BİLGİ-2

15 mart 1984
çiçeğin tozu geçerlidir
kulunun yozu ayaktan başa uyumsuzluğa götürür
ne aldığınız söze ne geldiğiniz düze dar demedik
pişmeden aşı yemedik aldığınız bilgiden kalmadık
bilgimizin hududunu çizmedik

15 mart 1984
unutulmasın her varedilende aynı bilinç mevcuttur

05 nisan 1984(1)
mendil elde yol dilde hak gönülde duvarı öreceğiz 
çatısını örteceğiz soframızı kuracağız
ya allah deyip her bilen ile gerçeğe uyacağız

05 nisan 1984(2)
gelmiş geçmiş bilgiler kaydınızı yenilesin

05 nisan 1984(2)
her bilen bilmeyenle gönlünü açsın

05 nisan 1984(2)
bilenden geldik bilen ile verdik

05 nisan 1984(2)
ne yolcu zordadır ne hancı dardadır
her varolan bilgisi ile sorgudadır

08 nisan 1984
attığımız her dal mekanını buldu 
halini bilen makamını aldı
bilgisini yayan sevgi ile kainatta kaldı

13 nisan 1984
bilgim bana gerçeği buldurdu ise yücelirim

13 nisan 1984
doğruyu bilmek için dokuz kapıya gitmeye gerek yoktur
tek kapı alacağın bilgiye çoktur

19 nisan 1984
eli ele bağladık güzele haz ile ağladık
çevreyi sevgimizde süsledik her varolanı bilgimiz ile besledik

19 nisan 1984
bilgisini açmayana gönül kapı olamaz 
allah allah demeyene hizmet yolu bilmeyene kapının anahtarı verilmez

27 nisan 1984
güç olan her zerrene hükmedebilmendir
hükmüne aldığın her zerren ile bilgini öteye daha öteye götürebilirsin
tanrım dilediğin yere kadar izin verir dilediğin kadar sözün verir
mevcut olan her bilgi dileyenin tasarrufuna girer dilemek ağız ile değil elbet
aklın gönlüne mantığını süzgeç yapabiliyor ise 
gönlünden gelen ile her zerreni birbirinin hizmetine verebiliyor ise
dilenen anda her bilgi sana açıktır sır dediğiniz her olay açık apaçıktır
gönülleriniz örtüdedir aklınız dürtüdedir meydan gelenlere kapalı değildir
bilenlerle şenlenir bilmeyenle dumanlanır

13 mayıs 1984
gölge bulut ile gelirse rahmetine dönüşür
ağaçtan gelirse hürmetine açıktır
bilginden gelirse zahmetine katlan

29 mayıs 1984
bilginize gülene şaşmayınız gerçeğe gülene bilgi uğrusu denilir
öylesinin helvası tez yenilir

29 mayıs 1984
bir bardak suda tüm deryanın bilgisi vardır
ne var ki 
hizmet alanı dardır

31 mayıs 1984
bilgimiz güneşten ise görgümüz ışığındandır

31 mayıs 1984
gönül senin yapındır bilgin gönlünde kapındır
sevgin kapını açar yapına geçer

14 haziran 1984
bilinmeyen tek şey gönüllerin bilinç örtüsüdür

18 haziran 1984
sepette su durmaz bilen bilmeyene vurmaz

18 haziran 1984
veyselim sözü aldı;
bir avuç buğdaydan kendimi buldum
her seferden geldiğimde kendimden kendime sordum
ne gördüm ne buldum nereye geldim
satır satır okuduğumuz gölgeden güneşi bulduğumuzdur
 atmayalım satmayalım bilgimize toz duman katmayalım dedi  
veyselim selamladı


21 haziran 1984
yerden tozu bildikte seven gönülden sildikte ayna misali oldukta
alacağımız her nefeste gerçeğin bilgisi vardır 
gerçeğin bilgisi nedir denilir
ördüğün duvarın harcını bilmezsen yıkılır sıvası dökülür
dost kıldı isen hevesi dost adına alırsın nefesi bir bir okursun kafesi dersin ki
bir bedende bin hale bir halden binbir suale geldi isen okursun
bildi isen dokursun

05 temmuz 1984
kainattan aldığın bilgin ile kal diyene selamımı ilettim

05 temmuz 1984
bildiğin senin ile bütündür bilgin dilediğin katındır

05 temmuz 1984
ya allah diyeceğim hak lokması yiyeceğim bilgi fistanı giyeceğim

05 temmuz 1984
akdeveyi aldık geldik selamı cümleye verdik her adımda sorduk
dostluk mu geçerlidir postluk mu
denildi ki post çevreye dost devreye yararlıdır
allahım her devrede kararlıdır postta daim kalırsan zararlıdır
devre her an yenileme
post bilginin kalıplaşması
allahıma emanet olunuz 
gönül erliği her an yenilenme ile gerçekleşir

13 temmuz 1984
her damla suya baş eğdik diz büktük her bilginin önünde çöktük dedik ki
bilgimize sınır çizmeyen gerekmeyen bilgiyi aklımızda çözmeyen 
birliğine yorum katılmayan sevgisi gönülden atılmayan
bağlıyız bağımız aşkın bilmezse kulu seni döner halde şaşkın
döne döne oluşuruz gider gelir buluşuruz dedi ibni sina düz ovada ekili
ekinden her tanesine bilgisini savurdu selamladı

13 temmuz 1984
gerçek sende olandır gerçeği bilen gönlüne uyandır

13 temmuz 1984
gelen geçen alışır dost sofrasında buluşur bilgi alışa verişe gelişir

13 temmuz 1984
bakır tasa su aldım gümüş tasa bilgi koydum 
altın tasa sevgim ile saygımı koydum
her birine baktılar dilediler tattılar dediler ki
susuz bilgi olmaz suyun bilginin olmadığı yerde sevgi saygı kalmaz
her biri birbirini tamamlar her birini bilen kulu kendini tanımlar

15 temmuz 1984
gerçek bilgi bilene gelen günler gülene

02 ağustos 1984
her an bilgi bayrağı açıktır

02 ağustos 1984
bildik sevildik bilmedik satıldık

02 ağustos 1984
mayayı verdik hamura 
ocağı yaktık
bilen gelsin aşı kavursun her açı doyursun
bağlı atı çözelim boş yazıyı çizelim
kuyu açık diyene akan suyu gösterelim

02 ağustos 1984
bahçeyi bilen düzenler bilmeyen dağıtır
bilmeyenden bilen alsın sözümüz cümle ile paylaşılsın

17 ağustos 1984
yunus nerden bildi de hangi bilgi ile geldi denilir
yunus önce çevrede aradı sonra çehreyi taradıgördü ki
bilgi her yaratılana deste deste dağıtılmış
 her yaratılan bilgisi ile eğitilmiş
-kişi arif mi-
her kişi değil her yaratılan
çiçeğe çiçekliğini sen öğretemezsin  o bilgi onda mevcuttur
sen onun bilgisine hizmet edebilirsin ancak
yunus bunu öğrendi de gerçeğe döndü
kulda da kul olma bilgisi mevcuttur
ne var ki
o bilgiyi soymak gereklidir

17 ağustos 1984
bilge olan yaratılmış binbir zerresini noktalamış olanlardır
allahım binbir zerremize katılalım bilgimiz ile

17 ağustos 1984
ruh vardır göremezsin tutamazsın atamazsın satamazsın
sen onun hükmüne girersen yerden göğe bilirsin
o senin hükmüne girerse yer ile göğü silersin
ruh gerçek bilginin sahibidir
bedenin her zerresinde konuk değil konuk olan bedendir
fistan gibi giyer

18 ağustos 1984
beyin eğitiminde düşünce gerekli ise de
dağılana değil toplanana yer verilir
bağlayıcı hükümde seyir halinde olan her bilginin boşluğa yerleşmesi gereklidir
doldurulmayan boşluk geçerliliğini zaman bölümü içinde kaybeder
oynak olmayan her kemik koruyucu görevini yapar 
doğruya yönelmiş her varlık her yenilenen bilgiye taliptir
doyumsuzluk içinde olan kişinin yeni yeni konulara yönelip
beyindeki boşlukları doldurması gereklidir

18 ağustos 1984
güzellik bilginin ölçüsüdür senin gördüğünü cümle kulu görür de
bilgisinin örtüsünden güzelliğine varamaz

14 ekim 1984
dünyayı yerden biliriz bilgimizi yer ile birleştiririz
öğrenmezsek körleşiriz
aldığımıza bildiğimize şükür allahım diyelim bilmeyene niyaz edelim

14 ekim 1984
gölgeyi birliğin temeli olan ağaçtan dileriz 
bilgiyi nasibi olana veririz

26 ekim 1984
bilgimiz bilen için noktadır yazan için noktanın milyonda biri
bilen ile öğünelim bilgimize değil kaygumuza örtü koyalım
açık gelen bilgiyi asla yokuşa sarmayalım
yemenden gelen bilgi de nokta mıdır denilir
her alınan bilgiye bilgi eklenir

29 kasım 1984
mayayı hamurda çoğaltırız hatayı bilgide azaltırız

29 kasım 1984
ver elini tutalım gerçeğe adım atalım bilgimize yenisini katalım

29 kasım 1984
soğuk sıcak demedik pişmemiş aşı yemedik ham sözü bilmedik
gelmek senden bilmek benden allahım 
bildirirsen gülerim seni senden dilerim

06 aralık 1984
veresiye bilgi olmaz

06 aralık 1984
bilen kulu elinden tutarım

06 aralık 1984
yerden göğe bilim gerçek yönde ilim

06 aralık 1984
bilgi bütündür arayan bulur

06 aralık 1984
dağlar aşılmaz gibi bilen aşar
yollar şaşılmaz gibi bilmeyen şaşar
sular taşılmaz gibi dönmeyen taşar

07 aralık 1984
her kulun gerçek bilgisi kabıncadır

07 aralık 1984
altı adım atarsam menzile varırım diyen 
kendinden kendine ölçü vurandır
kuldan kula ölçü olmaz kul kendine asla ölçü vuramaz
bildiğim ile övünsem de bilmediklerim ile ömrümce dövünürüm
öyle ise bilgimin ölçüsünü hangi teraziye vururum

07 aralık 1984
bildiğim ile övünsem de bilmediklerim ile ömrümce dövünürüm
öyle ise bilgimin ölçüsünü hangi teraziye vururum

09 aralık 1984
her satır birbirini tamamlar 
aldığımız her bilgi gerçek anı tanımlar 
dedi hacı bayram sözü aldı

10 aralık 1984(2)
geçmediğim köprüden akan suyu bilemem
meyve vermedi ise ağaç üstüne çıkıp toplayamam
gönlüm almadı ise konuyu geçerli deyip katlayamam

13 aralık 1984
her yaşın bilgisini görgüsü açar
gönüldeki gerçeğe bilenler şaşar

13 aralık 1984
aydın sende olanı sana açar 
yobaz kendinde olanı sana yama yapmaya çalışır

13 aralık 1984
allahım bilmeyenin şahitliğine cümlenizi layık görmesin

13 aralık 1984
pişmiş balığı yiyenler gerçeği kaynağından alanlardır
çiğ balık yiyenler kendinden uzak kalanlardır
allahımdan niyazımız kendinizde olanı kendinize buldursun
hangi düzende kalacağınızı bildirsin

13 aralık 1984
bilen kuluna her günü düğün

13 aralık 1984
her çevrede alışılmış düzeni bilmeyen vardır
bilenlerden almayana her günü zordur
çağrıya uyalım gerçek günü gönülde duyalım
her dileyene pişirdiğimiz aşı sunalım

03 ocak 1985
varolan ile vareden birliğine çağırdı ise
güzele yönelelim mutluluğu her bir zerremizde arayalım
çünkü sevgi de bilgi de her kulunun yaratılmışlığında mevcuttur

09 ocak 1985
yol rab yoludur kul hak kuludur bilge kulluğunu bilen
rabbim diyelim kulluğun mutluluğuna selam verelim
dayandığımız güvendiğimiz resulü ile nurlandığımız bilginin
temelini her gün doldurduk dileyene bildirdik

12 ocak 1985
meydan açık gelene gönül açık sevene yollar açık bilene

12 ocak 1985
her yaratılan bildiğince uyuma katılır
bilgisinde olan ile uyuma atılır
güzelin örneğini yaratılmış her varolanda görmelisin
marifet yaratılmışlığın bilgesi olmak

18 ocak 1985
gelmeyi diledik geldik bilgimizi eledik bildik
gerçek olanı kayguyu sildiğimizde bulduk

31 ocak 1985
bilmek kulu getirmez uymak gerektir

31 ocak 1985
bildiğine sen şahitsin seni bilenler şahit mi
almayı bilmeyenler aldığı kadar övünenler

31 ocak 1985
bilge kendinden kendine nefesini hevesini aşkını ateşini bir ölçüde tutandır
aldığını bildiğini gerçek yola katandır elden ele ulaşan her bir eli tutandır
ne yolu çamur eden ne bulduğunu satandır

01 şubat 1985
gel dedik her kuluna gül dedik er kuluna 
sana bana düşmeyen gönüldeki aşkı deşmeyen 
aldığını bilmez dost adına veremez
önce bilgisini alalım rızasını dileyelim dost adını peyleyelim
sonra her dileyene paylayalım

01 şubat 1985
tevazu bilginin ölçüsünü verir

07 şubat 1985
bilgi bilgiyi besler derlerse eyvallah deyiniz
bilgisizlik bilgiyi besler derlerse de gine eyvallah deyiniz

14 şubat 1985
ağaçtan ağaca hak bilgisi iletilir niyaz ile yüceltilir

14 şubat 1985
serçenin gücü yetmez ağaç dalını kırmaya
balığın gücü yetmez elimdeki testiye vurmaya
dal kırıldıysa testi düştüyse hatayı kendimde aramalıyım
yetmeyen bilgiden kendimi sorumlu tutmalıyım

14 şubat 1985
rabbimden af diledim allahım yerdeki karıncadan çiçeğinden böceğinden 
bilgimi tazeledim benliğimden noksan olan bilgimi tamamladım
affına sığındım noksanımdan utandım güzelden güzele niyaz ettim sığındım

28 şubat 1985
her kuyu içindeki su kadar derindir
her kulu gönlünden geleni bilgisine aktardığı kadar serindedir

01 mart 1985
bildim diyeni bildiğini işlemeyeni rabbim hoş görmez

11 mart 1985
her öğütü bir bohçaya koyduğun 
gelen geçen ile günleri saydığın yerde beklenen güzeli göreceksin
yolun verdiğin her olaya bohçaya koyduğun öğütten yayarsın
gelen de alır gülen de dedi kaygusuz dört yaprağı bir bütüne ekledi
aldığı her bilgiyi önce kendine sakladı adağım olursa dağıtacağım
aldığım bilgide dileyeni eğiteceğim dedi de hacı bektaşa sordu
saklanan bilginin sahibi misin dost dost dedi kaygusuz secdeye geldi
kendinden kendine sordu
aldığının bir harfini saklayamazsın
öyle ise güç ver rabbim senin vergin olmazsa aldığımı haklayamama
bekçi olsam bekleyemem dedi kaygusuz

28 mart 1985
gülelim sevinelim bilgimiz ile övünelim bilgi hak bilgisidir

29 mart 1985
umduğumuz her olaya bilgimizi katarsak gerçeğe hizmetteyiz
dağlara hükmetmeye kalkarsak hayal ile savaşırız

04 nisan 1985
düğünden dernekten söz ettik sevgimizi saz ettik
her bilgiyi eledikte bir senden bir benden deyip aklımızı koz ettik

04 nisan 1985
bilgini şerden sakın

04 nisan 1985
behlül kimi kimden sormaz aldığı bilgiyi haktan der yormaz
testiyi aldı ise ele kırmaz

11 nisan 1985
gittiğim kadar gideceğim aklımın yettiği kadar bileceğim 
ne derlerse desinler her olaya güleceğim

18 nisan 1985
seyyid omar der ki
değişmeyen halinden sorumlusun gelişmeyen bilginden kurumlusun
öyle ise her gününde haline yenisini ekle 
bilginde gelişeni öyle bekle 
dedi seyyid omar selamladı

18 nisan 1985
emeğimiz bilgimiz kadar geçerlidir

19 nisan 1985
altını bilgine gümüşü görgüne koyarsan yerli yerini bulmuş olur
gönüllere huzur dolmuş olur

19 nisan 1985
sevginizin ölçüsü dilimizde değil gönlümüzdedir
doğru eğri aldığımız verdiğimiz bilgimizdedir
gerçekte her varedilen yerli yerindedir

23 nisan 1985
yerden aldığını yerde bırak bilmeyen olur çırak
arayıp sormayanın bileyim demeyenin gönlü çorak

25 nisan 1985
ocağı demleyelim dolabı toplayalım
aldığımız her bilgiyi gönlümüzde katlayalım

25 nisan 1985
örttüğünüz her bilgi su aldıkça yeşerir
denenmiş her olayı yeni bilgi getirir

25 nisan 1985
doğru bilginin temelini besler
açılan bilgi sahibinin ömrünü süsler

07 mayıs 1985
yuva açtım ocağı tütecek bahçesinde çeşit çiçek bitecek
aldığım bilgime rabbim bilgi katacak

10 mayıs 1985
bilen ile yol kolay bilmeyenle zordur

15 mayıs 1985
bilenin bildiği kadar emeği vardır

17 mayıs 1985
her öğütte durdum verene sordum benim için mi kendin için mi söylersin
dedi ki alırsan hem sana hem bana hizmettir
almayı bilen için sona hizmettir
bildiğimi vermezsem varlığıma külfettir
doğruyu doğru ile bağlarım sevgim için her kapıda ağlarım
dünden bu günü beklerim her anımda bilgime bilgi eklerim

23 mayıs 1985
bilgim hücreye girse hücrede kainatı görse olumsuza geldim sanırdı
değmeyen her bilgi değerini gönülde alır akıl ile sergiye gelir

12 eylül 1985
meyveyi çekirdeği olmadan bulamazsın kabuğu olmasa bilemezsin
tadı olmasa yiyemezsin bilgi de öyledir
kabuğunu soy tadı ile ye çekirdeği ile üret

20 eylül 1985
her günümüz güzelden güzele götürür
güzel olmayan bilgiyi bitirir

20 eylül 1985
er olduk yoluna suların akışını gördük
hizmet verdik kuluna gönülleri yakışını gördük
yıllar yılı bilgiye bilgi katışını gördük

26 eylül 1985
sensiz bilgi sonsuz görgü asla isim alamaz
çünkü söyleyenden gayrı tezgah bulamaz
bilgi senin verdiğindir görgü bilgimize çizdiğindir

04 ekim 1985
toprak sana verilen bilgidir
manayı bildirir madde ile buldurur

04 ekim 1985
allahım ilmin senin bilginde kalmış
noktanın milyonda biri her bir kuluna dağılmış

17 ekim 1985
uzun yolu aşacağız hak yoluna koşacağız
her bilgide birer perde açacağız

18 ekim 1985
ezelde aldığım bilgi, bilgimin as'arıdır

24 ekim 1985
demde düzen okunur dalda ipek dokunur bilen bilmediğinden sakınır

24 ekim 1985
bıkmayı huy edinen dökmeyi bellemesin
aldığı her konuyu doğru desin tellemesin
bildiğini bilmeyene söylesin saklamasın
gizli gelen her konu küflenmeye namzettir bilgi olmaktan çıkar

07 kasım 1985
yaktım ocağı açtım kucağı binbir söze kattım bilgimi
aradım bunca bilgide hangisi benimki
aktardığın dediler benim ile bir duvara oturdular

21 kasım 1985
bilmeyi denemeyiz bildiğimizi tezgaha koyarız özümüzde olanı duyarız
meyvesini beğenmediğin için ağacı aşılarsın sende olan bilgiyi değil
kendinde olana eklersin

28 kasım 1985
dağdan indiğim gün ovaya darlığı sildim
ovadan çıktığım gün dağa güzelliğin sırrını çözdüm
gölgesiz kalan bilgime öylece çizgiyi çektim

28 kasım 1985
ah deriz vah deriz gün gelir baklava börek yeriz
gün gelir suya lokmayı batırırız
ne dengeyi bozarız ne ahenge uyarız
aldığımız ile benliğimizi soyarız
gün gelir bağlı olanı çözelim deriz kayguya öylece düşeriz
ne hekim ne hakim bildiğini çizerler ne de rabbimin yazdığını çözerler
ne yazdı ise o çizgiden giderler 
onun için ne öyle ne de böyle kayguya düşmeyelim
kapı kapı gezip de bilgimizden şaşmayalım

05 aralık 1985
seven bilir

05 aralık 1985
o görendir o bilendir o bileni gönderendir
bilen olalım ki göndersin hizmetine layık kılsın
kuldan kula gelenin rabbimin emri olduğunu bilirsek
hizmetini öyle seve seve yükleniriz
bilmeyenden isek kendi gövdemizde saklanırız

06 aralık 1985(1)
bilgimiz yaratıldığımız anda bedenimize verilir

06 aralık 1985(2)
dost kapısına onun bilgisi ile gelinir

06 aralık 1985(2)
doğruyu ben bilirim diyen kendi doğrusunu söyler

06 aralık 1985(2)
çevreyi dolandıysam bilgim çoktur diyenin gördüğünü anlatması güçtür
bilgi dolanmakla değil yaşanmakla elde edinilir
değirmenin yel ile mi sel ile mi döndüğü verdiği hizmetten bilinir
insan bildiği ile insandır gördüğü ile insandır vardığı ile insandır
kul cümlesini derdiği zaman kuldur

12 aralık 1985
dünyaya olmaza ağlamaya değil bilgine eklemeye gelirsin

12 aralık 1985
satır satır okursam bilirim diyen değişen günde pişmeden aşı yiyendir

26 aralık 1985
kişinin kendi bilgisi resulünün verdiği gölgesidir

26 aralık 1985
katip yazandır bildiğini değil uyduğunu

02 ocak 1986(2)
dost bağına geldim dost gülünü buldum
bildiğim ile bilmeyi denediğimi sardım
ve sergiye her gelenle ortak girdim
ne güzeldir bilginin ortaklığı
ne güzeldir bildiğin ile sevginin ortaklığı
ne güzeldir bulduğun gerçek ile sildiğin kaygunun ortaklığı
bağında üzüm varsa çağır ortak gelsinler
aldığını verdiğini cümle ile görsünler

02 ocak 1986(2)
zoru kolay edersen gülersin
doğruyu bildiğine inandı isen gerçeğe gülensin

02 ocak 1986(2)
saklı olan saklayanın zimmetindedir

09 ocak 1986
her çağda dilenen bilge elinden dilinden verdiği ile
gönlünden sardığı ile bilinir

09 ocak 1986
ana olduk bilindik sevgi dedik bölündük kainatta bilgimiz ile salındık

09 ocak 1986
her bir katrede bildiğin kadar bilmediğin mevcuttur

09 ocak 1986
müymin olan senin ile beni bir bilendir
dost kapısında kini silendir
aldığını huy edinip her dileyene bölendir

09 ocak 1986
yoğun gelmese aldığın bilgi 
çoğun bilmese gerçekte görgü
ne ilim ne bilim geldiği yeri bulamazdı rabbimin emrine uyamazdı

12 ocak 1986
her kuşun sesi de süsü de ayrıdır 
verdiği gayret yeterli mi denirse
bilgisi kadar diyelim
bildiğin her olay bilmediğini örter

20 şubat 1986
dünyayı genişleten görgü değil bilgidir
kainatı genişleten bilgi değil sevgidir

21 şubat 1986
demde gönül bağı varsa demde bilgi ağı darsa
dost adına söyleşmeyi değil halleşmeyi deneyelim
dedi merkezim sözü aldı muhiddini arabi ile söze gelmeyi diledi

21 şubat 1986
okudum satırı dokudum hatırı yola saldım katırı
attığım her adıma binbir tevhid okudum  dedim ki
ömür ile bağladığın her anım seni anarak geçse de 
kulların beni bilgin diye seçse de
bilirim ki kainatın bir satırını dahi çözemedim
gün gelir de nasibim gürlenirse diyeceğim ki
ömrümde bir günümü çözemedim
gün gelir de her satırı okurum bilgin oldum dokurum diyen
kulların varlığını sürerse onlar için dahi affına sığınırım
dedimuhiddini arabi sözün öz ile bağlaşmadığı bilgiden 
allahıma sığınmanızı diledi selamladı

27 şubat 1986
doğruyu ben bilirim diyenin doğrusu kendinedir
doğruyu rabbim bilir diyenin doğrusu bendinedir

06 mart 1986
demde yer güzel zanda ağaç güzel
her yaratılmışın güzeli aldığı bilgiye göre güzel

11 mart 1986
güneşe baktık delice dedik zeytini yaktık her fidanın suyunu döktük
senden aldığımızı ben ile söktük gördük ki
benden beni sökmek için seni bilmek gerekli 
aldığımızı bildiğimiz kadar vermeyi de bilmek gerekli
şükür rabbim bildiğimize seni bilip benliğimizi sildiğimize
aldığımız ile günümüze geldiğimize

03 nisan 1986
destek olalım gamı tasayı silelim dedik geldiğimiz yolda durana sorduk
senden aldığını bilenden midir yunus ile söyleşeni görenden midir
dedi ki yolcu ben yolcu isem sen hancı isen 
nerden gelirim nereye giderim bilmelisin
aldığın bilgiyi her sorana bölmelisin
dağlara selam verdik akan sulara sorduk her bilgi sende mevcut mudur
dediler ki 
eyyübüm ile yahya Mevlana ile yunus hacı bayram ile yesevi ve
bilcümlesi birer halka olmuşlar resulünün bilgisine birlikte sahip çıkmışlar
öyle ise her bir yaratılmış sadece kendi bilgisi ile mevcuttur

17 nisan 1986
erenler yolu bilir sevenler onu bulur soranlara konu olur
bakmazsan gerçeğe sendeki bilginin sonu olur

22 nisan 1986
bağlanan değil çözülendir verdiğimiz bilgi çözüldükçe adımız anılır
her bir yaratılmışta mevcut bilginin açıklandığı elbet vaki değildir
vukuu dağılan değil açıklnandır

01 mayıs 1986
darlık asla bilenin mesnedi olamaz bilmeyen dilediğini bulamaz

01 mayıs 1986
kement dilenene atılır sadece at mı tutulur
bilgiden bilgiye görgü katılır
uymaz denilen bilgi sepete bırakılır dedi
veyselim her tanesine bir tevhid okuduğu tesbihini cümlenize hediye etti

08 mayıs 1986
yunusum her elden her dilden hudutsuz sevgiden  özgür bilgiden gelen
muhabbet ile cümlenizi selamladı

08 mayıs 1986
aldım geldim bildim oldum diyenleri kutladık
sevenin halindendir bilenin yolundan

08 mayıs 1986
kayguyu silelim emeği bilgimiz ile bölelim

08 mayıs 1986
her bilen sadece kendi ile olur kendi ile kalır 
sadece yüzdeyüz inandığın bilgiyi vermelisin
gelişi güzel verilen bilgide vebalini yüklenemezsin
yükünü asla kaldıramazsın
yaprağın bilgisi sadece yapraktadır toprağın bilgisi de sadece toprakta
öyle ise yaprağın bilgisini toprağa veririsen dağlardan daha yükümlü olursun
dedi meryem verdiğin bilgide allahımın adı ile başlamanı söyledi
değirmene ne koyarsan onu öğütür değirmenci öğüttüğünü dağıtır
bilgisine bağlı olarak zincir bozulur elbet 
düzendeki değil bilgideki zincir yolun güçleşir emeğin geçleşir

09 mayıs 1986
kerem rabbimin sesi kerim her bilende nefesi

09 mayıs 1986
ayağına giydi isen yemeniyi yerden gökten silesin hameniyi
denemedim verdiğin bilgiyi diyene de ki
bilgi denenmez donanır
bilen aldığı bilgilerle donanır gerçeği buluncaya kadar sınanır
öyle ise toplanan kurşunları kumda dağıtman gerektir

09 mayıs 1986
bilmek uymak uyan ile duymak hakikatin andını yeniler

22 mayıs 1986
açmadığın kapıyı göremezsin toplamadığın üzümü seremezsin
almadığın bilgiyi veremezsin
kulu oldum diyenlerden kendine pay çıkaramazsın

22 mayıs 1986
seyreden sadece gördüğünü anlatır
yaşaman bildiği ile hamleye katılır

22 mayıs 1986
yoğurt yersem yeterlidir attığım adım tutarlıdır
güzel dersem bilgimden kotarlıdır

28 mayıs 1986
birbiri üstüne yığılan ödevde noksan çok olur
tane tane uygularsan verimi güldürür
yoğun gelen her bilgi alana yüktür
yediğin aşı senden önce miden tayin eder
midene uymazsan dostluğunuza gölge düşer

29 mayıs 1986
hak yolcusu yolundadır gerçek bilgi kulundadır
yazdığı her satırı okunsun
bilmem dediğin her konuyu yaşadıkça dokursun

29 mayıs 1986
bakla nohut aş olur bilen kulu baş olur

29 mayıs 1986
din günü yan günü müdür dediler yanan gönlümüze sordular
yanan gönül din gününü beklemez aldığı güzele çirkini eklemez
içinde olanı dışında olandan saklamaz
öyle ise bilen için her gün her an din günü din anıdır

29 mayıs 1986
yaprağa bakmadıysan köküne su dökmediysen gelene geçene hayıflanma
bildiğin her konu güzeldir bilmeyenin yanında keyiflenme

21 haziran 1986
giydiğim fistan dar gelmeyecek okuduğum destan zor vermeyecek
güzeli bilen çirkini sormayacak
yerden göğe aldığımız bilgi duman içinde kalmayacak

21 haziran 1986
kömür olacak ise odun toprağa gömülür
meydan toplanılacak ise yeterince açılır
yerimi peyleyeyim yarimi neyleyeyim diyenden her günümüzde uzak kaldık
bilgimizi dostlarımıza böldük

09 temmuz 1986
yoğun gelse de bildiğin rehberin olur sevdiğin

10 temmuz 1986
akkoyun karakoyun aynı sürünün malıdır
iyi kötü bilenle bilmeyenin halidir

15 temmuz 1986
bilen bildiği kadar bulur

22 temmuz 1986
üç renk bilgiye güç verir yeşil mor sarı

22 temmuz 1986
üç öğüt diledim ömrümün her gününde 
üç emir ile güldüm ömrümün her anında dedi hacı bayram sözü aldı
üç öğüt alidendir denildi ki
ömründe ayağından başına bil ki emanettesin kaygu etme
emanete saygısız durma
bil ki aklın bilgine sınır koyamaz mantığını çalıştırır
bilginde sınır oluşsun öylece aklın ile gönlün buluşsun
göresin ki bilgide sonsuza varamazsın 
verildiği yerde verildiği kadar rabbime şükretmesini huy edinesin

22 temmuz 1986
bir çiçek birliğine meseldir bilmeyene masaldır

02 eylül 1986
bilen ondan seven ondan gülen ondan
onu bilen resulleri bilendir muhammede gülendir

15 ağustos 1987
Sabır kapımda ise
Bilgi yapımda ise
Dağlar bana eğilir
Dalları hep bükülür

27 ağustos 1987
Çiçeklerin verdiği
Böceklerin serdiği
Kulun kula sorduğu
Bilgi yeterli midir?
Her an, her gün
Yeni bilgi alırsan
Elbet yeterlidir
Ömrümce aynı yerde kalırsam
Kulluğuma nokta koymuş olurum
Bilgime perde çekip kalırım

18 eylül 1987
Kulları aldığı bilginin sadece emanetçisidir.
Gelir alır bırakır ve gider, zincire bir halka ekler

02 ekim 1987(2)
Yolları açık bize
Aklımız geçit söze
Aldığımız bilgiyi
Eklersek birbirine
Hizmetimiz katılır
Kainat zincirine

01 temmuz 1989
Bilgilerimize eklediğimiz her halka
Madde ile manayı hem bağlayan
Hem çözebilen gerçeğe ulaştırır

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir