MEVLÂNA’yım ben!
 

Gölgesiz güne adım atarız
Her konuda kulunun elini tutarız
Satırlarda verdiğimiz
Bayramdan bayrama
Sevinç duyduğumuz bilinir

Meyveyi dalından
Kulunun halinden severim
Dost kapısına öyle gelirim dedi
YUNUS'um sözü aldı:

Doğruyu bildim
Güzelden güzeli öyle aldım
Derin sulara sevgim ile daldım
Gelmeyi dileyene haberi saldım
Sevgiliye varlığından geldiğince gülersin
Darlıkta her gördüğünü silersin
Öyle olmalı ki;
Darlıkta, zorlukta, gürlükte
Sildiğimiz olmasın dedi
YUNUS'um selamladı

Bakmayı denediğim çiçekten
Yönümü sorsam
Beni suya götürür
Atmayı denediğim hayvancık
Beni kayguda bitirir
Öyle olmalıyım ki;
Çiçeğe böceğe vereceğimi
Ne olursa olsun bilmeliyim
İstediğini duyabilmeliyim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
VEYSEL'in yolunda durdu
Gelene gidene sordu:

El tutarsa dil getirir
Gönülden katana yolunu buldurur
Dert demeden, sert yemeden
Kendinde olana dönesin
Aldığın her yudum suya kanasın dediler
PİR SULTAN ABDAL ile VEYSEL'im selamladılar

MERYEM güneşi gördü
Güneşte fistan ördü
Beline kemeri sardı
Gel gönül yoldaşım
Gel ömür sırdaşım
Gel yol arkadaşım dedi de
YAHYA'yı (?) AZİZ YAHYA

Gülleri bahçemize diktik
Dikenleri ellerimiz ile söktük
Gerçeği tezgahımıza serdik
MERYEM'den yol alanlara
Müjdemiz olsun dedik
Soyluluk gönül erlerinin adıdır, andıdır
Ne zandadır ne kandadır
Dört duvarı birledik
MUHAMMED diye cümlemiz gürledik dediler
MERYEM ile YAHYA cümleniz ile selamlaştılar

Boyundan huyundan gözler ayrıda değil
Bilenler sevenler gayrıda değil
Hay dedik geldik söze
Kement attık vurduk size dedi
LOKMAN sözü aldı:

Döllenmişse balıklar
Yemez sözü güllekler
Seyre gelse halk
Doğru verir Hâlik
Evvel ahir
Dostlar ile birlenir zahir
Sözü cümle dilde zorlanır
Gelsin gitsin deseler
Demde denize inseler
Bir tutam yosun ile olanı dağıtsalar
Gerçeğin yarasını
Kendi bilgilerinde bulsalar
Meydan'da bilenler dost diye diye
Meydan'da bilmeyenler post vere vere
Güzel olanı silseler
Verilen gerçek bilgiyi bölerler dedi
LOKMAN selamladı

Üç renk bilgiye güç verir;
Yeşil, mor, sarı
Maviyi bulunduğun odada daim tut
Gözlerini dinlendirir
Seyreden her göz mavi ile dinlenir
Koyuya değil hep açığa önem veririz
Gözün dinlendiği yerde gönül beslenir

Dağlar dost diye diye kendinde olanı saklar
Ovalar dost diye diye gelen her kulunu bekler
Sular dost diye diye cümle kulunu paklar dedi
RABİA, FENARİ (MOLLA) ile söze geldi:

Bağladık sözü
Bekledik sizi
Değirmende sakladık özü
Dünden güne, günden yarına
Her adımda söyleşiriz
Aldığımız çiçekleri birer birer paylaşırız
Beklediğin sözden alacağın gerçeğin yapısıdır
Her çiçekte can veren Rabbimin toprağıdır
Unutulan değil gününde almayan dayanır
Güzelin yerine bilinmiyen boyanır dediler
RABİA ile FENARİ selamladılar



Üç öğüt diledim ömrümün her gününde
Üç emir ile güldüm ömrümün her anında dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Üç öğüt ALİ'dendir
Denildi ki;
Ömründe ayağından başına bil ki emanettesin
Kaygu etme, emanete saygısız durma
Bil ki aklın bilgine sınır koyamaz
Mantığını çalıştır, bilginde sınır oluşsun
Öylece aklın ile gönlün buluşsun
Göresin ki bilgide sonsuza varamazsın
Verildiği yerde, verildiği kadar
Rabbime şükretmesini huy edinesin

Öyle de böyle de
Senden Rabbim dedim
Ne derlerse emre uydum
Naz niyaz haz benimle oldu
Gönlümde sadece sevgili kaldı dedi
HACI BAYRAM selamladı

Bahar bitti yaz geldi
Gönülden gönüle hazzı kaldı dedi
MERKEZ'im sözü aldı:

Dayanmayı bilenler
Uyanmayı deneyenlerdir
Kum alıp eleyenlerdir
Ne saz ile ne söz ile
Her kulunda bin naz ile gelişen
Yerden göğe gerçeğe alışandır dedi
MERKEZ'im selamladı

Düne güne bakalım
Çölde çerağ yakalım
Etekten taşı dökelim
Sudan kilimi çekelim
Yerden gökten alışan
Gölgede hep çalışan
Gecenin sırrına eremez
Erse de bileceğini soramaz dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:

Dinledim sayhayı
Çevirdim sayfayı
Doğruya getirdim softayı
Az bilir, az verir, çok görür
Yanan ateşe suyunu getirir
Varettiğine söz yetmez
Dilediysen sözünü
Ömür boyu bitmez dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Zeytin aldım yiyeceğim
İnce fistan giyeceğim
Aşkım bütün, sevgisine doyayım dedi
SARI ANA sözü aldı:

Bir çiçek birliğine meseldir
Bilmeyene masaldır
Gezdik yürüdük sahilinde
Kumlar iz aldı
Kullar söz verdi
Cümle birliği kurdu
Aldık güldük vergisine
Sevindik Rabbimin sargısına
Sığındık affeden sorgusuna
Kapı bize açıktır
Elden ele geçittir dedi
SARI ANA selamladı

Mevlâna'yım!..

Kalbur aldım un eleyim
Kuşak aldım bel sarayım
Konu aldım cümlenize sorayım;
Daldan, baldan
Halden, gülden güzeli var mıdır?
Aşkına düştük Rabbim
Gönüllere kor mudur?
Seni aradık bulduk
Gelip gitmek zor mudur?
Yerden göğe ses verelim
Güzeli sizler ile bulalım
Her birimiz öbüründen hoşnut olalım
Olduğumuz halde kalalım
Yoldan gülden sevgimizi sunalım


ALLAH'ıma emanet olunuz
ALLAH'a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah