MEVLÂNA’yım ben!
 

Kuşlardan yolu sorduk
Gelen yolcuyu sardık
Dünde günde sırdık
Demde her niyaz ile birlik olduk

Güzel bağlar bizimdir
Erişecek üzümdür
Dost yoluna bakarım
Açık olan gözümdür dedi
YUNUS' um sözü aldı:

Adım adım gelsen bile
Er yüzüne gülsen gine
Yaprak yaprak okunacak
Elden ele dokunacak dedi
YUNUS' um selamladı

Bağlayan düğümü çözer de gelir
Dert denilen olayı örter de bulur
Gölgesiz günde güneşi görür dedi
PİR SULTAN ABDAL yerden gökten
Dağdan taştan ne geldiyse
Günün yorumuna getirdi
Kayguyu öylece bitirdi:

Destan yazdım
Fistan ile gezdim
Er sözünü,
Dost gönlünü arayana sundum  dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Yamaçtan yamaca ses verelim mi?
Daldan dala el sürelim mi?
Gülizarı bulduk
Dost adına girelim mi? dedi
MERKEZ' im sözü aldı:

Müymin  olan bilsin
Dost sofrasından nasibini alsın
Elde olan tepsiyi dileyene sundu
Gönül bağında öylece kalsın dedi
Yuvanın sahibini selamladı

Gerçek sendedir
Güzel seninle
Yoğurt yesen, balın elinle
Gülmeyi denesen, güller gününle dedi
MERKEZ' im selamladı

Mevlâna'yım!..

Hayır olan her yazıda
Resulü' nün gönlü vardır
Rabb' imin her emrine
Şüphesiz uyanlardır
Doğruyu bilip eğriyi silenlerdir dedi
YAHYA her dilden, her gönülden
Aynı niyazı aldığını söyledi

Doğan güneş cümleye yeterlidir
Akan sular bilen için tutarlıdır
Girdiğiniz bahçeler aldığı ile biterlidir
Bitmekten maksat, yeşermektir
Mesnevi okuyan her kulu
Elbet bulacaktır yolu.
(Soru: Verilen bu sohbetler Mesnevi mi?) Eyvallah
Çünkü verdiğimiz tane tane Kur'an'dandır

Bağlı düğümü çözen
Saygının ölçüsünü çizen
Her anında gül bahçesinde gezen
Elbet ayrı söze girmez
Dünden bu güne yetmeyeni vermez dedi
YAHYA dünde günde cümlenizi selamladı
Hoşnut olduk, hoşnut kalsınlar
Her adımlarına binbir tevhit alsınlar

Mevlâna'yım !..

Er olsa, gür gelse
Zorluğu günde yense denilir
Rabb' ine dayandığın her anın
Zoru yendiğindir

Çevreye gül bağladım
Elden ele dost adına sevgimi verdim dedi
RABİA sözü aldı :

Ne sitem ne hatem
Dağları yere sermez
Bağlarda üzüm görse
Şarap niyetine vermez
Al eline aynayı
Bil gönül ile uymayı
Adım adım getirdik
Kayguyu günde bitirdik dedi
RABİA selamladı



Mevlâna'yım !..

Hasır serelim yere
Yaprak verelim ele
Yar dan geldik diyelim
Doğruyu bildiğimize sevinelim
Müymin yolun bekçisi değil Hakçısıdır
Ben bilirim diyenler bekçiliğe taliptirler
Miyyarını ben bilemem
Gelmeyeni zorlayamam diyelim
Her öğünde yerden göğe şükredelim

(Resim verildi: TİMURLENK)

Kumdan aşıp da gelen
Sahrada cümleye gülen
Mevsimden mevsime
Her yüze gülen Moğol Hükümdarı
(Soru: Timurlenk mi?) Eyvallah

Destanı yazıldığı
Güzelden güzele geçildiği bilinir
Dost hanesinde sevgi ile anılır
(Soru: Timurlenk kime veriyor?)
Kement atan, çevreyi elinde tutan
Gelen günde olacak
Yerden göğe gülecek
Allah' ıma emanet olunuz

Mevlâna'yım !..

Elif, adına
Kabak, tadına sevilir
Yapıda gerçek uyum görülür dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Somun aldım yensin diye
Soru verdim bilsin diye
Güzel dedim görsün diye
Elden ele yazdığımız
Kainatı övdüğümüz
Kolay geldiğine değil
Rabb'im verdiğinedir

Mevlâna'yım !..

Derman dileyen her kulunda
Rabb'ine olan bağı görülür
YUNUS ile aldığımız her konu
Sevgi ile örülür
Olumsuzluk deste olana girmez dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı

Elden dilden aldıkta
Dağ başında durduk
Her söz ile, bilse bilmese
Sevgiliden dedik sardık dedi
MERYEM sözü aldı:

Açdığım her kapıya
Geldiğim halde baktım
Bildiğim kadar çerağı yaktım dedi
MERYEM selamladı

Mevlâna'yım !..

Aşık yolu sormadan bulur
Sofraya geldikte kaşığını alır
Akan suya gönülden katılır
Elbet her niyazında elinden tutulur
Ya Allah diyelim
Her öğün üç zeytin yiyelim

Mevlâna'yım !..

Hak adı dilde oldukça
Hak sevgisi gönülde kaldıkça
Ne yelden ne selden kaygunuz kalmaz
Akan suya çer çöp dolmaz
Dağlar taşlar bilendendir
Açan çiçeğin solmaz


ALLAH' ıma emanet olunuz.
ALLAH' a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah