|
(tarihsiz-1-) 1969
yarını değil günde günü bilelim yarına hayır diyelim
sonsuz olmayan her olayda kayıp sözü edilmez bilinene bilinmeyen katılmaz
bilmediğin diye olaydan değer atılmaz
(tarihsiz-16-) 1970
asmayı budamak kolay dersen yanılırsın
her yolun yolcusu asmanın
budayıcısı olur
bilmeyeni bağına koyarsan ya asmadan ya üzümden olursun
deriden makas vurursa kurutur üstünde alırsa verimsiz olur
29 mart 1970
yol için bilgi çok önemlidir
bilenin allahımın huzurundaki yeri de önemlidir
bilgisini hayır yolunda kullanırsa
25 eylül 1970
sürünün başıyla kulun başı bir olmaz
kul gönül yücesidir sürünün çekicisi yaş yücesidir yaştan
maksat bilgisidir
25 eylül 1970
olgunluk kulundur bilginlik yolun
04 ekim 1970
öğrenmek sonsuz milyonlarca senedir öğreniliyor daha başında
çözülen nedir ne gökyüzü sırrı ne yeraltı sırrı
ne deryanın derinliği ne ölüme çare ne doğumun sırrı
nedir öğrenilen sonuna varıldı mı varılacak mı asırlarda bir adım
varılacağı da odur olmaz varılamaz son nokta bulunamaz
25 ekim 1970
olgunluk ağaçta değil kuldadır çünkü bilgi yoldadır
25 aralık 1970
bilineni çözelim bilinmeyene el uzatalım demeyin
dendi ki bilinenin çözülecek neyi var
bildim dediğinin doğruluğundan emin misin
20 ocak 1971
bilirim diyen yanılır bilinmeyen çok şeyi göçten sonra öğrendim
vermeye çalışırım görmeye çalışırım
06 nisan 1971
çok bilirim diyen cehaletin pençesindedir
bilmediğinden yakınandan çok şey bekle
08 nisan 1971
şemsi bilmeden boş idim taş toprak dahi değil idim
08 nisan 1971
bilgi dediğin aradığın yerde bulunur sana ayağına gelmez arayan
bulur
08 mayıs 1971
kumaş alırsın fistan dikeyim dersin dikmeyi bilmezsen niye kesersin
dikmesini bilene dikiş demesini bilene şiir çizmesini bilene resim
09 ocak 1972
bilenin bilmeyenden farkı tanımayı öğrenmeyi bilmesidir
26 mart 1972
yorumun hududu yoktur nasıl ki tarla dört yönlüdür
tarlanın bir yönü dediğinde her kul gördüğü yönü tarif eder
asılolan dört yönü tariftir bu da dünya kulunun gücünde değildir
19 mayıs 1972
oturmak bilmeden yürümekten yeğdir
26 eylül 1972
her bilinen bilinmeyenin bir noktasıdır
nıoktayı bilmek biliyorum demek değildir
29 ocak 1973
kaderin dışına çıkılmaz kaderin kötüsü de olmaz
nasıl olmaz derseniz
olaylar su üstüne çıkan tafraya benzetilir
tafra; lüzumsuz eşya lüzumsuz tavır lüzumsuz bilgi
25 şubat 1973
su başında durdum kunduz yavrusu gördüm eşinir deşinir salda durup
düşünür
salın varlığı sorulur yuvası desem yersiz midir
dünyanın halini kulunun ilmini veren kimdir
havada uçan kuştan uçmayı öğrenir kunduzdan suyu tutmayı
13 temmuz 1973
mihmandar kime denir neden yol göstermesi gerekir
bilenin bilmeyene vereceği nedir bildim diyen nereden öğrenir
bildim demek için uymak gerekir uyduğunu ancak verebilir
senin uymadığını vermen susuz değirmeni döndürmeye benzer
25 ağustos 1973
hummalı olmayalım biliriz demiyelim bilgiye hudut koymayalım
10 nisan 1974
oymaya yer veren ağaçlara balta vurandır
ne var ki
oymayı bilen baltalayacağı ağacı öğrenendir
dumansız gök arayan rahmete sırt çevirendir
22 haziran 1974
almayı dilediğin her olayın ölçüsü senin bilgin kadardır
alacağın bilginin ölçüsü sonsuzdur
ne var ki
hiç bir fani sonsuz bilgiye sahip olamamıştır
cümlesi bir araya gelse bilgisini öbürüne katsa
yine de bilgi çerçevesini çizmesine yetmez asla ortasına adım atmaz
hikmeti burada ilmi oradadır çözeyim diyen kulu zordadır
sıyrıldı isek dünyada bileceğiz ölmeden bileceğiz
bileceğimiz nedir onun sırları değil kendimiz
22 kasım 1974
bilenin uymadığı bilmediğini gösterir
bilmek bilirim demek değildir
03 ocak 1975
bilirsen seversin seversen sevilirsin sevgi beşiktir
bilmek sevmek beşiğin ayakları
bilmezsen sevmezsen beşiği nereye koyarsın
09 haziran 1975
bilmek güzeldir bildirmek özel
27 ağustos 1975
gülmekte ferah vardır bilmekte selah
26 mart 1976
yeniyi yoz diyene de ki
eskiyi tez bilsen görgüyü oraya versen yeni seni siler
eski bilgim yeni görgüm ne eskiyi sil ne yeniyi böl
bağla bul
07 mayıs 1976
bilmezsek ağlarız bilende eğleniriz sevgimizi cümle ile bağlarız
16 haziran 1976
yoğun bilgi bunaltır
05 ağustos 1976
bilenin bilmeyenden farkı uydu isedir
10 ocak 1977
bilmekten maksat uymaya yöneliştir
24 şubat 1977
mümin yolunu bilir nerden yol alsam nereye varsam demez
miyyar bilenin niyaz duyanındır
24 şubat 1977
sırdan maksat bilimdir şaraptan maksak ilimdir bildikçe sırrını
çözersin
bilim manayı ilim maddeyi söyler
dünyayı çözenin yolunu çizenden olduğunu bilmek kulluktur
aydan soran ilme yönelir kainattan soran bilime
01 nisan 1977
olayım diyen olmayı dileyene önce bilim sonra ilim gereklidir
bilmeden olamazsın olmadan göremezsin görmeden veremezsin
01 nisan 1977
gerçek yanında olanı bilmendir
bildiğin bildiğine uyduğun an doğuşundur derim
15 nisan 1977
her arayan sordu bilmeyen bilenden aldı
öyle oldukta bilen bilmeyenle buldu
19 ağustos 1977
gülenden ol ki güleni göresin özünü öyle bulasın
kul önce kendini bilmeli ki yanılana yol açabilsin
02 eylül 1977
bilmeyi dileyenin bilmediği kârdır
23 eylül 1977
sattığın meyva alanındır verdiğin bilgi bulanındır
ne var ki
sendeki senin aldığı onundur
bilgi satılmaz devredilir yayılır
02 ekim 1977
bilgi ile sevgi karıldıkta olduğu yeri doldurur
08 ekim 1977
uymakta güzellik bilmekte özellik vardır
13 kasım 1977
allahım kainatı kuluna adım adım açar ne önce ne sonra
her nesil bir perde öteye geçer
perde bilim denilen yoğun çalışma ile buldum sanılan gerçeğin te
kendisidir
21 kasım 1977
doyum niyet ile geçerli değildir
uyum ile uymayı dileyen her kulun gün gün görüşü açılır
öylece bilişte değeri seçilir
07 nisan 1978
alamam dersen arayanı bul bilmem dersen bilene uy
bilenin yanında bildiğini söyleme alacağına uy
her bilen bilmeyendendir her bilenin bildiği bir konu vardır
deryanın görüntüsü bilmeyenin özentisidir
19 mayıs 1978
bilmeyi denemeyen ayağı takıldıkta hatırlar
08 haziran 1978
kainat bir bütündür ayıramazsın gelen giden sorguda
bilime uyan her kulu onundur ondandır
05 temmuz 1978
unutulmasın dün ispat edilmiş denilen bugün silinir
yeni bir terim kurulur gelecek günde o da silinir
yeni görüşler yepyeni buluşlar açıklandıkta
bugün ispat ettiğin her olay kendi kendini siler
bilim gün gün ilmi siler bilim hakikat ilim mantık
ben dünya gününde kendimde çözemediğim bilime vardım
Mevlâna müzik raks resim getirdi dediler benden beni ayırdılar
aslında asla inkar edilemiyecek olan üç gerçeği hayatıma verdim
dönüşümle her zerrenin dönüşünü bulduğum
müzikte sesin hakkın olduğunu
resimde her yaratılanın baki kaldığı zerrelere bölündüm
22 eylül 1978
özünü bulmayanın bilgisi paslıdır
29 eylül 1978
değerin bildiğin ile değil olduğun ile ölçülür
06 ekim 1978
aslımı bildi isem ben bende öldü isem
aldığım taşlardandır vurduğum başlardandır
30 mart 1979
her hale uyarım her sözü duyarım her yolu bilirim diyenden uzak dur
çünkü ilimin bilimin sonu gelmemiştir hududu çizilmemiştir
06 nisan 1979
görgüyü bilgi ile beslersin durunca düşüncende süslersin
13 nisan 1979
bilgi görgü birbiri ile gelişir
27 nisan 1979
yerini bilen kulu güzelliğe doymasın
kendini bilişten maksat hür iradene gönül yolunu açışındır
27 nisan 1979
mantığın ile bilgini değerlendiremezsen bunalım sanadır
11 mayıs 1979
yerden göğe bilgi yükü vardır
elbet kulun gücü tüm bilgilere açık değildir
ayna sadece seni sana gösterir
aynada kendini gördüğün kadar bilgiye sahipsin
aşk dolan gönlün bilgi dolan ömrün yapını tamamlar
kendi kendine sor kendini bedene sor kendini sevene sevmeyene sor
alacağın cevap elbet sana zor
ne var ki
gönüle ateş kor
31 mayıs 1979
gül gördüm kıymetin bilene övdüm
31 mayıs 1979
bilen bildiğinden şaşmaz
21 haziran 1979
az dedim çok gördüm her bilenin bildiğini birbirine ördüm
21 haziran 1979
her sevgi onadır ondan
her bilgi ondandır ona
14 eylül 1979
buluşun değeri bilişten gelir bilmeyen bulduğunu değerlendiremez
14 eylül 1979
yerden alına nedir dendi
yerden bilgi yükü alınır madde mana ile bağlanır bileni tanrı
korur
bilmeyeni tanrı korumaz mı denildi
elbet korur
ne var ki
bilen görür
21 aralık 1979
iki adım öteye bildiğindir
on adım öteye gördüğündür
yüz adım öteye duyduğundur
30 ocak 1980
şaşkın kuşa yol vermez şaşkın kula huy vermez diyene de ki sen
seni bil
ben beni bilirsem ben yüceye yönelirsem ne şaşkın kuş ne şaşkın
kul görürdüm
alacağını değil vereceğini düşün
her kul mutlaka alır çünkü yaratanı bilir
vereceğin ilmindir elbet aldığın bilgindir
13 şubat 1980
yerden gelene soydan diyene sözümüz yeterli gelmez
bilenin bildiğini bilmeyen silmez
özden alacağın gözden gayrı kalmaz
ördüğün örgüde bilgini serersin bilmezsen gelişigüzel örersin
aramak bulmak gereklidir bulduğunu sanmak yeterli değildir
her bulduğuna yan bulgu eklersen dolguyu görürsün
yeterli dersen tek düzeyde kalırsın
13 mart 1980
her adım sözedir her bilim gözedir ilim özedir
20 mart 1980
taç giyse kral dese bilen ayak uyduramazsa
taçtan tahttan ne alır
dileyene ne verir
taç bilim olsun taht ilim versin cümlenize gülsün
21 mart 1980
doyum yeterli midir diyene sözüm
doydum allahım başka aş istemem der misin yoksa her öğün yeniden
yer misin
yeniye uyulan yenide duyulandır kapıyı açan kim denilir
bilim tasında ilim aşı yenilir
güzel yerine daha güzeli getirir hergün bilineni götürür
bilinmeyeni getirir
25 nisan 1980
bilgin sende kalsa toprağa gömdüğün altına benzer
23 mayıs 1980
dünden güne değişen yok elbet gelişen vardır
-gelişen nedir-
kulun bilinci
duman dağıldıkça görüş açılır verilen asla kapalı kutuda değildir
sayfayı açtıkça görürsün her satırda gerçek olanı bulursun
denizin suyunu destine dolduramazsın
okuyan açılır her kademeye bilgi ölçüsünde değil bildiğine
uyduğu ölçüde geçilir
bilen bilmeyenin sorumluluğunu da alır amma
uymayanın sorumluluğu kendisine aittir
dayanırsan köksüz dala dal ile düşersin ne oldu der şaşarsın
30 mayıs 1980
bilmek güzeli bulmaktır kainata dolmaktır
göçte kaybolmazsın kalbolursun
13 haziran 1980
yerden gelen nedir diyene sözüm
yerde yaratılan vardır gökte bilim
yorum elbet yeterli gelmez çünkü bilime kulun aklı ermez
armağan verdik dense olmuş meyve yense yorum dünyadan gelir
bilinen başka bilim başkadır görünen bilinendir
örtüyü açalım diyene de ki gücün yeterli gelmez
11 temmuz 1980
bilen cümleyi sarar yerde gökte vereni arar
13 temmuz 1980
kavramadan seyir olmaz bilemezsen hayır denmez
07 kasım 1980
bilmeyen bilenden sayılırsa bilen hatalı olur
22 mart 1981
bilginin de görgünün de temelinde sevgi vardır
sevgi olmayan bilgi yorumsuz kalır
13 mayıs 1981
bilince her yer güzel
katılınca her hal güzel
26 mayıs 1981
düşünce sevginin anahtarıdır
düşünmeden ilmine eremezsin bilenden olamazsın
bildiğin zaman sevgisiz kalamazsın
09 haziran 1981
kaderin çizgisi bilenden çözülmez
bilen yüce allahım o vermeden bilemezsin bileyim desen çözemezsin
17 haziran 1981
bilen bilmeyenden şanslıdır
bilenin şansını arttırması aramasıdır aradığını bilmesidir
bildiğini bulmasıdır
19 ekim 1981
ne göreceğim değil ne bileceğim diyelim
görgü şekildir bilgi öz
08 ocak 1982
er olan bilir allahım bilenden razı olur
01 şubat 1983
allahım kuluna dilenen her malzemeyi verir
kulu bilgisini işlerse oymalı işlemezse doymalı masa yapar
bilgimiz de öyledir nasıl işlersen öyle kullanırsınız
vermek bize kullanmak sizedir
13 nisan 1984
her varettiğinde varolanın vergisi vardır
senden ne alırsam bana kâr sana ne veririsen gine bana kâr
her bilgiyi katlarım bir basamak atlarım
dedi hamza dost selamladı
19 şubat 1982
özünden olandan gönlüne dolandan ayrıda kalmayasın
senden seni asla ayrı görmeyesin gerçek sendedir senin bilginde
kervan gidenin götürenidir sahip gelenin bekleyenidir
senden sana ulaşan bilginde gelişendir
sudan geldik suya döneceğiz sözü odur
bilgindeki gelişme seni sana buldurur kaynağında buluşturur
suda gelişen değil buluşan vardır
suyu buluşturan varlığında olan bilgidir
dağdan yerden dolaşır deryaya öylece ulaşır
gelişen bilginizdir
19 mart 1982
erliğe soyunalım bilgi ile giyinelim sabrına bürünelim diyelim ki
ondan onu bulacağız onun ile kendimize döneceğiz
onu bildikte beni sileceğiz
02 nisan 1982
görgü sende olur bilgi benden gelir allahımın emri öyledir
16 nisan 1982
gök ilmi dediler her yıldıza sordular birbiri ile sardılar
ne at buldular ne ot verdiler dünyaya öylece döndüler
hayal diye aldığımız sadece hava ile verdiğimizdir
dünyayı biliniz yeter kendinizi bulunuz biter
21 nisan 1982
katıldığım her sofrada onun adına gelenleri gördüm
her kulunun görevi sofraya oturmakla beraber
her sofrada resulünün edep ve erkanını görmek uygulamak sürdürmekle
yükümlü kalır
emek verilen her hizmet eldeki eşyaya değer kazandırır
her sofra kulunun özünü özüne tanıtır
özün öze nasıl tanınacağı soruldu
her yaratılan kendinde olan özü bulur ve kendini bulduğu halde
sende bende olan özü bilir
kendini bilmeyen beni seni de bilmez
21 nisan 1982
gerçek her hali ile kulunu kendi içinden gömülmeden tanrı bilincine
götüren bilgidir
21 nisan 1982
kendini elinde olan bilgilerle sınayacaksın
kendinde olana kendi adına döneceksin
29 nisan 1982
aşkı ile doldum bilgisi ile kainat oldum
30 nisan 1982
bildim diye bedenimi atamam balık tuttum satamam
bilirim diyene bildiğimi katamam
30 nisan 1982
bilen her varolana selam der kör sadece gördüğüne
04 mayıs 1982
-dört melek gerçekten var mı yoksa sembol mü-
örneğin cebrail aleyhisselamın aklı temsil ettiği söylenmektedir-
dört büyük melekten biri bilgi santralını yöneten melek
kulun bilmek istediğini değil allahın kulun bilmesini istediğini
nakleden melek
var mevcut
-ruh ile melek arasında yapı olarak benzerlik veya ayrılık var mı-
cebrail aleyhisselam kainat bilgisi ile yüklüdür
melekler kendilerine verilen görevlerin tüm bilgisi ile yüklüdürler
kul sadece kendine verileni bilir
melekler kabtır kulları kâb
kulu zerre zerre aldığı bilgi ile hallolur zerreden zerreye kendini
bulur
28 mayıs 1982
gün gün okuyalım her gün bilgimiz ile gönlümüzü dokuyalım
28 mayıs 1982
-ilmi rabbaniye nedir-
bilgimiz kökü buldurur sevgimiz meyvesini oldurur ilmi rabbaniye budur
28 mayıs 1982
öğrenelim her verileni sevgimiz ile besliyelim
bilgi kurandadır görgü kainatta örgü aklında sevgi gönlünde
28 haziran 1982
bilgi kabını arar yorum yerden göğe açıktır
her kulun kabı elbet bir değildir
ne var ki
meşrebi de bir değildir
kimi kab su kabıdır kimi aş kimi taş kimi kuş
her biri gereklidir
18 temmuz 1982
her bilenin bilmeyen ile kapısı açılsın
12 eylül 1982
ne gönül koyanın ne gönülde kaygu kırıntısı bırakanın
dost kapısında aldığını vereceği beklenmez bildiğine bilmediği
eklenmez
06 ekim 1982
her kul bildiğinin hastası bildiğine uyarsa aklı onun ustası
06 ekim 1982
bilmek her kulun yaratılışındadır bulmak er kulun arayışındadır
03 kasım 1982
o bende bilgimdedir
17 aralık 1982
can dedim canım verdim her kulda hakkı gördüm
bilse bilmese sardım meydanda helva kardım
gelen yesin seven bilsin her kulu görsün
ezelde bildiğini ebede götürsün diye
17 aralık 1982
bilen her zerre bulan zerreleri birleyen
28 aralık 1982
kuyuya dalsam göremem açıkta kalsam duvarı öremem
bildiğim kadar uyarım bilmeyeni saramam
el üstünde taş varsa atarsın serginde kumaş varsa satarsın
bilginde allahım varsa uyarsın
02 ocak 1983
yücenin ilminde her kulun yeri vardır
bilenin ufku geniş bilmeyenin dardır
07 ocak 1983
alacağımız bilgi ise eyvallah amma görgü her kulun kendindedir
bilgi ayrıya düşmez görgü kişiden başkaya taşmaz
biliyor isen gördüğüne
şaşmaz
18 ocak 1983
her olay kuluna bilgi verir
yaratılanın yaratılmışlığı bilgi ile yükünde misafirliğini
siler ne demek dendi
varolmanın değeri yokluğu silmektir
bilgin kalmasa sende yokluk mevcuttur derim
sözümüz açıktır Mevlana bilgi ile yüklüdür
Mevlana beden ile mevcut değil ise yok mudur
demek ki varolan ve kalıcı olan bilgidir dedi
karşıdan çarşıdan alınmayan bilginin varlığının da mevcut olduğunu
pir sultan abdal söyledi yürüdü
07 şubat 1983
bilginizi geçersiz olandan soyunuz
07 şubat 1983
her bilgenin bilgi verişi ayrıdır sanılmasın birbirinden gayrıdır
kimi süt verir kimi ayran kimi yoğurt hepsi birdedir
20 şubat 1983
karda adım atanlar suda balık tutanlar toprağa tohum ekenler
elbet alacak aldığını bilecek asla allahım ile pazarlığa
girmeyecek
çünkü toprağımı sürdüm tohumu kardım her düzeni yerinde kurdum
bol ekin alacağım rahata ereceğim demek yatırımı kendi hesabına
bilmektir
allahım dilerse verir dilemezse ekin kurur
hiç bir kulun bilgisi alacağına denk değildir
duvarı aşacağım düz yola koşacağım diyene de ki
duvarın arkasını görmeden söyleşme
01 mart 1983
bardak dolu ise döktüğün su yere gider
gaye suyu her nereye olursa olsun dökmek değil
gerektiğinde içmek içirmektir bilgi de öyledir
her alış veriş gelecek bilgiyi hazırlar
01 mart 1983
ağacı dikeceğim suyunu dökeceğim dersen elbet alış veriştir
akıl meyvesini sağlıklı toplamaya gereklidir
bilgisiz dikilen ağaç meyvesiz kalır
sadece yağmur aldıkça kökü gelişir gölgesi olur
yeterli diyene bilgin tutarlı diyemezsin
08 mart 1983
her yol birden öteye değil her kul bilgide katıya değil
15 mart 1983
her yaratılanda mevcut olan bilgi kullandıkça açılır
18 mart 1983
bunca bilgi yazık oldu bilmeyenlerle diyene de ki
bilgiyi her alan bilge olamaz her bilge dilediğince veremez
çözeyim dersen onun sırrını yapında ara bul gönlünde olanı tara
bul
29 mart 1983
alan aldığı ile bilen verdiği ile önemini bulur
05 nisan 1983
gönlün ile oluşur aklın ile buluşursan her nefeste bilgin ile konuşursun
01 mayıs 1983
akıl bilmece mantık gütmece
akıl nasıl bilmece olur denir
bildiğin sadece sana açılandır bilmediğini beklersin
öyle mi böyle mi diye yorumlarsın
kesin bilmediğin bilmece değil midir
19 mayıs 1983
her zerre bilgine bilgi katar bilgin elinden tutar
derman dileyen her kulu bilgisini satar ne demek dendi
şikayet bilinmeyene denktir
her bilen bilgisini verirse dostlukta ahenktir
şikayet satılan bilgi temele atılandır
şikayet ettikçe derdini atarsın bilenden şifa alırsın alış veriştir
demde oluşanı paylaştı isek dostluk alış verişidir
bilgi verdi isem sevap aldım
bilgiye talip oldu isen sevabı paylaşmış oluruz
24 mayıs 1983
ne dağda ne bağdayım ne yolda ne dozdayım
bilenin güldüğü bilmeyenin sorduğu haldeyim
suları çağlar buldum güzele ağlar dedim
ne ağlayan yeterlidir ne çağlayan biterlidir
yaprak eline gelir elinden kendini bulur
her bilen senden benden sanır
24 mayıs 1983
her bilgi candadır aradığın gönlündedir
24 mayıs 1983
her kelimenin bilginize anahtar olduğunu düşünün
boşuna yağmayan yağmur boşuna verilmeyen her satır
gün gelir tarlada yeşeren bitki gibi bilgin de yeşeren düzenli algıyı
gösterir
çalışmak değil alışmak ve oluşmak gereklidir
biliyorum diyen her kulu sadece kendisini sınasın
bilgi kimden denilir daha önce dedik yemenden
teraziye koyduğun her bilgide ağırlığı olana çevir
24 mayıs 1983
az güldük çok verdik çok gülelim çok bilelim
31 mayıs 1983
her bilen bilmeyenle kendini bulsun
04 haziran 1983
yerden göğe alacağız her birinizde bulacağız
satır satır verdik size halinizde göreceğiz
dala gelen her kuşa güzellik nerde başlar diye soracağız
elbet bilginde diyecek her meyvenin tadını ayrı ayrı söyleyecek
04 haziran 1983
çevreye oya diktim destiye suyu döktüm aldım sattım bilginde hak adını
tattım
17 haziran 1983
her kulu kendini bilmeden bulmaz
17 haziran 1983
her devirde onu bilelim bilelim ki yeni gelecek devreye kalmayalım
17 haziran 1983
kafes senin nefes senin heves benim mi
gönül senin güzel senin çirkin benim mi
ne yarattı isen senden sadece özümde olan bilgi benden
doğuş odur özümde olan bilgiyi bulmak bulduğum an senden geleni
sende kalanı
öz ile gözde düğümleneni bulmak bana aittir
21 haziran 1983
yaprak dalda oluşur sevgi kulda buluşur
her yaratılan hakka diye çalışır
elbet ulaşacağız bildiğimiz kadar buluşacağız
28 haziran 1983
her halimize sevindik resulünün hali ile giyindik olumsuzdan soyunduk
bilgimizden görgümüzden sevgimizden beslendik
29 eylül 1983
oyuk bulduk ağaçta arılar kovan kurmuş çalışmaya bilgisince alışmış
balı almışsa kulu yorumu senden benden midir vergisini bilenden midir
kulu yiyecek arıyı bilecek
29 eylül 1983
bilginin de sevginin de özü vardır
04 ekim 1983
kul isem ondan geldim kulluğumu bildi isem ona yöneldim
elbet kutluyum onun ile elbet mutluyum bilgim ile
09 ekim 1983
yaratan madem ki yarattığı iledir cümle bilgi güledir
09 ekim 1983
beni bana bulduran bilgimdir beni seni böldüren yargımdır
kul gönlünü elemezse kırgındır
31 ekim 1983
değişen ile oluşanı bir bilin demde güzeli görün
diyesiniz ki dört yön de birdir dört yan da
ne var ki
resulü bilen ile gürdür
31 ekim 1983
ben beni bilmezsem mutlu olamam
31 ekim 1983
bilen kulu hak adına çalışır
09 kasım 1983
olayları bilgin ile böl
10 kasım 1983
kullukta bilgi kendinden kendinedir
18 kasım 1983
gölgeyi sildiğimde deryayı gördüğümde bilginin hudutsuzluğunu
belledim
bilge olmak er işi bunu bilmez her kişi
24 kasım 1983
atılacak adımda toprak verimsiz ise bilgini toplarsın bilenlerle
katlarsın
rahmet gelsin beklersin elbet verime dönüşür
bilgiler birbirine katlanırsa geçerli olur
29 aralık 1983
bildim buldum gün gün okudum bilge oldum diyene
okuyan bilge oldu mu derse seyirden uzak kalır kendi kendine evhamı
bulur
bilen dayandığı gücün sonsuzluğunu idrak edendir
bilirim diyen kalıpta kalandır
05 ocak 1984(1)
duvarı ördü isen görgüne gereklidir
örtüyü sildi isen vergine gereklidir
alınan bilgi elbet sonsuza süreklidir
meyhane bekleyenin değil bilgisine bilgi ekleyenindir
05 ocak 1984(2)
sevgide yayılma bilgide katılma gününde ektiğin ile toplanır
12 ocak 1984
her dizi birbirine eklendikte
her söz ile kulun hali katlandıkta
güzelin ölçüsü görülür bilgi hal ile serilir
02 şubat 1984
ermeyi her kulu diler ermek için zerreleri böler
her zerresinde olan bilgi ile kainatı tarar
ne var ki
her bilgiyi nefsi ile anda örter
07 şubat 1984
yumuşak olursa gönlü sahibini bilir
kaygusunu yerden göğe siler
her anında gerçeği bilgisinde böler
09 şubat 1984
bilen sayfayı tek tek okur her satırı bile bile dokur
bilmeyen okur geçer dokur kaçar
22 şubat 1984
her an bir bilgi ile yüklüdür
her kulunda binlerce bilgi saklıdır
dök içini derlerse de ki gücüm bilgim ile yüklüdür
onu bilen ne derlerse desinler haklıdır
23 şubat 1984
bilen güler bilmeyen şaşar
01 mart 1984
doğuşta her varolanın varoluş bilgisi sadece kendisine verilmiştir
kendisi ile dünyada derilmiştir güzellik öylesine görülmüştür
14 mart 1984
bilgimizde oluştuk
14 mart 1984
her bir ağacı saydım eşitte değil
dumanını dağıttım soranın sorgusunu gösterdim eğittim
bilgisi dar gelen sorduğunda avucuna kar koydum yaza yersin dedim
durmaz ki erir dedi
bilgini arıt dedim
gitmez ki korur dedi
bilgi eğitilirse koruyucu olur eğitilmeyen bilgi taş misali kalır
vermeye kalkarsan verdiğini yaralar
14 mart 1984
her yaratılanda yaratılıştan aldığı ile yaratıldığında bulduğu
ile
varlığını sürdürdüğü kadar birbirine eklenen halkalar
misali
bilgi oluşumu gerçekleşir bu halkalar birbirini tamamlar
ne var ki
hiç biri öbürünün eşiti değildir
eşit olduğunu sananlar yaratılmışlığa aykırı düşerler
duyduğun ile gördüğün birbirini tamamlıyor ise
bilginde eleştirir güzeli oluşturur
mantığımdan süzer gönlüm ile sezerim öylece alanda bilge ile
gezerim
14 mart 1984
su altına dalsam balığı görsem
gökyüzünde kuşlar ile gezsem
yeterli değil
bilgime katsam tutarlı değil
denizin dibindeki bilgi balığa gerekli gökyüzünde kuşa
ben oturayım taşa benden beni ayıranı düşüneyim
kendi bilgimdeki binaya taşınayım
öylece sözüm özüm yerini bulsun otursun
cümlenin bilgisine katılsın
devamı
BİLGİ-2- |