
Dağlar taşlar
Yerleştiği bölgeden dağılamaz
Gayretin getirdiğini
Hayret silemez dedik te
MERYEM ile yola durduk
MERYEM’in yerleştiği alandan
Seherde görmeyi dileyenden
Sorguyu aldık mı?
Doğu’dan Batı’ya vardığı her nokta
MERYEM’in uyduğu alandır diyelim
Bir mekana MERYEM’i bağlamayalım dedi, selamladı
(Soru: Sevginin manyetik alanını söylüyorsunuz değil mi?)
Eyvallah

Sevgi yoğunlaştığı yerde
Gerçeğin nefesini alır
Her nefeste aradığın çekirdek mevcuttur
Cami olmasa topluluk yerinin varlığını çizemez
Dost olanı deryasında çözemez
Çünkü, sevgi yerli yerinde belirlenmez ise
Meczup adını alır
Kul kendinden ötede kalır
Elbet edep, nizam, muhabbet
Üç ayak üstüne basar
Dördüncü ayakta
Yaprak yaprak son sahifeyi seçer
(Soru: Kıyamet midir acaba?..)
Gönüller bağı evini bulduysa
Damla damla Kevser Şarabı’nı aldıysa
Uzayan güne değil
Aradığı yöne ulaşır

Demde dost sözü vardır dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Açılan soframıza cümlesi gelsin
Dayanmayı bildi ise her biri gülsün
Ayrı yoldan gelmeyi asla yerinmeden söylesin
Değirmenin her ziyaretçiye açık olduğu bilinir
Çuvalını buğday dolduran gelir dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

(Soru: Nefesteki çekirdek süptil midir?)

Ya Allah diyelim
Sözü ALİ’ye verelim:
Açık açık her bulut
Dost sözüyle her konut
Dayanmayı bilecek
Gayrıyı aklından silecek
Her çağın bir çoğu vardır
Akıl bedende iken dardır
Daldığın bulutta bulduğun nefes
Senden değil Yüce'dendir
Çekirdeğini senin aklın ile bağımlı tutar
Bilgine bilgi katar

Özün sözün birliği O’ndandır
Meydan dost diyenlerindir
Doğuş sevgi derenlerindir
Bağış Hakk’ı bilenlerindir
Hizmet rahmet bekleyenlerindir
Öyle ise talip olalım
Galip gelelim



Kapalı kapıdan geçenlerin bir sözü
Gerçekten kaçanların bin sözünü örter
Kemer dar demeden
Ayağa başa hata aramadan
Rab emrine uyalım
Meydan’da olanlara
Gönlümüz ile katılalım
(Bir can ekler: ‘Siz de yardım edin Allah’ın izniyle.’)
Hakim olan Allah’ım
Verdiğini bilendir
Yarattığı her kulunu görendir
Açtığı her kapıyı
Talip olana gösterendir
Talip olan nefsine galip gelmeli
Vardığı her kapıya
Ömründeki hizmetleri getirmeli
Aşacağım demeden
Aşmaya niyet kurmalı
Ve nefsinde olan dikenleri kırmalı
Öylece ne baş, ne diş, ne düş
Yolunu örtmez dedi
ALİ Yemen’den getirdiği selamı cümlenize iletti

Allah’ım adına niyet kurduk
Hizmetine talip olduk deyiniz
Adımınızı öyle atınız
Aşılmayacak yol kalmaz
Destek Yüce Rabbimdendir dedi
ALİ selamladı

Zengin fakir birlendik
Gah güllere donandık
Gah gerçekte sınandık
Dost yolunda sevindik
PİR SULTAN ABDAL ile
Dilenen bağda gezindik
Dili dölü ayrıda olsa da
Gönülde birliği kurduk
Yemen’den çağrı ile
YESEVİ’ye danıştık
Elele olalım da
Hizmet verelim diye çalıştık
Ayağımız dar giyse de
Gittiğimiz yola alıştık dedi
YESEVİ dün verdiğini bu gün okudu, selamladı.

Çeyrek somun yeter mi?
Akıl dar ise kul elini tutar mı?
Yolun gidişine sevgisini katar mı? dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Güneş, her bakanda
Gerçeğini verdiğini söyler durur
BEHLÜL baksa yere vurur
Sende olan bende yok mu?
Senin aklın benden çok mu?
Vardığın yerden değil
Durduğun yerden bilinirsin
Kendi kaynağında
Kendi ocağını yakarsın
Sonra da benim gözüme tutarsın
Ben de sana dilersem bakarım
Yerde gökte Rabbimden gelen çerağımı yakarım dedim
Güldüm söyledim, gece oldu ayazda kaldım

Gel, gel sen de benim ile ol
Bende olanı sen de gör
Gör ki birbirine bağladığımız
Akım çekim yerini bulsun
Kaydına gelen her konu
Kıyamette okunsun dedi
BEHLÜL’üm kendi ile
Güneş ile barışıklığını kurdu
Kavgasını sildi, selamladı

Bayram, dayandığını bilenlerindir
Dostluk tezgahını kuranlarındır
Tezgaha sevgisini serenlerindir dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:

Meyhane malım değil
Meyhaneci kulum değil
Meyhanede gönül güzel
İnkar etmek huyum değil
Meyhane kendinden kendine döneyim diyenlerin mekanıdır
Rabb’imi gönlü ile saranların makamıdır
Dostluğu günlük olay diye değil
Dağılanı toplayım diyenlerin dergahıdır dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Aradığım kimdedir? dersen
Çevreden geleni görürsün
YAHYA der yoluna yürürsün.

Mevlana'yım !..

Her salkıma talip olduk
Bir taneye selam verdik
Gelsin  alsın, bilsin diye
Cümleye tane tane sunduk


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah