KUL-1

(tarihsiz-8) 1969
secde kulun gerçekle perdesini aralar
-namazdaki secde mi-
eyvallah

ağustos 1969
secde kulun gerçekle perdesini aralar

19 nisan 1969
dinimizin emrettiği diyorlar
dinimizin doğruluğu allaha bağlılığı
doğruluk temiz duygular devamınca hiçbir mahzuru olmayan yaşamadır
allah kulları erkek kadın yarattı ayırmadı
yaşamlarına daima beraber olmalarına yol verdi
kötü nesiller dejenere ruhlu kullar çok kötü durumlar yarattılar
gününe göre haram yedi
kul ruhunu ayara alırsa günahı olmaz
kadın erkek arkadaşlığı umumi yerde güzel sohbetlere yararlı olur
kadının ağzı gönlü yolu temiz olunca yolu allaha varınca
adının da arkadaşlığının da kıymeti büyük olur
erkek yolunda gidenin kadının daima hürmetkarı olmalıdır ve olur
allah daima kadınları zaif yaratmıştır
çok iyi yollu bir erkek kadının zaifliğinden kaçar
onun doğru yola gitmesine yardım eder

06 haziran 1969
kul dumanla kırıcı olur

06 haziran 1969
dağ mı dayanır kul mu dayanır
kulun gönlü dağdan kuvvetli allahın verdiği kuvvet

23 haziran 1969
senden gelen her kul müslüman olsun hıristiyan olsun seni bilsin
yalnız seni allahım desin allahım desin şaşmasın yoluna şirk koşmasın
dünyada uyansın öyle gelsin ahireti dileğimizce bulsun

21 eylül 1969
allah kendini kullarıyla bir sayar bir varlık olduğunu söyler
manasını düşünsene felsefemiz bu değil mi
allahım benim ben allahımın derken ayırıyor muyum
kullar tek tek olduğu için ben de ama allah ve kulları tek
neden kulunu sevin derim çünkü her kul allahın bir parçasıdır
allahtan geldik ona döndük
onun kulunu dünyaya ol dediği an olsun gelsin dediği andır
kulun dünyaya gelişi gelip tecrübe edilişi dünyadan mertebe alışı

11 kasım 1969
niyazını allahına cümle kulları için eden bizlerin de olmuş olmamış
hamuru yoğrulmamış olan kulları da ferahlatır

11 kasım 1969
kulun mertebesini veren allah

11 kasım 1969
sevgili kulun orucu makbuldür

15 kasım 1969
damanın taşı döner durur gah yenilir gah yener
yenilen kuldur taş değil
adamına göre oyun yumağın sarılışına göre kul
yanılan yenilir aman diyen yener oyundan çıkar hayat böyle
yenmek yenilmek yumağını sarmak günahın varlığını bilmek
kulu eğitir ille yeneyim demez hileye baş vurmaz
dünya böyle bir oyun

07 aralık 1969
her kul gönüle göre yol buluryuva öyle kurulur
yolu yola uydurmak kula gönül koydurmaktır makbul olan

1970
temizlik olsun kul af dilesin ahını aldığı kul affetsin

1970
verişimiz boş değildir elbet alamıyacak kula allahım bizleri göndermez
olamıyacak kul zaten alamaz olamayacağı için alamaz
alabilecek her kulunu allahım yoklar
yanlış anlaşılmasın allahım cümle kullarını yoklar
alamayacak kuluna bizleri göndermez
olamayacak kul alamayan kuldur olamayacağı için alamaz
yumurta yuvarlanır sert yere geldimi kırılır olamayacak kul da öyledir
hep güzellik arar güzel görmezse güzel gördüğünün hakkına el uzatır

1970
allahım layık kulunu dünyada dinlendirir
gönlünü dillendirir yolunu güllendirir

1970
allahım kulunu sever de verir kul allahını alır da bilir
bilmek de büyüklük kulun büyüklüğü gönülde

1970
yerden değil nurdansın nurundansın
melek dünyaya gelmez dünya yükünü almaz elbet günahsızdır
kul dünyaya gelir türlü yükle bağlanır
bağını çözer yükünü atarsa niye melek olmasın allahına varmasın

06 ocak 1970
olmak ermektir ermek geçmektir neden dünyadan
kamil kul bilir kendinin olmayana gönül bağlamaz
ille olsa diye ağlamaz kısa ömrünü ahla dağlamaz

12 ocak 1970
mucize olsaydım niyazıma cevap gelseydi
dünyaya gelen her kul veli olurdu
dünyaya geldiği günden allahına varırdı
kulun her dileği olsa dünya bir o yana bir bu yana dönerdi

20 ocak 1970
mümin kulun yuvasında olmaz
mümin kul eğlence bilmez diyenlere dünyayı karartanlara sözüm
dünyaya işkence için gelinmez
yaşamak yaşayana hürmet etmektir kulun vazifesi
yaşamayı her kul bir yönden güzel görür
kul olur gezi sever kul olur sözü sever
kul olur sazı sever kul olur oyun sever
sevdiğini yaptığı gün yaşadığına sayar
ona uymak gönlünü almak münasiptir dedim
yumuşak kula herşey yaraşır çünkü kararında bırakır

24 ocak 1970
gönlünü aç yalandan kaç dünya miraç değil beden miraca çıkmaz
gönlünü hazırla beden kafes kuş kafesle uçar mı
günün yine gelişi ham kulunun erişi dünyada olsun toprakta kalması
anlaşılmadı dediğim
elma erince düşer kul eline geçer yiyeni yolmuş diyeni bilinir
ham elma vakti dolanda ağacı silkelende ham kalır toprağın malı olur
kulun ermişi allahını bilmişi huzura varır tadını verir
ham kul yerde kalır ele gelmez ağıza tat vermez
olmuşa tat veren allahım hamına el vermez kul eli değmez
elbet allahım elini uzatıp almaz kulu sebep yaratır elini uzatır

05 şubat 1970
derya deryadan içre dünya alemden içre
dünya alemde alemin elinde oyuncak
oldurduğu yuğanına sordurduğu sadakata erdirdiği kulun yolu açılır
dünyanın dönüşünde dışarı çıkılır olduğun andır bu

17 şubat 1970
dünya sözü ne ki kulu dert eder
dünya kulu ne ki kula dert verir

mart 1970
allahtan başka yardımcı olmaz
kul kula sözden başka bir şey vermez

16 mart 1970
allahımın varlığını ispata giden yobaza tokat
allahımın varlığını ispat kula düşmez o kendini bildirir
kulun vazifesi ona layık olmaktır
idrak edenin vazifesi uyuyanı uyandırmaktır
ben bu gayeye hizmet için vazife aldım kendimi tanıtmak için değil

11 nisan 1970
allahımın kulu olmayı yalnız kendine ibadete vermeyle ölçmeyi
allahımın muteber kulu mu diyelim
allahımın kulu olmak onun varlığına inanmakla kaimdir
ibadeti borç bilin yolumun selameti demeyin

01 mayıs 1970
kul da kendine gaye etmeli bir yol çizmeli akıntıya kapılmamalı
denmesin kader kul ne eder
kul ne ederse kendine eder

21 mayıs 1970
kulun küçüğü büyüğü olmaz
allahımın varlığına sahip çıkılmaz
çıkana büyük denilmez

24 mayıs 1970
olursa kul mümin olsun mümin olmayan kul kaderine yansın

24 mayıs 1970
kul yumağını gönül yumağına göre sarar
kuğu sadece gölü süsler gayesiz kul da dünyayı süsler

24 mayıs 1970
kuldan kula zarar gelmez çünkü allahım izin vermez

02 haziran 1970
maymun uygun mu kula yolu benzer mi
ağaçtan atlar ağaca zıplar düşündüğü yok eğlencesi çok
kulun gevezesi de öyledir öylesine uyma dediğini duyma

11 haziran 1970
yerin göğün varlığı kulunun varlığına eşittir
kulun varlığı için yaratıldı
dilendiği an yok edilmesi an meselesi

25 temmuz 1970
kolay mı cennet diyene sözüm elbet allahımın kulu olman yeter
yanılmayın allahımın kulu olmak için ona dönmek gerek
allahımın kulu odur
kulu olduğunu inkar edene duacıyım

28 ağustos 1970
cümleden kopmayanlar
her an beraber olup yolunda yürüyenler müstesna kullardır

15 eylül 1970
kuluna hastalık cezası vermez allahım

17 eylül 1970
selam cümleye selam kainatın misafirlerine

17 eylül 1970
kula kul olan hakka nur olmaz allahımdan nur almaz

23 eylül 1970
ayılmak niyetine dünyaya geldik

23 eylül 1970
kulumun affettiğini ben de affederim der allahım

23 eylül 1970
kul kulu eğitir ama öğütmez

25 eylül 1970
kulun bir gayesi olmalı dünyada öyle yaşamalı

25 eylül 1970
kul gönül yücesidir

26 eylül 1970
yer yerindir kul gülün

28 eylül 1970
allahım yüce büyük affedici
ne var ki
dönük kuluna uzak kalır

17 ekim 1970
kalmaya gelmedik dönmeye geldik
doğuştan mukaveleyi imzaladık
misafirlik uzarsa ev sahibine sıkıntı verir
kainat hepsi sana kusursuz hizmette
kalmak istersen dayatayım dersen men edilene asıntı olursun

19 ekim 1970
allahım her kuluna bir benlik verdi onu değiştiremezsin
uğraşmak yetmez gücün olmaz
benliğine kıymet verirsen kazanırsın
neyi mi allahımın kulunu

23 ekim 1970
kulun yaratılışı dünyaya değil kainata eşit
neden mi kainat ne için yaratıldı kul için

09 kasım 1970
allahımın kulu olmak mutlu olmaya yetmez mi
varlığını bilmek duman dağıtmaya yetmez mi

20 kasım 1970
kul bizim değil biz kullarıyız allahımın
kul oldu isek ne mutlu kör oldu isek affet allahım
kuluyuz allahımın kula kul olamayız ol diyene dönemeyiz
kul yolunu allahı için yürür kulun hatırı için değil

23 kasım 1970
kuldan kula zarar gelmez eğer allahına dönük isen

28 kasım 1970
kulu kul eden hiç bir icat yapılamaz

29 kasım 1970
yeme kulun hakkını seninkini de götürür
sahibine yaramayan senin neyine yarasın

17 aralık 1970
her kul kendi yolunu bilse
doğru yolda yürüse kimseye çarpmaz
gökteki yıldız misali

29 aralık 1970
kap kalaylanır niye zehir vermesin diye
kul kolaylanır niye zehir almasındiye

30 aralık 1970
allahım kainatı kulları için kurdu
kulluk öğrenmektir gaye yumak sarmak değil
yumak istesen istemesen sarılır

1971
allahım kulundan geçmez
sen ondan geçsen de o senden geçmez

1971
neydim ne oldum ne olacağım diyen allahı bilendir
dama taşı olma ele gelme damayı sen oyna

1971
elbet her kul yunustur mevlanadır yaratılışta eksiklik olmaz
kul nefsi ile o vergiyi harcarsa elbet uzak kalır
yoksa resulünden ve peygamberlerinden başka kullarında özellik olamaz
harcayan ile harcamayanın yolu aynı kalmaz
unutulmasın ki her kulun varacağı bulacağı odur

10 ocak 1971
eğilmem deme zaten kulun kula eğilmesi yaraşmaz
allahıma hepimizin boynu eğik
meşale olsa yoluna dursa selamını esirgeme
ne var ki
kulun önünde eğilme

19 ocak 1971
yaratılan her kul layıktır layık olmayan yaratılmaz

23 ocak 1971
namerde kul olma kula köle durma
kul allahımın kuluna eziyet veremez
yanlış anlaşılmasın allahımın kulu dedim
allahımın kulu derken yarattığı demedim ona kulluk edeni söyledim
nöbetçi nöbet tutar kulun kulu olduğu için değil vazifesini yapar
kapısını kapayan kul yuvasının sultanı olur

24 ocak 1971
kul kulun hatasına bakarsa hataya kendi düşer
kul kula hizmet etmek için gelmez her kulun ettiği kendine

07 şubat 1971
yemişte ne var ne olsun tat var
ne üzümün elmaya ne portakalın karpuza benzemediği bilinir
kul da kula benzemez benzetmeye çalışılmaz

09 şubat 1971
mevlana olmadan geldim mevlana oldum

27 şubat 1971
en katı kul dahi dara gelince allahım der
allahım dara gelende değil her an aklınızda olsun gönülden çıkmasın

27 şubat 1971
kuldan kulu ayırmak kulun işidir amma
olgun kul değil ham kul ayırır

08 mart 1971
dünya kulu bir  geldi milyarlara yükseldi

09 mart 1971
buğday unu çavdar unu bir midir ama hepsi undur
aynı taşta öğütülür vergisi de bir değildir
kul da öyledir aynı değirmende öğütülse de netice bir olmaz

08 mayıs 1971
allahım kulunu senden çok sever sen emanetçi o sahibi

20 mayıs 1971
her kul allahımdan gelir yaratılışta hepsinin değeri birdir
onun için kula söz yaraşmaz çünkü kul kula köle olamaz
kulu kendine köle eden köleliğe adaylığını koyandır
üstünlük iddiasında olan ayarını düşürendir altının değeri gibi

21 mayıs 1971
her kul yaratma çabasında güç kuvvet sevdasında
ben benim için der ben cümle için dense
gücünü kulları için allahımdan dilese dileği samimi olsa allahım elbet verir
ama her kul aynaya bakanda başına tüy görsün diler
kazan kaynar kul oynar

22 mayıs 1971
bir yuvaya gelen giden çok ise o yuvayı kutlamak gereklidir
gönül kapısı açık olan kulların yuvası da açık olur gelen huzur bulur

28 temmuz 1971
umut olacağın sözcüsüdür
allahım kulunun gönlünü yoklar olamayacağı gönlüne koymaz
kusursuz kul olmaz

29 temmuz 1971
kul verilendir dünyaya yaratılandır
kul kula köle olmaz köle olsun diyenin sonda yüzü gülmez

02 ağustos 1971
yarattığı kuludur ademin dölüdür

07 ağustos 1971
konuk nasibi ile gelir allahım kulunu kuluna yük etmez
allahım diyen konuğa yüz çevirmez

17 ağustos 1971
kimseye el dil göz atma
kimsenin durumu kimseyi ilgilendirmez

20 ağustos 1971
boşluk yok allahım kainatta boşluğa yer vermez
sen ancak kendi boşluğunu doldurabilirisn

26 ağustos 1971
kul ayırma tac giydirme her kul birdir

21 eylül 1971
allahım her kulunu nurundan verdiği hamuru ile yoğurur
ne var ki
kul hamurunu dünya çamuru ile bularsa varış düşünüldüğü gibi olur
dünya çamur mu derseniz daha önce verdiğim gibi
akan suya yön vermezsen toprak su ile karışır çamur olur
dediğim her kula derstir

22 eylül 1971
hayvanlarda da ruh var diyene de ki
kul hayvan için değil hayvan kul için yaratıldı
kuluna beslansin diye verdiğine yüce allahım ruh vermez
ruh sadece kulundur

22 eylül 1971
kulun kaderini allahım çizer her çizgiyi kul çiçekle süsler günün güzelliği ordadır
kul vardır duvarını karanlık boyar duvara lüzumsuz tahtalar dayar
kul vardır duvarı çiçek ile süsler kulun kaderdeki rolü odur

22 eylül 1971
kulun ruha duadan başka ne vereceği olur

25 eylül 1971
kul kulu kendine köle edemez
gönül hoş olmayınca önünde eğilemez kula semer vurulmaz

28 eylül 1971
her kul dünyada bir tarih kaydeder
gelen kula örnek verir yol seçme hakkını tanır
ne var ki
her kul bünyesine göre alır

30 eylül 1971
allahım kulunu nur ile yaratır kul vardır nur üstüne nur katar
kul vardır nurunu nefsi ile harcar olay budur
yaratılan her kul nurdandır

04 ekim 1971
yol yol içinde olmaz kul kul içine girmez

08 ekim 1971
kul dünyayı çözdüm dese de kendini çözemeyen dünyayı gözden çıkarsın
kul kendini dahi çözemez ki dünyanın neyini çözsün

08 ekim 1971
her kul pir olsa her gönül nur olsa peygambere evliyaya ne hacet kalırdı

16 ekim 1971
dünya kainatın ortasında her kul dünyanın ortasında ben de hepinizin ortasında

16 ekim 1971
kader kalemle yazılmaz deftere çizilmez nefesle üfürülmez
ol diyenin olduğu dur diyenin kaldırdığı
kainata cümle kulu uydurduğundan başka hakikat olmaz
kul kainatta bulunmasına emredilenden başkasını bulamaz
her bulan kendi bulgusu değildir
ne var ki
allahımın o kuluna lütfudur
unutulmasın müslümanlık sözde değil özdedir
adından değil yadından bilinir
kul iyi anılıyorsa allahım razı olsun deniliyorsa
o kul allahımın müslüman kuludur

19 ekim 1971
güneş aydınlatır ısıtır suyu kaynatır yağmuru oldurur toprağı buldurur
ne var ki
gine de bile kuldan büyük değildir

27 ekim 1971
kulun değerini kusurdan değil meziyetten verin

05 kasım 1971
kul dilediğini değil nasibi kadar alır
açıkta olanı düşünen kul yorgan altında üşür eğer kul ise

14 kasım 1971
yemediği aşa kul kötü demez dumanını kulun yüzüne üfürmez

26 kasım 1971
dünya kula sır kul dünyaya sır

28 kasım 1971
duamız toprak altına girene değil bedensiz aramızda dolaşana olsun

05 aralık 1971
büyüklük unutulmasın allahımdandır sözünü kabına mal etmesin
büyüklük yapan düşer demesin
büyüklüğe edep kulu kulun önünde eğilmeye davet etmez
allahımın önünde secde edilir kulu sadece sevilir edebe riayet odur
edep kulunun önünde eğilip elini öpmek değil kulunu kulundan ayırmamaktır
hak nuruna onda değil kendinde teveccüh et
onu ve cümleyi sadece sevmeyi bil
çünkü allahımın nuru ne sadece onda ne de bendedir cümlededir
önümde eğilenin kulluğuna hürmet yersiz

07 aralık 1971
kulun varlığı kuma eşittir kumdan ayrıldığı an yaratana eşittir
yaratana eşittir demek onsuz varolamaz demektir
varlığımız madem ki onun nurundan
dünyada harcamadığımız nuru kadar ona yakınız
yakınlığın adı eşit demek değil midir
ne kadar küçük olsak da niyazımız kadar ona yaklaşırız
allahımın dünyaya verdiği nimetler kullarını yaratması karşısında çok az kalır
çünkü kullarına kendinden dünyaya gücünden verir
kainat zaten onun mülkü

10 aralık 1971
bir lokma bir hırka günü geçeli asırlar oldu
günde kul kamuya uydu uyduğu kadar güzel gerisi gazeldir
yaşantında kula yük olma yeter
allahım kendine yük olanı yaratmaz yarattığını kendinden uzaklaştırmaz
kulun yükü de allahıma değil dünyayadır
ne var ki
dünya da kul ile ölçüsünü alır
kul olmasa top örneğini ortada kalır

09 ocak 1972
kulun yapısını etten kemikten kandan bilsen yetmez ki
ne bugün ne yarın çözümü olmaz kulun yaptığını kul bilmez
yoktan var vardan yok olmaz varız hep varız
ne var ki
anda alemden alemi böleriz

12 ocak 1972
senin yaratılışının örneğini buldun mu

16 ocak 1972
kulu olmak onu bilmektir

19 ocak 1972
yoluna gitmeyen aşkına düşmeyen hiç değilse gönül kırmasın kulluğundan olmasın

23 ocak 1972
kulun değeri gönlündedir

23 ocak 1972
kulu eğitmek görüntü değerini arttırır

06 şubat 1972
yol kulun kul yücenin adına hizmettedir

18 şubat 1972
allahım aşkına düşürsün meyhaneyi aratsın meyhanede toplasın
topladığı has kullarına cümleyi katsın

18 şubat 1972
kul kula köle olmaz
ne var ki
kul kulu köle de bilemez

22 şubat 1972
kula kul olma kulu kul etme

05 mart 1972
can her kulda ruh ile can has kulda

08 mart 1972
her kulun uyandığı bir gün olur yeter ki allahım diyelim ondanız bilelim
ben'den geçelim sende bende cümlede onu bulalım
çünkü ne sen sensin ne de ben benim cümlemiz oyuz

17 mart 1972
kul hakkı beden ile kul hakkı gönül ile kul hakkı sevgi ile ölçülür
sevgisini esirgersen bedenine cefa edersen gönlünü kırarsan
ve parasını haksız yere iktisab edersen allahım seni affetsin
kulunun affettiğini allahım da affeder
seni senin ile değerlendirir seni benim ile değerlendirmez
ne sen beni ne ben seni yüceltemeyiz
seni de beni de yüceltecek olan gönül yapımızdır

21 mart 1972
dünyanın yaratılışı kul içindir
kulun silindiği gün dünyanın boşluğudur

22 mart 1972
müstesna kuluna allahım söz ettirmez cümleye derim
müstesna kul hatasız mı olur elbet olmaz
onun hatası kul gönlü kırmaz

26 mart 1972
yaratılan değil kulu olalım kulluk değerimizi kaybetmeyelim

26 mart 1972
her kulu kamildir de öyle sev varsın öyle olmasın

31 mart 1972
kuldan gelen hata ne kadar büyük olsa da allahımın affından büyük değildir
yeter ki kul hakkı kulu tutmasın

31 mart 1972
allahımın verdiği has kulunun gördüğüdür

04 nisan 1972
allahım her yarattığının gönlüne kendinden verir
kuaranı kulağına üfler
ne var ki
perdeli kullarına peygamberleri evliyaları gönderir

13 nisan 1972
yanlış anlaşılmasın yaratık demedik kul dedik her yaratık kul değildir

13 nisan 1972
hatasız olsa kul denmezdi

13 nisan 1972
allahımın kulları ile arasında perde yok ki
beden perde dersen görgüye perdedir vergiye değil

17 nisan 1972
allahım kainata düzen kurmuş kulun gördüğü de bu düzendir
hiç bir varlık kulun ne bünyesine ne kaderine hükmedemez
cin tayfası diyen yaratanın yüce varlığına ortaklar saymış olur
yüve varlık kuluna hükmeden ortak yaratmadı
hüküm tek bir varlık olan allahımdadır
sana hükmeden bir varlığa inandığın anda allah değil tanrılar demiş olursun

17 nisan 1972
allahım kaderi kuluna bildirseydi sevgili resulüne bildirirdi

17 nisan 1972
allahım sadece güzellik yarattı çünkü yarattığına kendinden verdi
kulunda en güzel şekilde ifade etti

23 nisan 1972
allahım diyen kulun ne yoldan ne kuldan ne şeytandan zarar aldığı görülmez

25 nisan 1972
aslında sonsuzluk kulundur elbet kul olduğunu bilirsen

25 nisan 1972
yaratılan her kulda gösterilen her yolda allahım vardır

30 nisan 1972
alanın aldığına sahip çıkması kulluğundandır
böcek şarap aldım demez aldığına sevinmez
onun aldığı sadece bedenine gerekli olandır
kulun aldığı ruhunu besleyendir şarap oldu kullarına sunuldu

09 mayıs 1972
bir kuluna değil cümle kullarına aşığız
aşkımız birine oldumu öbürünü inkar etmiş sayılırız
ayıran kulluktan uzak kalır

09 mayıs 1972
kul hakkına el sürme kulundan şikayetçi olma

12 mayıs 1972
güzeli güzel diye seversen gönlünü yıka derim
çirkine değil çirkinde güzele bakarsan kulluğun içindesin
her yaratılanın kul olması dilenir

15 mayıs 1972
bilsen bilmesen onun kulusun onun nurusun
geleceğin kaygusunu çeken kul allahımdan uzak kalan kuldur
sen ondan uzak kalma ki o seni bırakmasın

19 mayıs 1972
yaprak olsam ondan geldi isem mutluluğum sonsuzdur

20 mayıs 1972
hiç bir kul karanlığa iltifat etmez
kamil kulun etrafı niye kalabalık olur
elbet ışığı bol olduğu için

24 mayıs 1972
mevsime uymazsan gönlüne koymazsan olana doymazsan
kulumsun der mi sana

26 mayıs 1972
yumak olan sargıya gelen her kul sarıldığı müddetçe eylemdedir
gönlümde aradığım eylemi buldum diyen kul kainatı olduğu gibi saran kuldur

26 mayıs 1972
madem ki hepimiz ondan geldik kulun kula üstünlüğü olamaz

08 haziran 1972
allahımın yarattığı yaratıp gözettiği nuru ile bezettiği kuluna
gözle sözle suçu verirsin

08 haziran 1972
her yarattığı iyi kötü onun kuludur
onun kuluna edilen söz onun nurunadır kulun ölçüsü ondadır
sen ne iyi ne kötü diyemezsin ölçüye vuramazsın
ne var ki
müstesna kulun yaratılışı dünyaya gönderilişi
sebebi ile ölçüsü ile gelir peygamberler ve evliyalar
onların ölçüsü dünyadan verilir öyle kullar kullarca istek dışı sevilir

14 haziran 1972
biz de sendeniz sen de bizdensin

16 haziran 1972
günahkar kul demeyin kulunu suçlamayın
suçun nerde başlayıp nerde bittiği bilinse günahkar kul olmazdı
ne kadar büyük günahı olsa bir yerde hakkı tanır orda uyanır
uyandığı yerde doğmuş olur

20 haziran 1972
elbet peygamberimiz örneğimiz
ne var ki
peygamberimizin ilk yetiştirdiği kul hazreti alidir

21 haziran 1972
dünyanın vergisine kul da katkıda bulundu
kul güneşten sadece aldı aslında dünyaya da vermedi
sadece dünyadaki maddelerde kendini eğitti dünya ise kulu öğüttü

25 haziran 1972
yüce ol dediği kulda yanılır mı

27 temmuz 1972
kulunun geçirdiği her merhale aynen meyve misalidir

07 ağustos 1972
cimrilik kulu geriye atar verdiği senin için değil cümle ile paylaş
aşkımı sana verdim seni cümle ile paylaştım dediğin an onun kulu olursun

06 ağustos 1972
yaratan ol dedi çamurda elini kardı
sanılmasın toprak ile suyun karımı
allahımın nuru ile zatı ile sıfatı

06 ağustos 1972
misafirim dedim günümü bekledim
her gelen misafir olduğunu unutmasa bağlantı kurmaz kök atayım demez
kulun gelişi elma misali çiçeklenirmeyve olur dökülür kök yerinde kalır
ağaç kul nesline benzer

08 eylül 1972
kulluk her yaratılana nasip olsa dünyanın değeri kalmazdı
kul dünyayı terazi bilmezdi

08 eylül 1972
o kulunu bilir kuluna kendini bildirir

17 eylül 1972
her kul onundur onu bilenindir
kula dayandığın müddetçe hem kulluğundan uzak kalırsın
hem kuluna dünyada beden yükü vermiş olursun

18 eylül 1972
varlık yücenin zatında varlık yücenin sıfatında varlık yücenin ol dediğindedir
allahımın zatında vardır sıfatında şu anda sen var mısın
elbet varsın çünkü sen ol dediğisin onun nurundan verdiğisin

18 eylül 1972
kulun diğer manası kül kül olun dolma halidir
önce ol der sonra kül eder kül dediğinde kendi varlığına katar
ona kul ol dediğinde hizmet manasına alırsınız aslında ona katıl manasınadır

18 eylül 1972
dünya nokta olduğunda kainat ona nasıl sığar dersen
dünyadan da kainattan da yücedir her bir kul
çünkü kainatı gönlüne sığdırabilir

20 eylül 1972
sohbet seni senden ayırdı ise kül haline getirdi ise meşrebini bulmuşsun derim

22 eylül 1972
kainatın sırrı bir kulun aklı ile bulunmaz

22 eylül 1972
kabenin sırrı kabede gizlidir
kulun sırrı gönlünde gizlidir

16 ekim 1972
kaygu ne zaman gereklidir
kul hakkını yersen gönlünü nefsine harcatırsan

19 ekim 1972
dünyaya tek gelmedim zatında olduğumu bilerek geldim sıfatına gülerek katıldım

19 ekim 1972
zatını bildikte teklik değil kül olduğunu görürsün
teklik odur kül olmak zatı ile sıfatlarında birleşmek

29 ekim 1972
kainatın içindeyiz kainatın vergisinde kulun payı nedir
kainat senin için sen cümle için yaratıldın

02 kasım 1972
koyunda huy var renk yok
çiçekte renk var huy yok
kulda renk de var huy da var eğer kul ise
ne koyun olalım renksiz ne çiçek olalım huysuz
huy yerini hazırlama renk çevreye uyma koyun kayda itaat
çiçek görgüsüz gösteri geçit mertebe

02 kasım 1972
yüce bağı verir üzümü oldurur senin gayretin şarabı oldurur
ne koyunda ne çiçekte gayret yoktur geldiği gibi gömülür
oymuş desem yersiz kul olmadığı için sorumsuz
kul olmayan kullar da öyledir
geldik gördük sevdik bulduk döndük kavuştuk dedik
kul olmayan kulların diyeceği şudur
geldik boşuna döndük dönüşte ah dedik yandık
allahım affını bilmeyenlerde dağıtsın
bilen kul bilmeyeni eğitsin şuursuz gelene şuur versin

16 kasım 1972
allahım her kulunu yaratır yarattığını lütuflandırır
sen onun dışında gördü isen kendini allahım seni affetsin
allahım uluları ayrıca lütuflandırmaz
onlarda olan kapalı gözlerinin açılışıdır
allahım diyelim kulluğumuza duacı olalım kulluğumuzu bilelim bildirmesini dileyelim
gözü açık olanın yolunu değil sadece kuranı rehber alalım

14 aralık 1972
her kul ulusunun aşkını çeker

15 aralık 1972
her aalahım diyen onun kuludur
sever ayırmadan korur kayırmadan onda ikilik yoktur
dünya haline bakıp kulunu hor görmeyin
dünya haline bakıp kuluna diz bükmeyin

22 aralık 1972
yaratılan her kul o deryadan bir zerre değil midir

22 aralık 1972
onun vergisinde kainata sergisinde ne varsa senin içindir

22 aralık 1972
madem ki onun sıfatlarına malikiz mutluyuz kutluyuz çünkü onun kuluyuz

05 ocak 1973
yol senin dilek senin sen onun kulusun

05 ocak 1973
ağaç olduk kullarını yaprak dedik şimdi de sürüden saydık
birinci devreyi geçtik ikinci devreyi aşmak üzereyiz
kulluktan ötesi varlık kulluk üçüncü devre

11 ocak 1973
layık görmediği kuluna vazife vermez verdiğinde şaşmaz

17 ocak 1973
yumuşak kul her yükü sırtında taşır başkası ile paylaşmaz
dünyayı dar bulur çünkü ahireti çok geniştir

19 ocak 1973
hazır yol layık kulunundur çünkü yol kulun değil kul yolundur
yol her an her kuluna hazırdır

21 ocak 1973
kul kendini geçmişle avutur insan denen zaten hayaldir
ne var ki
hakikate vardığı an hayalden geldiğini bilir gelişte bulduğunu görür
diledik ki her kul bilsin bilerek gelsin
bizim dileğimiz değil kulunun layık olduğu görülür

22 şubat 1973
ateşi yanan kul geceyi bilmez çünkü karanlıkta kalmaz

27 şubat 1973
toprak verir bıkmaz kul alır bıkmaz

16 mart 1973
zulmünle yıllarca beşik salladım toprağı verir diye belledim
yeşeresi yakındır diye bekledim
bilmedim ki toprağı çorak imiş
çorak toprak kul olmaz üzerine o yükü vurmaz

02 nisan 1973
verdiğini bilmek yaratana uymak kulun kulluğunu bilmesidir
her kul allahım der zulmette ona sığınır çünkü
sığınılacak sadece o olduğunu ancak zulmete düştüğünde idrak eder
idrake zulmetten önce varsa olana zulmet demez dert deyip döğünmez

02 nisan 1973
yemin verilen yerde düğüm çözülmez kulun adına hak cevap vermez çünkü
kul hak adına söze girmez girmeye gücü yetmez

04 nisan 1973
her kul olaylarda kendine düşen payı alır

04 nisan 1973
allahım sen bendesin acaba ber nerdeyim
kul nerde olursa olsun allahım ondadır
kul onu ne kadar bilirse o kadar yakınındadır
cenneti arayan onu dileyendir
cehennem korkusu kulu kendinden uzaklaştırandır
allahım sende oldukta cehennem korkusu neden

20 haziran 1973
her kul kendinin sorumlusudur

02 temmuz 1973
kainat ademden bu yana gelmiş göçmüş cümle kulların sayısı kadar sır saklar
her doğan kul ile yeni bir sır doğar

20 temmuz 1973
mümin kul vardır müslim kul değil

yunusum der ki bin müslim bir mümin edemez

27 temmuz 1973
allahım kulları ile her an hemhal olur kendini onlarda bulur

17 ağustos 1973
kul ölçüsünü kuldan alır

17 ağustos 1973
kul derdini kula dökemez

25 ağustos 1973
onun ol dediği kulluğu sınırladığı yerde bulunmak
onun ile beraber olmaktır

03 eylül 1973
kulun kula eğecek boynu olmaz

kulluk hem kolaydır hem zordur
kolaylık nerdedir
kul olduğunu bilsen ondan gelene uysan
zorluk nedir
sorguya düşmek her olayın nedenini aramak

21 kasım 1973
devrini tamamlamayan kuluna söz etmeyin hatalı olabilir
ne var ki
devri tamam olmadığı için yanılmaktadır verimi elbet kıttır
devrini tamamlamayan kul yoktur geç olsa dahi

07 aralık 1973
kainat ondandır kul onundur

22 ocak 1974
kulunun borcunda hakkın hukuku gramı ile yazılıdır

28 ocak 1974
allah kuluna kendini buldurmak kimliğini bildirmek için gönderiri

28 ocak 1974
her kul allahımı bildiğince bulur buluş kendine oluştur
allahımın takdiri buluşta değil oluştadır kulunu asilikten kurtarıştadır

15 şubat 1974
kama kulun yerini gösterir
kimine korkuyu kuluna üstün durmayı kimine kalem açmayı ağaç yontmayı
kulun yeri kullanışındadır

15 mart 1974
emrine uyduk kulluğu öğrenmeye çalıştık demek için elbet gayret gereeklidir

23 mart 1974
her gelen kulluğa namzettir

23 mart 1974
kula sonsuzluk asla yoktur her olay noktalanır
sadece kainat noktasızdır

23 mart 1974
kul sadece ruhu ile döner dönüşte her hali siler

02 nisan 1974
olaylar günü geldikçe açılır her kul olaydaki tutumu ile seçilir
yoksa kulun tutumu ile olaylar değişmez

22 haziran 1974
varlığına uymak kulluktur varlığını bilmek yolluktur

22 haziran 1974
yaratılan her kulu ona aşk ile bağlanır

12 temmuz 1974
onsuz olan var mıdır onsuz kalan var mıdır
öyle ise dönüş yine onadır çünkü söz ondandır
o onun olana yolunu açar

02 eylül 1974
kulluk ne eğitimde ne denetimdedir
gönlünün aldığında verenin bildiğinde bildiğini verdiğindedir

02 eylül 1974
eşyanın dili kula zordur

02 eylül 1974
kulun geleceği elbet kalış değildir
yazan takdiri koymuş kul hak ile yoğrulmuş hamurunu dost eli bulmuş

06 eylül 1974
ne aldın ne gördün ne verdin dendikte
kul vereceği cevabı önce nefsinde versin veremem demesin
eğitim odur ki kendini kulluğa hazırlasın

20 eylül 1974
otunu sütü ile sütünü eti ile bilirsin kulunda bir olursun
bitki idim hayvan oldum insana dönüştüm sözünün bağlantısı budur
allahım her yarattığını kuluna hediye etti
cümlesini kulunda bir etti kulunu yolunda pir etti
otu sütü olana verdim sütünü etini kulu ile kardım
elbet cümlesi bir oldu birlikte hakkı buldu

11 ekim 1974
her kul kendi çapında bir dünyadır
ve her kulun çapı kadar atmosferi mevcuttur

03 nisan 1975
olmazsan niye geldin geldinse neyi bildin
geldiğin ondan
ne var ki
bildiğin senin

09 nisan 1975
allahım verendendir kulu kendini bilendendir

09 nisan 1975
oyun kulun kendini bildim dediği ile oyalandığıdır

02 mayıs 1975
kulun bildiği giydiğine uymaz

30 mayıs 1975
kulun nasibine kul ortak gelmez
her kul kendi nasibini alır ölçüyü kendi verir

09 ağustos 1975
un olmazsa elek gerekmez kul olmazsa kainat yer etmez
var isek varlığından yar isek birliğinden
göz gözü bilmez ayna olmazsa
söz söze vermez kulak duymazsa
kainat var olmaz kulun gönlünde ateş yanmazsa

09 ağustos 1975
her kulun kainatı görüşü bir değildir aradığı da bir değildir
ne var ki
vardığı nokta birdir çünkü her kulun gittiği yer aynıdır

13 ağustos 1975
yeğdir ağaç olayım yeter ki kul olduğumu bileyim
bilmezsem taş olayım taştan taşa vurayım kul ayağına savrulayım
kömür olayım alevinde kavrulayım allahım geldim kulluğumu bileyim
niyazınız bu olsun

22 ağustos 1975
saçının her telinde onu bilen kendini görendir

22 ağustos 1975
niyazın yerini niyaz doldurur kulunu niyeti oldurur

22 ağustos 1975
kulunun meleklerden üstünlüğü akıma gerçek diye baktığındandır
verilen akıma ruh bedensiz dayanamaz

30 ağustos 1975
her yer numaralı kimse kimsenin yerine oturamaz
önce gelen öne mi oturur denmesin

22 kasım 1975
yumuşak olan her kulda enerji çokluğu görülür
enerjiyi kendine idrak eden neyden ses alana benzer

22 kasım 1975
her kul kendine dönsün onu kendinde bulsun


05 aralık 1975
elbet dalga olacak suyu altüst gelecek kiri temizlenecek
kuluna hazırlanacak ne mutlu kulluğunu bilene
ne mutlu şükür kuluyum diyene ne mutlu ona kulluk edebilene

10 aralık 1975
sahipsiz değil ne taş ne toprak ne ağaç ne yaprak hele kulu
ona onsuz varılmaz onda onsuz kalınmaz

19 aralık 1975
gelişin gidişe kattığı hakkın haktan verdiği onda karar kıldığı
kendinde olanı kulunda böldüğü bilinenden midir
bende olan sende kalmaz sende olan öbüründe ermez
her bölünen bölendendir bölündüğü yerde birbirine katandandır
yani çarpandan hepsini toplayandan

devamı KUL(-2-)

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir