MEVLÂNA’yım ben!

Kumdan geldik adım adım
Yolun gidişinde adını andım
Cümlenize selam olsun
Hatırda olan gönüllerde kalsın

Dost dedik geldik söz
Dur diyen olmadı
Yaratanı bilmeyen kalmadı
Sevginiz gerçeğin getirdiğidir
Düzende olumsuzu bitirdiğidir

Demde sudan suya adım attım
Aldığım her bilgiye sevgimi kattım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Yapraklar denginde
Çiçekler renginde
Gelip geçen ahenginde
Gölgede sürüyü buldum
Ağaca hizmetini sordum
Dedi ki;
Görgün yerde mi kaldı?
Gönlün uykuya mı daldı?
Su başına vardım
Suda yüzümü gördüm
Ağacın gölgesinde olmak gerekmiş dedim
Sıcak yüzümü yakmış
Ter sırtımdan akmış
Daha gitsem olmaz
Gölgesine sığındım
Dediğini öylece bildim
Ağacı neden yarattığını buldum Allah’ım
Dostluğu yarattığın ile kurdum Allah’ım dedi
YUNUS’um selamladı

Var git arı beyine
YUNUS ile yürür mü?
Yoksa çiçekten çiçeğe bal alayım diye gelir mi?
Altın kafes koysalar
Yere kilim yaysalar
Oturmam oturamam
Bilgimi kimsenin hali ile tutturamam dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Doğruyu ben bilirim diyenin
Doğrusu kendinedir
Doğruyu Rabb’im bilir diyenin
Doğrusu bendinedir
Aç oku kitabını
Gör Rabb’in hitabın
Ben yarattım kulumu
Ben veririm yolunu
Niyaz eder
Gönül açar
Olumsuzdan hep kaçar denildi ise
Nazdan nazı seçer dedi
BEHLÜL’üm selamladı

RABİA görenin, sevenin
Nerden gelir? diyenin yolundadır
Kayguyu sildi isen Meydan’dadır
Mendile isim yazsam
Dört ucunu bir tutsam
Benden bana kolayı bilmek yaraşır
Gün gelir aklım karışır diyenin
Niyazına katılalım dedi
RABİA selamladı

Üç fistan alsam
Birini günde
Birini gelende
Öbürünü bayramda giysem
Sevinen ile sevinirdim dedi
SARI ANA sözü aldı:

Çiçek çiçek giydiğimde
Gönül ferahı bulur
Ele çiçek aldı isem
Bende kokusu kalır
Dayanmayı bildi isem
Güvendiğim beni bulur dedi
SARI ANA selamladı



Yamayı elde tuttum
Açık fistana diktim
Her çiçeğin köküne suyunu döktüm
Gelen giden güzeli gördü
Eldeki yamayı sordu dedi
MERYEM sözü aldı:

Yama açığı örter
Bilenin bilgisini tartar
Yorgan kısa ise
Üşüyen ayağını çeker
Elele verelim
Kısa yorganı uzatalım dedi
MERYEM selamladı

Kayadan kayaya atladım
Eldeki taşı sakladım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
KAYGUSUZ’a sordu:

Sakladığım taşı bildin mi?
Duyduğun gerçekte kaldın mı?
Dedi ki;
Aldığın taş söz için yeterlidir
Gücün var ise tutarlıdır
Çünkü, aldığı sesi vermez
Dağıldığı halde bütünden sormaz
Kum tanesi kalsa bile
Yaratılışında eksik olmaz
Allah  Eyvallah dedik
Sohbeti ağacın gölgesinde bitirdik
Selam olsun
Selamet cümlenizi bulsun dediler

Kuşağımı sıkmadım
Odunu nefes ile yakmadım
Akan suya nerden gelir diye bakmadım
Meydan’da sevgiyi buldum
Dışına çıkmadım dedi
VEYSEL’im sözü aldı:

Yerden gökten aradım
Gerçek olan güzeli
Dediler ki;
Gönlünden bul
Kendinden al
Çevrenden sar
Bir bir okudum
Dost adını dokudum
Öylece ya Allah dedim
Kendimde olanı gördüm
Akan suyun geldiği yer
Yakan güneşin baktığı yer değil
Gönülden gönüle sevgiyi döktüğü yerdir bilinen dedi
VEYSEL’im selamladı

Koyun kuzu birliğe
Keçi derler zorluğa
Er varolan yazgısını okutur
Doğduğu günden bildiğini dokutur dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Kavgayı yersiz diyen
Lokmayı pişmeden yiyendir
(Soru: Kavganın anlamı nedir?)
Nefis kavgası
Meşe toprak ile halleşir
Derinden derine kökünü uzatmaya çalışır
Yayar yayılır, yayıldıkça gözde olanı sayılır dedi
MERKEZ’im selamladı

Mevlana'yım !..

Al fistan sevenedir
Yeşil fistan gülene
Mavi fistan bilene
Sarı fistan yoldan yola gelene
Ne dilersen giyersin
Adına gerçeği koyarsın
Doğruyu bildiğin halde ararsın

ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah