Mevlâna'yım ben!

Kevser Şarabını içtik
Gönülden gönüle niyaz ile geçtik
Söz bizden, göz sizden, naz Sevgilimizden

Dağlar postu serecek
Ovalar her geleni görecek
Yapraklar dallarını saracak
Her can sevgili dostuna soracak
Benden bana gelen nedir?
Senden bana gülen kimdir?
Her birimiz adımızı verecek
Yollarına ağlarını örecek
Gelsem dostun bağına
Sorsam bağda gülüne
Yaprak yaprak olacak
Gönüllere sevgi dolacak dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Her ağacın hizmetine gönül verdik
YUNUS dedik her zerrede gerçeği okuduk
Ağaçlara tırmanan sarmaşığa güldük
Gel gelebilirsen
Bil sorabilirsen
Dediler ki;
Ömrümüz mevsimden mevsime
Selam verdik yürüdük dedi
YUNUS’um selamladı

YAHYA sözümü aldı
Dağlarda kar var dedi
Gönüldeki ateşe daldı
Sarsın beni yolların
Gelen giden kulların
Gölgeye dalsa bile
Gayretten kalsa bile
Rabbi bilen kulların dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Mevlana'yım !..

Çevreyi oyaladım
Dost yolunu kolayladım
Kap kacağı kalayladım dedi
SARI ANA sözü aldı:

Aylar yıllar gelir geçer
Kul haneden haneye göçer
Güneşten gölgeye kaçar
Ne kaçtığım gözdedir
Ne seçtiğim sözdedir
Sevenler hep nazdadır dedi
SARI ANA selamladı

Bağladığım at güzel
Dökülen yaprak gazel
Ne gelen yerini geçersiz bulur
Ne de gitmeye sebep olur dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Dünyayı genişleten görgü değil bilgidir
Kainatı genişleten bilgi değil sevgidir
Meramdan yer sorarsan
Yumuşak gelenin huyudur dedi
KAYGUSUZ selamladı

Komşuya selam versen selam alacak
Yaptığın her hizmetin yerini soracak
Güzelden güzeli öyle görecek dedi
MERYEM sözü aldı:

Sözümüz ocaktadır
Gönlümüz kucaktadır
HAVVA ile söyleşsek diyecek ki;
Elden ele, dilden dile her yaratılışta O vardır
O’nun olduğu her mekan
Komşudan komşuya selamete açılır
Sevgi öyle olunca birbirine geçilir
Kovaya su koyarsan
Bir bardak ile doyarsan
Gerisini ver gitsin
Kalan topraktan başkasına yaramaz dedi
MERYEM selamladı
(Soru: Kime söylediniz?)
Doğruyu, olduğu yerde bilene…

Meyhaneyi yol ettik
Yolda dost eli tuttuk
Vardık gördük gelenleri
Dost halini bilenleri dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

VELED ile (Soru: SULTAN VELED mi?) Eyvallah
Soyunduk hale
Dedik gelelim güle
Meyhaneden gelenlerle
Dost bağına girenlerle
Yoğurulmuş olduk deyip
Her yaratılanı soranlarla
Dünyaya selam verdik

At üstünde YESEVİ’yi gördük
Her adıma niyazını saydık
Meydanda toplandık
Cümlenize niyaz ettik
Gönülden gönüle kolay geçilir
Muhabbet var ise yolu seçilir
Seçilen her kulu kendini bilir
Her anında Rabbinden geleni bulur
Gölge kalmasın
Nerden gelir? denmesin
Rabbim murat ettiyse
Hizmetinden dönülmesin
O ne dilerse olur
Kul hizmeti ile bulur
Dağlar rehber olur da
Her seven kendini deryada bulur dedi
HACI BAYRAM, VELED, YESEVİ
Meydan’da olanlar selamladı

Ak bulut yayan olmaz
Gönülde kaygu kalmaz
Dereden gelen geçen
Gördüğünden şaşa kalmaz
Aldık geldik yüce dağa
Akan suya, bakan ovaya dedi
HAMZA DOST söze VEYSEL ile geldi
Döne döne geldiler
LALELİ’yi aldılar
Meydan’da olanlara katıldılar
Ya Allah diye diye
Sofranıza sohbetleri ile katıldılar



Her ocak yanacaktır
Her kulu gerçeğe dönecektir
Güzeli bulan sevinecektir
Allah’ım her birinizi sevincine katsın
Her adımda elinizden biri tutsun dediler
Cümlenizi selamladılar

Mevlana'yım !..

Gurup gurup gelirler
Adımıza verirler denilir
Gönüller O’nun ile dolu ise
O mekanı makam edinirler
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Gönülleriniz onların makamı diye anılsın

Demir dövdüm
Elimdeki emeği övdüm
Her ele geleni seve seve saydım dedi
İBRAHİM sözü aldı:
(Soru: Hz. İBRAHİM mi?) Eyvallah

Demir tava geldiyse
Yerden göğe hizmettedir
Gönül tava geldi ise
Kainatta hizmettedir
Güneş sevgiye yol verir
Ağacın gölgesi hal verir
Ağaç suyunu bol alırsa
Gövdesine dal verir
Hep el ele olalım
Taş ta olsa demir de kalsa
Gün geldiğinde tavlanır bilelim
Benim emeğim bana geçerlidir
Senin emeğin sana
Cümlemiz el ele olursak
Sona geçerlidir dedi
İBRAHİM selamladı

Eylemezsem seni beni
Nerde bulur sevgi konu?
Geldik gittik sorduk hanı
Dur deseler duramayız
Git deseler bilemeyiz
Rabbim senden kalamayız dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Değirmende un var ise
Suyunun bolluğundandır
Değirmencinin emeğindendir
Koyduğumuz her çuval buğdaya
Unumuzu alacağız
Mayamızı tutacağız diyelim
Gayrete çağırana elimizi verelim dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Yumuşak olduk geldik
Gönülde bulduk sevdik
Meydanda gördük kaldık
Gel diyene sevindik
Gör diyen ile övündük dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Destek oldu isen kapıya
Adını yazarsın yapıya
Dört duvar seni bilir
Dört kapıda adını okur
Her tezgahta bezini dokur dedi
MERKEZ’im sözü RABİA’ya verdi:

(Soru: Dört kapı; kader mi oluyor acaba?)

Kapıyı, yapıyı Allah adına hizmette olanlara
Ya Allah deyip aşkı ile dolanlara açanlardır
Yerden gökten sevgi yağar
Her kulunda dostluğuna göre doğar
Yapraklara bir ömür sığar
Birden bire gelmek için
Doğru hali bilmek için
Sanılmasın zora güler
Zor, kulun yorumudur
Ya Allah denilen gün
Mayaya Hak lokması katılan andır
Gün gelir zor dediğin olay
Dört kapıda seni bekletir
Sende olan hatayı saklar
Seni sana kutlar
Öyle ise zor, anda gündedir dedi
RABİA selamladı

Yemen’den söze geldik
Aldığımız sürüyü sefere saldık
Güzeli Sevgili ile bulduk dedi
MUHİDDİN ARABİ sözü aldı;
Çaydan aldığım suyu nehire saldım dedi
Akan suda aktığı kadar gönlünü yuğdu

Kitabım okunurken bir satıra daldılar
Bin satırda kainatı buldular
Buldukları beni bana anlatan kainat idi
Her yaratılmış kendi kainatını okusa
Milyonlara satır getirse
Ne biteni ne iteni görürlerdi
Aldığın kadar dolarsın
Bulduğun yerde dönersin dedi
MUHİDDİN cümlenizde okuduğunu
Günü geldiğinde yazdıracağını söyledi
Yazacağız satır satır
(Soru: Biraz açarlar mı?)
Aydan yıldızdan
Mavinin sonsuzluğundan
Yeşilin sonsuza uyumundan dedi, selamladı


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah