MEVLÂNA’yım ben!
 

Kuşlardan yolu aldık
Gelen güne geceden güldük
Açılan sofraya cümlemiz geldik
Cümlenize selam olsun
Korku ile olanın
Rabb'im korkusunu silsin dedi
YUNUS'um sözü aldı:

Elele olduk
Doğru yolu arayan ile bulduk
Çeşmebaşına geldik
Akan su ile destimizi doldurduk
Yolda durana
Suyundan ver diyene
Dilediğince sunduk
Aldığın taşı elinde tutma
Oturduğun sofrada acıyı tatma
Dilediğin yolda gönlüne kaygu katma
Az gelene, çok verene dost ol da
Dostluğuna gölge düşürme dedi
YUNUS'um selamladı

On kapıya geldik
Onbirincide bulduk
Yaprağı okuduk
Yazıya sevindik dedi
YESEVİ sözü aldı:

Vardığın her kapıda
Yüzüne ayrı, dizine ayrı söylerler
Geldiğin yolda
Getirdiğini kollarlar
Elinde olanı alır, seni yollarlar
Düzenin verdiğine gönlünden uyasın
Gönlünde olanı dumansız göresin
Yapına uygun geleni kaderine sarasın
Kapında bekleyen yoksuldan
Dostluğunu sorasın
Eline bakan, yaktığını dökendir
Sevgine bakan, döktüğüne gülendir
Geçmeyi dilediğin yoldan
Dost elini verdik
Elden ele geleni olumsuzdan sıyırdık
Olduğun gibi kalma
Kaldığın yerde durma
Gayretin dilinden değil emeğinden olsun
Önüne dağlardaki taşları yığsalar
Ruhun ferah bulsun
Bil ki açılan yolundur
Tutacağın ip kalındır
Akkoyun senindir
Yeter ki karakoyunu da sevindir
Kapanır kapı deme
Umutsuzluk aşı yeme
Girdiğin bina dost yapısıdır
Demde kendinden uzak durma dedi
YESEVİ dört ağzında duran
Nereye gitsem? diyene elini sundu
YESEVİ'yi nerde bulsam, nasıl ansam? denilmesin
YESEVİ her an yanında, yardımındadır.

Yar adını analım mı?
Yar yoluna gelelim mi?
Adını andık bu gün
Cümleyi saralım mı? dedi
MERYEM sözü aldı:

Oyun almaz diziniz
Asla solmaz gülünüz
Gölgeyi güneşin vergisinden ararız
Her ağacın gölgesi yeterlidir
Her kulunun çağrısı tutarlıdır
Emeğini katarsan kaygular biterlidir dedi
MERYEM selamladı



(Resim verildi : YESEVİ HAZRETLERİ)

Nefes alıp verdiğimiz
Hocam deyip gördüğümüz
YESEVİ diye andığımız
Miyyarına şahittir
Mesafeye yer verir
Dar olanın yanında kalır.

Destan yazsam okunmaz
İplik versem dokunmaz
Elden tutsam sakınmaz dedi
BEHLÜL'üm sözü aldı
Mesafeye kendi yönünden baktı:

BEHLÜL destan yazmazsa
Fistan giyer de yürür
Her adımında gelen gideni görür
Kimde toz var ise sırtına vurur
Tozu gitsin, kaygusu bitsin diye

Yayan gidemem yola
Güneşte veremem mola
Asla sözün yalanı yok
Dost kapısında kulu tok dedi
BEHLÜL'üm selamladı

Ağır geldi yükümüz
Rabb'im bu mu hakkımız? diyene
PİR SULTAN ABDAL üç öğüt verdi :

Rabb'imin verdiğini paylaşmazsan, sana yük olur
Kulunun dilediğini paylaşmazsan, sende tek kalır
Müymin olayım, emeğimi-sevgimi-varlığımı paylaşayım diyesin
Her lokmanı bal ile yiyesin dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Boyuma huyuma değmezse nasip
Alacağım vereceğim sendendir hesab Rabb'im diyelim
Her zerremiz ile güzeli gönlümüzde bulalım

Sağır olan kör olana acır
Tok olan aç olandan kaçar
Ayakta duramayan toprağı suçlar
Gel de geç
Senden olmayanı senin gibi seç
De ki;
Aynı toprakta yeşerdik
Aynı su ile yaşardık
Aynı güneşte kendimizi pişirdik
Neden, nasıl yolları aşırdık?
Akkoyun karakoyun aynı sürünün malıdır
İyi kötü bilenle bilmeyenin halidir
Bilen ile olalım
Bilmeyeni bilenlere katalım
Gömlek giydi isek
Evde olanı giyemeyene satalım
Miras soyludan aldığın olsun
Her verdiğinin karşılığı muhakkak vardır
Gömlek satılır mı? denilmesin
Verdiğin gömleğe niyaz aldı isen, fiyatı odur


ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH'a ısmarladık.

Adım atayım mı? denilir
Atmadığın adıma binbir niyaz edilir

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah