KUL-2

27 şubat 1976
niyette ne var diyene sözüm
duyanın aldığı o bende dediğidir
o bende diyeni hatalı bulma sen ondasın deme
o bende diyen gönlünü dünyaya yayandır
ben onda diyen dünyayı topa sayandır
sonsuz ne top ile ne toprak ile sayılır dünya kulu ile bilinir
kul dünya ile oluşur güzellik oluşuma uymaktır oluşarak bulmaktır


07 nisan 1976
ne zengin ne fakir ne aç ne sefil hangi dinden olsa yeter ki kulluğunu bilse

11 mayıs 1976
dört duvar yol vermez deme
allahım dört duvarın içinde de kulu iledir

24 temmuz 1976
geçitten geçtik güçlüğü aştık imtihan yok mu denir
doğuştan uydur allahım dedikte hale uydukta
imtihanın yeri yönün ötesinde kalır
nasıl denildi
dersini çalışanın imtihana ihtiyacı olur mu
duyulan uyulan nedir verilen neden
güne kadar verdiğimiz uyunuz ayınız dediğimiz bundan değil mi
alamıyanın günahı nedir derseniz dileyen her kul alır
hale uydukta görür çünkü kulluğun yazısı bellidir
ol ki bilesin göresin  ne olayım denir  kul ol kulluğunu bil

14 ağustos 1976
dönüyor dediğin dünya yumuşak kuluna oyun misali gelir

14 ağustos 1976
ağaç vergisinden soruya alınmaz
kul övdüğünden nafaka sormaz

18 eylül 1976
kulu sevgi ve hoşgörü tamamlar amma
ne sevgi hoşgörüyü ne hoşgörü sevgiyi getirmez ayrı ayrı meziyetlerdir
her ikisini bünyesine alan kul kulluğun kademelerine göz kırpan kuldur
neden bakan değil denilir
çünkü an gelir hoşgörüyü gerektiren yerde kul nadan olur
onun için göz kırpar dedik doğrudan bakan ölmeden ölendir

18 eylül 1976
kulun dört yönü vardır
dördün biri gönlüne biri haline biri yoluna biri de görüşüne açıktır

12 ekim 1976
gerçek kulluk olanı ondan bilmek gelene ondan diye uymak

28 aralık 1976
sahip oldu isek sıfatına mutlu kuluyuz diyelim başı yere eğelim

07 ocak 1977
mevlanayım söz ile mevlanayım öz ile
geldim buldum sevdim döndüm sahip olana uydum

07 ocak 1977
sezdiğim dediğin her olayda güzellik vardır neden
kulun atmosferinin genişliğinden
genişledikçe akım çoğalır akım çoğaldıkça alış elbet genişler
genişlik verişe götürür kulun sevabını arttırır

10 ocak 1977
kulluk olanı güzel gören güzel diye ören severim diye sergiye koyandır

12 şubat 1977
güneşin verdiğini gölgeyi sildiğini görebiliyorsan kulusun
gecenin örttüğünü güneşi arattığını bilebiliyorsan kulunun olmuşusun
güneşin verdiğini her kul görür kulluğun olmuşu gecenin örttüğünü bilebilmededir

18 şubat 1977
mahzen kuldur şarap ruh

18 mart 1977
gelecek vazifesini görecek dönecektir
her kul kainata bir zerre verecektir

25 mart 1977
her kulun yeri vardır denmesin kiminin yeri dardır
ne darda kaldım ne kalırım diye korktum
yerini darda gören gönül kapısını kainata açsın
o zaman genişliği görecek


18 nisan 1977
her çiçek yerinde güzeldir
kul sevgisini verebiliyorsa özeldir

28 temmuz 1977
geminin dolusu yerdeki halısı ne kadar cümlenin ise
kulunun varlığı da kainatın malıdır

31 temmuz 1977
her kulda kainatın benzeri çözülür

04 ekim 1977
yaratanın kullarında yaratılış özelliği vardır
sabırda özelliğin güzelliği vardır

10 kasım 1977
kulluğunu bilmek
ondan geleni ne olursa olsun kim olursa olsun ister versin ister vermesin
kulu diye sevmek yaratılanı övmek

11 kasım 1977
her kulun yaratılış planı vardır beden yapısı ile demeyiz
her yaratılanın bir yapısı vardır onun dışına çıkılamaz

12 kasım 1977
sizlerle yaşıyoruz demekten maksat anılıyoruz
yaratılan her varlık aynı zamanda birbiri ile de yaşar
sizler olmasanız derken yaratılmamış olmanız gereklidir
yaratılmış yaratılmış ile yaşar hak adına koşar
gerçeği yenide bilen her kulu giden gelen demez yaratılan der

12 kasım 1977
cümlede kendimizi kendimizde cümleyi görelim

14 kasım 1977
ben kimim demek ayrıya düşürür

08 aralık 1977
nimet odur ki kendini bilesin kulluğun ile övünesin

23 aralık 1977
allahım sizlerle sizler de allahım ile olun

03 ocak 1978
ben beni bilirsem tanrıda bulursam kendime dönerim
öyle oldukta kendimi bilirim
yar sohbetin var mı her anı bana kâr mı
öyle ise kendini bilen tanrıyı bilir
bildiği varlığıdır sildiği yokluğu
hem varlık hem yokluk nedir
var isen sen yoksun var odur onun varlığını senin ile çözemezsin
ne demek dendi
kendimizi bildiğimiz an beni sileriz onda oluruz
varolan o kendini bilen onu bulur sözün özü budur

13 ocak 1978
düzene uyalım yazanı bilelim kul isek kulluğun gereğine girelim

17 ocak 1978
kul yüceden beklediği an yanılmaz

21 nisan 1978
kul yanlışa sadece sevgi noksanlığından düşer
sevgi sevgiliye elbet

05 tammuz 1978
kainatta yaşantı bir bütündür birbirinden çözülemez
insan hayvan bitki dahi birbirine bağlıdır
hayvan kendine şifa verecek ilacı bilir
bitki şifasını topraktan alır
kul ancak kendini bildiği günde gerçeği bulur

13 ağustos 1978
kul kendinin nerede olduğunu sevenlerin gönlünden bilir
her sevenle bir basamak yukarda olur

07 eylül 1978
eşyanın dili kulunun hali ile eşittir

07 eylül 1978
halin yedeği olmaz kul olduğu gibi kalmaz

29 aralık 1978
her hale uymak kulluktur
her hali duymak duyanla hemhal olmak dünyayı seve seve silmek ölmeden ölmektir

30 mart 1979
dönük sanılan kulda yanılan gine kuldur
her kul için dilenen yoldur

20 nisan 1979
ya hu menhu ya menllâ huveillahu manasını açıklar mısınız
yerden gökten geleni verdiğini bileni mahrum bırakma allahım
yediğimi içtiğimi dost diye seçtiğimi uzak diye bırakma allahım
derman dilesem senden ferman istesem senden uzak kalmadım candan
yerden aldım senden bildim yağmur geldi senden gördüm kendimi ondan bildim

27 nisan 1979
kainatın yapısı kul içindir kulun yapısı kainatın içindedir
dört dört olsun her olayda eşit ağırlık düşünülür
doğuşun verdiğini bilsek yapıyı değil gönüldeki kapıyı açardık
öylece dört dört diye geçerdik

04 mayıs 1979
kar yolda iz almadan güzeldir
kul halde söz almadan güzeldir

11 ağustos 1979
kulu kendini bilendir
kulu her var olanın halini sorandır
kulu her yaratılanı sarandır
yermek kendinde olan hatayı sermektir

11 ağustos 1979
kul perdelidir sır denen kainatta değil sendedir
aynayı aldığında nasıl ki kendini görürsün kainatı da kendinde bulursun
bulursun demekten maksat perdeleri açarsın yani çözersin

19 ağustos 1979
varedilen hizmettedir sana kul hizmette değil mi denildi
kul kendine hizmettedir melekler kullarına

20 eylül 1979
çiçek dalda güzeldir kulu halde güzeldir

20 eylül 1979
hakkı bilen sadece kuludur

05 ekim 1979
demde güzel oluşur her gün alan gelişir
kulu sadece kendine çalışır

10 ekim 1979
kulluk bağımlılıktır sevgiye dönüşünceye kadar

09 kasım 1979
her geçen gün kulu için çalışır
kulu da günler için çalışmalı

16 kasım 1979
geldim gördüm kulluğumu bildim dersen dünyan cennettir

23 kasım 1979
arı balı çiçekten alışır kul olana ne karışır

30 kasım 1979
aldım geldim düz diye dağa baktım toz diye bilmeyene yoz diye
ben dünyayı bileydim dünya bende diyeydim
ne toz ne yoz demezdim kendime söz atmazdım

30 kasım 1979
geldik bildik elhamdülillah kayguyu sildik elhamdülillah
cümlemiz selama duralım hak adını gönlümüzde cümle ile karalım
güzellik ordadır kainat burda ise güzellik sendedir
kainat birde ise sende kainatın sırları vardır
sende her varolan zerrenin sırrı vardır
bilinen olmasada bulunan denmese de onun varlığı birdir
bildiğin zaman kendini sildiğin zaman yol düzenedir gün yazanadır

04 ocak 1980
hay diyelim öyle sözü alalım hayda doğduğumuzu bilelim

04 ocak 1980
gelişeni günden güne bilmezsin
bilene gönülden açız bedenli iken kul elbet aciz

04 ocak 1980
dünya han ise sen hancı olma yolcuya düzen verme
yolcu yolunu bilir dünyadaki yerini bulur

04 ocak 1980
çirkin yoktur olamaz bilen kulu çirkin göremez

18 ocak 1980
umduğumuz yoldur bizim sardığımız kuldur bizim sorduğumuz haktır bizim
biz dedik dizi olduk söz dedik dize geldik
selamet size dedik her halde güzeli gördük

30 ocak 1980
hâl halkedeni bilende olur halik kendini kulunda verir
kul kulda hakikati bulur

30 ocak 1980
ham meyveyi vermedik kuldahamlık görmedik

08 şubat 1980
yol akçesi kul akçesine benzemez

07 mart 1980
kulu boş yere gelmez ağır gelen yük vermez

11 mart 1980
kul severse eğitir

20 mart 1980
huzur her kulun dileğidir her kul birbirinin eleğidir

21 nisan 1980
olmayan kul bilmez denilmesin her kul olacak akan suya uyacak

21 nisan 1980
allahım kullarını birbirinden ayırmaz

28 mart 1980
cümlenize selamolsun düzende her kul yerini bulsun

28 mart 1980
kapıkulu olayım kapıda su göreyim diyene de ki
kulluk hakkadır gidenin yolu su

05 mayıs 1980
elbet kul tanrınındır tanrı da kulundur

02 mayıs 1980
aldığını bilmeyen geldiğine uymayan dünyaya sığmayandır

13 haziran 1980
yaratılan yaratanın malıdır
kulunun himmeti olmaz asla zimmetinde kalmaz

27 haziran 1980
ademler gelir gider her adem ömrünü güder

27 haziran 1980
akmayan çeşme kulu çağırmaz

11 temmuz 1980
allahım her kulunu bir sever her kulu da bir sevsin
kendini aynada cümleyi aynıda bulsun
baktığı yerde kainat budur desin

13 temmuz 1980
örümcek ağı eleştirilemez
çünkü o halde hiç bir kulu çalıştırılamaz

13 temmuz 1980
kuluyuz bilir bizi kuluyuz korur bizi kuluyuz sever bizi

13 ağustos 1980
aldık verelim diye verdik varalım diye sevdik yanalım diye
yandık kül olduk bildik kul olduk
kulluğu bilendensen yolluk senindir güzellik sonundur
hakkın sözü kanundur

05 eylül 1980
kapıkulu olmadık kulu köle bilmedik

07 kasım 1980
kum dost yoludur kul dost halidir

07 kasım 1980
kulluk bil ki haldir

21 kasım 1980
dün bugün yarın kainat değişmez kul gönlünü açmazsa gelişmez

21 kasım 1980
olsa olmasa bilse bilmese kul düzene uyacaktır

13 aralık 1980
döne döne buldum seni kandım diye bildim seni
aşk ile yanmadan yanıp kül olmadan kul olunmazmış

13 aralık 1980
dost kapısı aşınırsa kulu kulunu düşünürse erenler huzur alır huzur kuluna kalır
gelenlere selam olsun kulluğa nasip alsın

16 ocak 1981
hamd yanlız allaha bulut bulut üstüne gelse birbirini ezmez
kul kulluğunu bilse kendini üzmez
demeyin bilmeyen yaratanı sezmez anda bulur sonda olur

13 şubat 1981
kulluğu bilmemekten korkarım

13 şubat 1981
kulu kendini bilirse haldedir hal dilde değil gönüldedir

27 şubat 1981
her yoldan her kula söz verilir

27 şubat 1981
düz olan her kuluna dilenen şarkı söyletilir

27 şubat 1981
her kulu kendini bir yönde hatalı bulursa
elbet herşey daha kolay olur

27 şubat 1981
herkes kendi şarkısını söyler

27 şubat 1981
konuşana söz verir söyleyene saz

17 nisan 1981
resulüne uyana rabbim kulumsun dedi
kuluyuz kulluğumuz kadar kuluyuz cümleyi sevdiğimiz kadar

07 mayıs 1981
allahım kulunun dileğinde belleğinde kaderinde elindeki defterinde

13 mayıs 1981
baş kırmak kuluna yaraşmaz sadece allahıma baş kırılır
kulu kulları sevilir sayılır

26 mayıs 1981
güzel ne güzel verdiğin güzel ne güzel gösterdiğin güzel ne güzel bana yazdığın
dedik hak yolunda kendimizi bulduk

05 haziran 1981
kulunun yanında yönünde hak vardır

17 haziran 1981
kendinde olan hak nurudur hiçbir kulunun ne az ne çok ayrısı yoktur

17 haziran 1981
bilirsen kulusun bilmezsen hatalısın
kendini bilmeye bulmaya mecbursun

20 haziran 1981
kendine değil kendinde olana bak
kendinde olanı bilenin güneşi gönlündedir

27 ağustos 1981
kul kulun ölçüsü olur amma ölçü veremez
defterde yazılanı dilediğince silemez
hatalı görse bile kapısını çeviremez

06 eylül 1981
o senin ile senden değil sen onun ile ondansın

18 eylül 1981
kulu ondan dönerse kulu kendine yanarsa kavuşma günü gecikir

18 eylül 1981
kendine kendin döneceksin kendini kendinde bulacaksın

27 eylül 1981
kul sadece kendini ne kadar bilirse bilsin yetersiz bulur
kulun ölçüsü odur  bilirim diyen hiç birşey bilmeyendir

27 eylül 1981
kainat kuluna hizmette

29 eylül 1981
kul kulun hizmetinde kendine
kul yolun hizmetinde rabbine

29 eylül 1981
her kulu kendi özüne bildiği gibi aldığı kadar sahip kalacaktır

28 ekim 1981
kul isem kulu isem kulluğa dolu isem kaygu niye
insan isem yaratılmış insan isem ne olsam gözetilmiş öyle ise kaygu niye
ne olur isem olayım onun kulu olduğumu bileyim kayguyu silmeme yeterlidir

28 ekim 1981
kulu insanlık görevini kendinde bilsin

28 ekim 1981
her kulu kendini bulduğu an altın çağına girmiştir

28 ekim 1981
mevlanayım aşık mevlanayım maşuk
benden bana oluşur kainat bende buluşur

20 kasım 1981
gönlündeki seni bulacaksın yerini öylece bileceksin

25 kasım 1981
ona insan olduğumuzu kulluk yaptığımızı söyleyelim

02 aralık 1981
kulu yerini bilmemişse asla gülmez

18 aralık 1981
kulunun başı allahımdan başka hiç bir varlığa eğilmez

18 aralık 1981
onun için ona hizmetteyiz
kuluyuz dediğimizde onu yarattıkları ile bildiğimizde
her kuluna muhabbet ile güldüğümüzde
hali ne olursa olsun hoş gördüğümüzde kuluyuz deriz

25 aralık 1981
herkulu birdir birliği bilirse
her kulu erdir körlüğü silerse

25 aralık 1981
olacaksın dolmayacaksın geleceksin kalmayacaksın
seveceksin tekliğe cümle ile dönüşeceksin kainat ile bilişiceksin
öylece kulluk onuru ile toprakta kendine taht kuracaksın
gelenlere onur belgeni bırakmak için senden sonra gelene elbet

05 ocak 1982
selam ile kulluğuna talip olduk
ondan geldik ondan bildik öylece onu bulduk

08 ocak 1982
hiççbir kulu diğer kulundan hak huzurunda ayrı değildir
üstünlük hakkına sahip olamaz kimse

15 ocak 1982
sen senin ile ondan olduğun gibi her kulu da
kendinden kendine bulur kendi ile yoluna gelir
hak sırrını sana değil cümleye verir

15 ocak 1982
hak verdi gözüm gördü dilim cümleye yaydı
elbet dil de oldurur sevemezse soldurur
öyle oldukta kulu uzakta kalır

29 ocak 1982
kulluk haline geldik gölgeyi bilerek sildik her olaya hayır dedik güldük

29 ocak 1982
kullar birbirinin hatalarının örtüsü olur

05 şubat 1982
kendinden kendine sor kendinde varolanı gör

12 şubat 1982
kendinde olan ondan sana gelendir ondan sende kalandır ondan senin olandır

12 şubat 1982
her kulu birbirine eşittir simaları görgüleri dinleri çeşittir

18 şubat 1982
her yaratılmış insan kuldur elbet bilirse kuluyum diye kendini bulursa
kul ettim denilen gördüğümü söylediğimdir
bilse bilmese kulluğunu bulacak kulluğu ile övünecek
allahım ondan razı olsun ki kuluyum dedi kulluğunu dünyada tasdik etti
her varolan yaratılandır kul değildir kul sadece insandır
her yaratılan kulu içindir kulluk yaratılan varlık değil
yaratılan varlığın yerine her gün yenisi gelir
kul bir defa gelir bir defa döner

05 mart 1982
varolan kuluyum diyen her varlık her toplumda kendini uyum ile birleştirendir
varolan her yaratılandır kulunun kulluğu her yaratılan ile sağlıklıbirliği bulmaktır
yani her toplumun yaşantısında kendisine düşen hizmeti yapmaktır

05 mart 1982
yolcu kul han gönül hancı akıl

09 mart 1982
çiçek çiçekten alır böcek böceği bilir insan insanı bulur
bulduğu zaman kullukta olur kulu isem köleyi bilmem
kulluğu asla vergiden almam özü bilirsem kayguya düşmem

26 mart 1982
her kul birliği arar er kul cümleyi tarar

26 mart 1982
gönül hakka açıktır her kulunda ondan onu bilelim onda onu görelim diyelim ki
her zerre ondandır her zerrede adı mevcuttur
şahit olunuz ki arıya bal veren çiçek meyve olacaktır
kulunu ağaç olduğunda gölgesinde barındıracaktır
öyle ise her zerre kulunun emrine hakkın emri ile girecektir

26 mart 1982
her kulu sorumludur aldığı kadar verecek sevdiği yerde bilecek
arayan her kulu bulacak kendinde olanı elbet

02 nisan 1982
kuşlar öte öte gelir kuzular döne döne bulur kullar seve seve olur

02 nisan 1982
kulu kulluğa hizmettedir

16 nisan 1982
dünyayı biliniz yeter kendinizi bulunuz biter
her kulu kendinde ne var ise onu satar

21 nisan 1982
karanlık kullarına cehenem adını hatırlatır
renklerde kainatın sırrı saklıdır
ne var ki
kulu renklerle her olaya sahip çıkabilir
bilmek değil bulmak gereklidir asla kainata hükmetmek kuluna verilmez
layık olan kulu her rengin sırrını açık vermez
her renk günün gelişine göre kendi frekansını iletir

30 nisan 1982
senden seni arayan kimdir denilir seni sana verendir

30 nisan 1982
yaratan senden seni alır sana kendini bildirir

07 mayıs 1982
her yerde birdir her kulda vardır her kula yardır

07 mayıs 1982
düzen yaratanın muradı ile kurulmuş onun iradesi kulunda tecelli etmiştir

07 mayıs 1982
her yaratılan senin içindir yarattığı sonun için

21 mayıs 1982
sen senin ile ol onun ile kal sen cümle ile bul
bendeki benim noksanımdır tamamlayacağım senden gördüğüm ile
sendeki senin noksanındır tamamla bende gördüğün ile
demek ki her kulu birbirine sadece aynadır

21 mayıs 1982
sendeki senin ile oluşur benliğin özün ile buluşur aklın ruhun ile çalışır

21 mayıs 1982
her kulu yerden göğe öğüne

30 eylül 1982
kulluk ondan ona kulluk onun ile ona

30 eylül 1982
allahım her an her kulu ile beraberdir
özdedir sözdedir gözdedir kul kulluğunu bilirse ilgisindedir

14 ekim 1982
yuvamız kul sözüne değil hak sözüne açıktır

03 kasım 1982
kul kendini bulduğu günde seferi bitirir

03 kasım 1982
hal dersen her kula özeldir

03 kasım 1982
her kulunun hali kendine aittir

10 kasım 1982
düzene uysa uymasa her kulu sorumludur

16 kasım 1982
yaratılışı bilen kul olur

17 aralık 1982
akıl mantığı çalıştırıyor ise düzende her kulu yerini bulur

24 aralık 1982
yunus şahittir ki kulu hakkı bilir gönlünde hakkı görür sardığı kadar sarılır

28 aralık 1982
kul gizli kalan özünü bulmak için
her halini eğitirse nefsini öğütürse öylece özünü bulur
kul ne mutlu kuldur ki hali ile cümleye verir

07 ocak 1983
allahım murad ettiğini aydın kullarına diletir seven kullarına belletir
işte onlar arayan kullarının bekçileridir

18 ocak 1983
deneyen allahımdır yanılmaz kul kulu asla deneyemez
onun için denedik diyenin yanından uzak kalalım
kul ne dener ne sınar ne de cezalandırır hüküm allahımdandır

18 ocak 1983
allahımın cümle kulları nurludur nurdandır

01 şubat 1983
allahım kuluna dilenen her malzemeyi verir
kulu bilgisini işlerse oymalı işlemezse doymalı masa yapar

07 şubat 1983
kul sadece yazılanı görür hiç bir olayın mesulü değildir
hek yolunda ise kulluk halinde ise

20 şubat 1983
ağacın dalındayım resulünün halindeyim deyiniz öylece mutlu olunuz
ağacın dalı olmak mutluluktur
gövde olayım ömrümce kalayım dersen yazını zorlamış olursun
ne ağaç ile kalır ne mutluluğu tanırsın
her kulu olduğu yerde olduğu hali benimsemeli
allahıma olduğum halde layık kulluk görevimi yapayım diyenin mutluluğuna erelim

03 mart 1983
kulun görevi yazılana uydum demek huzura öyle varmaktır

18 mart 1983
insanım görevim kulluk

18 mart 1983
talip olmanın üç kaydı vardır
yorumdan uzak kalmak
yolundan taşı ile toprağı ile güzeli görmek
kendinden öteyi gerçek diye bilmek

18 mart 1983
her yaratılan yaratıldığı hal ile varlığını süsler
öyle ise kulluk mertebesine ermenin kutluluğunu bilginizden asla çıkarmayalım
ömrünüzde kaldığınız müddetçe kul olmanın mutluluğunu duyalım

18 mart 1983
özünü bulman için kulluk hizmetini bitirmen gerekir
hizmette kusur eden bütünü bölümde bırakandır
yüce allahım kul hakkı ile gelme der
bütünü tamamlamakta geç kalırsan kul hakkı seni ezer
çünkü cümle yaratılmışın tek gayesi vardır
bütünde birliği bulmak ona varmak
noksan isen yapıya hizmetten uzaksın derim
hizmette gaye birbirine ışık vermektir ışığı bütünlemektir

22 mart 1983
kaynak olsa meydan bulsa her kul alim olurdu
konu bitse kaygu etse her kul zalim olurdu
asılda yerini bulsa yapıya gönül ile gelse her kul selim olurdu

01 mayıs 1983
kul birliğe erliğe onun adına bürünmezse
onun hali ile görünmezse ne yoldadır ne gülde

01 mayıs 1983
her kulu kendi bildiğince yorumlar

24 mayıs 1983
her öğünde doyarsak her olaya uyarsak hak adını duyarsak
kulun olduk diyeceğiz er lokmasını tatlı yiyeceğiz

17 haziran 1983
her devirde onu bilelim bilelim ki yeni gelecek devreye kalmayalım
asayiş her kulun kendi yasası değildir kainatın kanunu kulu bağlar
uymayan elbet ağlar ağlasa ağlamasa gelecek devreyi bekler

17 haziran 1983
kafes senin nefes senin heves benim mi
gönül senin güzel senin çirkin benim mi
ne yarattı isen senden sadece özümde olan bilgi benden
doğuş odur özümde olan bilgiyi bulmak
bulduğum an senden geleni sende kalanı öz ile gözde düğümleneni bilmek bana aittir

21 haziran 1983
nuru ile oluştuk yapısında birleştik

05 temmuz 1983
kendimde onu gördüm ondan ona selam verdim

22 temmuz 1983
allah birdir birdedir seven kulu ondadır

28 eylül 1983
her kulunda rabbimin verdiği bilgi mevcuttur

29 eylül 1983
kulu yiyecek arıyı bilecek

04 ekim 1983
kul isem ondan geldim kulluğumu bildi isem ona yöneldim
elbet kutluyum onun ile elbet mutluyum bilgim ile

16 ekim 1983
yüzler yola dönerse kuşlar dala konarsa odun ocakta yanarsa
mümin kulu olursunuz hak sözünü bilirsiniz
geçmedik dost sözünden seçmedik kul yüzünden
sevdik sevildik yumuşak kulu denildik

16 ekim 1983
kuluna eğilemem kulluğuma yaraşmaz 
yaraşan kulluğunu bilmek kulu ile bilgisini bölmek yaratıldığı gibi kalmak

18 ekim 1983
ömrümüz onunladır ol dediğine uyduk kulluğunda gerçeği duyduk

25 ekim 1983
kulu bilir de uyamazsa görür de duyamazsa korksun
kuluyum kulluğum için gururluyum diyen onu içinde bilir korkusuz kalır

25 ekim 1983
sen sende olanı bil

25 ekim 1983
her yarattığında o vardır bilenin cenneti bilmeyene dardır

03 kasım 1983
duman göze gelirse çirkindir denilir
duman olmazsa ateş nasıl yakılır
kulun görevi dumana baca yapmaktır ateşe dumansız bakmaktır

03 kasım 1983
kulu isem bağdayım kulluğumu bildi isem yoldayım
bir bilenden sordu isem haldeyim

04 kasım 1983
gözetilen her kulu yerini bilendendir kulluğunu hale uydurandandır

04 kasım 1983
kulun gayretini hevesinde bulalım

10 kasım 1983
her kulu madem ki varedilmiştir mutluluğunu bilmelidir

18 kasım 1983
geldi isek seyrini tamamlayan her varlık gibi şaşmayacak güzelden kaçmayacağız
seyrini tamamlayan nedir denildi
her kulu yücenin tayin ettiği görevle gelir görevi belli bir seyirdedir

06 ocak 1984
kul dünyaya gelişini
yemek uyumak çok çalışmak her gördüğüne alışmak olduğunu sanır
kendini bildiğini anladığında ömrünün değerine nokta koyar
o zaman yaşadığı her an ona kısa gelir

20 ocak 1984
her kulu rabbi ile bir olduğunu bilsin
birlikten maksat ondan sana gelişen sende bende buluşan cümle ile oluşandır

20 ocak 1984
kulluk sadece resulünün hali değildir
her kulu resulüne uymalıdır

20 ocak 1984
kul olmayı mutluluk saydık kulluk etmeyi kutluluk diye yorduk
her birinize sorduk
kulluğun mutluluğunu kendinden kendine devrettin mi
devrettiğin her zerrene öğrettin mi
öyle ise okuduğun her ayette kendini bulacaksın
rabbin ile söyleşecek resulü ile buluşacaksın

02 şubat 1984
yollar bizedir yollar sizedir yollar cümlemizedir
yollar cümlemiz ile hakkadır yollar kulları içindir
rabbim yerden göğü kulları için yarattı kulların sevgisi ile gözetti ona döneceğiz

03 şubat 1984
her kulun özünde yaratılmışlığın gerçeği mevcuttur
öyle ise bilgisi de vardır

12 şubat 1984
sen konusun konuk değil

23 şubat 1984
minder aldım düze koydum kesedeki akçeyi saydım
sana bana yeterlidir kul bilirse vereni yaşamı tutarlıdır

14 mart 1984
altın kafes kuşa gelmez kul oluşa akıl ermez

14 mart 1984
yaprak yeşilin dengi seven kulunun dengi

15 mart 1984
birliğe talip oldu isek var olduğumuza inancımızdandır
kayguyu sildi isek varedene güvencimizdendir
kulluk yaratılmışlığın yoğun belgesidir
her kulun bilgisi yaratanın ilminden verilendir

15 mart 1984
her güzelin dostluğu bilinmezse kulluğun hakikati bulunmaz

15 mart 1984
her bir ahidde her bir kulun sözü tektir
tekliğe umut hakka hürmettir 
dedi meryem ahdin yaratılmışlığa ilk adımda resulüne uyulacağı sözüdür

05 nisan 1984(1)
sen senin ile eğitilirsin sen senden öğütülürsün

05 nisan 1984(2)
kulluğun kutluluğunu bilir misin
kendinde olan ile yaratılmışlığın mutluluğunu yaşar yaşatır mısın

12 nisan 1984
at ile kedi bir değildir it ile geyik de bir değildir
amma kul ile yol birbirini tamamlar kul gideceği yol ile tanımlar

11 mayıs 1984
kul sevgisi ile onurlanır

14 mayıs 1984
ne sağırda ne körde zahmet görmeyiniz
allahım her zahmete rahmetini ekler kulundan kulluk hizmetini bekler

15 mayıs 1984
her kulu bilecektir resulünü bilen gülecektir
sanılmasın kainat sırtında kalacaktır

15 mayıs 1984
saymayı uymayı sevmeyi katım etme asılda kullan kulluğun hükmüdür

14 haziran 1984
doğru eğri bilinir kainatı yazan ile okuyan sevilir bildiğini dokuyan övülür

30 haziran 1984
bir bir oluştuğumuz kainatta buluştuğumuz varedenin sırrındandır

30 haziran 1984
dünyaya her gelen geldiğine delil bulduğuna sevinsin

temmuz 1984
el ile başlar ayak ile biter gönülde aşkı tüter
adem bir halde geldi geldiği halde buldu
-hâlden maksat nedir-
cümle yaratılmışlığın içinde kulluğunu bilmek

temmuz 1984
her kulu rabbinden gelir rabbi ile olur rabbini bulur

16 temmuz 1984
kumda ayak izi var kulda hakkın sözü var

26 temmuz 1984
kuşlara sözü verdik dediler döne döne
kullara özü verdik dediler yana yana
sulara sözü verdik dediler içiniz kana kana

12 ağustos 1984
kendinden yardım dilesin hakk ile öyle söyleşsin

17 ağustos 1984
ansızın gelmedik dünyaya düzende yerimiz hazırlandı
komşu olarak değil konu olarak geldik

14 eylül 1984
kul olmak kulluğunu bilmek özellik değil güzelliktir
çünkü kulluğunu bilmek zorunluluktur

28 eylül 1984
dayanmadığım ağaç yıkılsın dersem geldiğime pişman mıyım
ne ağaçlar erecek cümle kulu gölgesine girecek
kuşları dallarına yuvasını kuracak bakmadı isem bana soracak
seni senden aradım seni sen ile yargıladım
vareden varlığına hükmeder bilen ile zahmetine himmetini yar eder
gel aldı isek bedeni bilelim yaratanın verdiğini
bir beden senden sorumlu ise seni gönlünden eden yorumlu ise
bağladığın düğümü çözesin satır satır okuduğunu her gününde çizesin
ben aldığım emanetten sorumluyum sen gibi
ya ağaç ya toprak ya su ya yaprak 
onlar da sana verilen emanetlerdir
onları gözet onlara güzel söz et
dost olduğun her zerre sana şahittir bin kerre
bırakma eli elden at acı sözü dilden kayguyu sil gönülden
benden senden ayrıya deme çirkin gayrıya
sevmeyi denediysen sevilmeye gelirsin
sen kendini bilirsen elbet dost bulursun
dost dostluğa açılır acı sözden kaçılır
dar gelen her yoldan sevgi ile kolay geçilir
biz bizimle olalım cümle ile kalalım
varolanı buldu isek varedene niyaza duralım

11 ekim 1984
olursam kulum bulursam yolum

11 ekim 1984
kul kulluğa soyundu ise ne toza ne söze ne tuza şansını bağlamasın
şansım yok diye ağlamasın

12 ekim 1984
hizmet kulun kulluk görevidir mükafatı gönül yapısına kaydolur

02 kasım 1984
meydan bizimdir gelirsek
güzel bizimdir bilirsek
kainat bizimdir bulursak

08 kasım 1984
her varolan onundur varettiği senindir
varlığında bilenden olursan olan her gün senindir

12 kasım 1984
doğduk bilsek bilmesek denilmesin
doğduk özümüzdeki gerçek ile

20 aralık 1984
kul dilediği merhalede dilediğini değil hak ettiğini bulur
dilemek niyettedir hak etmek emektedir
niyetini emeğin ile besle ki hak ettiğine eresin

03 ocak 1985
sevgi de bilgi de her kulunun yaratılmışlığında mevcuttur

10 ocak 1985
kulu kula ne sorarsın verdiğinden ne beklersin
yarattı ise seni yüce silinsin senden gece
dostluğunu ver yeter dost olanı bil biter

06 şubat 1985
hay dedik geldik yola huy nedir sorduk kula
almak vermek görmek bilmek

06 şubat 1985
soyunduğum gerçek dostluğa adımımdır ilk söz bilelim ki ademindir
rabbim ilk sözü ademe verdi kainatı kul ömrüne adem ile serdi

28 şubat 1985
her kuyu içindeki su kadar derindedir
her kulu gönlünden geleni bilgisine aktardığı kadar serindedir

14 mart 1985
rabbim kuranı okuyun öğrenin öğretin diye verdi
kainatı kulunun önüne serdi
öğren öğret uyan uy
hizmet kulun kulluğunun bir bölümüdür
onu da yapmaktan kaçınırsa kulu nerde bulacak yolu

28 mart 1985
kullar ademin varisleri

29 mart 1985
bir anda her zerreye hükmünü ileten o
her anda kulunu yöneten o
yerden göğe bilir de ömrünü rabbim yazmaz mı

12 nisan 1985
kaygusuz her varedilmişin hizmetine kulluk bilgisinin katılması ile
güzelden güzeli bulduğunu söyledi cümlesini cümlenizi selamladı

06 eylül 1985
ya mümin sende olan ile sen yükümlüsün
sende kalan ile sen hükümlüsün

20 eylül 1985(3)
her günümüz güzelden güzele götürür güzel olmayan bilgiyi bitirir
cümlenize selam olsun onurlu her kulu gönlünde olana selam versin
desin ki  sen varsın bende ben beni sildim sende
varolduğuma yerden göğe mutluyum kulluğuma umutluyum

25 ekim 1985
kuşak belde güzeldir kulu halde güzeldir
dost bağı kendini bilen rabbini bulanların makamıdır

31 ekim 1985
kulu oldum varettiğine doyamadım

07 kasım 1985
esmeyen rüzgar dalını kırmaz
kul çekmediyse dalını bükmediyse

15 kasım 1985
çalılar eğildikte selama durdu neden bende olan onu gördüğünden
sen aynayı kendine tut bırak her yaratılan kendi aynasına baksın

06 aralık 1985(1)
has kullarına kulluğun basamaklarını çıkartır

06 aralık 1985(2)
insan bildiği ile insandır gördüğü ile insandır vardığı ile insandır
kul cümlesini derdiği zaman kuldur

06 aralık 1985(2)
ne dün ne bugün ne de yarın hüküm değişmez
kendi kendine kulun aklı gelişmez
varidata ortağım diyen sahibini sahibine şikayet edendir
dost olmayı bırakıp kendini inkar edendir
her tezgahta aynı bez dokunmaz
rabbin kurduğu tezgahta kumaş tükenmez
kurdu isen tezgahını kendin bulursun pazarını

21 aralık 1985
niyazınız gürde olsun dostluğunuz zoru silsin
dağlara verilen görevde her kulu yardıma koşsun

21 aralık 1985
dost olalım koyuna

14 ocak 1986
Gölgenin verdiğini, kulun gördüğünü, elinle tutamazsın
ne var ki
 kendi görgünü kimseye katamazsın.

14 şubat 1986
bugün varım yarın da olacağım deyiniz

20 şubat 1986
kitabım okunurken bir satıra daldılar bin satırda kainatı buldular
buldukları beni bana anlatan kainat idi
her yaratılmış kendi kainatını okusa milyonlara satır getirse
ne biteni ne iteni görürlerdi

11 mart 1986
güneşe baktık delice dedik zeytini yaktık her fidanın suyunu döktük
gördük ki benden beni sökmek için seni bilmek gerekli
aldığımızı bildiğimiz kadar vermeyi de bilmek gerekli
şükür rabbim bildiğimize seni bilip benliğimizi sildiğimize
aldığımız ile günümüze geldiğimize

28 mart 1986
atı aldım eyersiz altın heybe güzeldir gümüş olsa değersiz diyene de ki
rabbim ne verdi ise yerindedir kulu bu gerçeği bilmek zorundadır

28 mart 1986(2)
düzen senden değil sen düzenden hoşnut ol

28 mart 1986
sevgi kulluğu bildiren dost hak yoluna götürendir
bilse bilmese rabbim kulunun yanındadır her yarattığının canındadır

03 nisan 1986
dağlar dağlara bakar ovalar güneş ile gerçeğin çubuğunu yakar
sen benden ben senden ayrıda değiliz
ne var ki
ayrı kalırsak bütünde değiliz
bütüne varmak için her varolanla birlenmek gereklidir

03 nisan 1986
ağır giden ata vurmayalım su derin ise gitsin diye sürmeyelim
her yaratılmış gücünce hizmet verir
demde yolunu bilene her bir ağaç yolunu gösterir

10 nisan 1986
ayrıda olmadıkça gerçek ile dolmadıkça
okuduğunu bilemezsin rabbimin verdiğine gülemezsin

17 nisan 1986
doymayı bilmeyen hekimden nefes alır
uymayı bilmeyen hakimden heves alır

17 nisan 1986
erenler yolu bilir sevenler onu bulur soranlara konu olur
bakmazsan gerçeğe sendeki bilginin sonu olur

22 mayıs 1986
açmadığın kapıyı göremezsin
toplamadığın üzümü seremezsin
almadığın bilgiyi veremezsin
kulu oldum diyenlerden kendine pay çıkaramazsın

29 mayıs 1986
senden aldığım gücü senin için harcarım

04 haziran 1986
osmana gizli ilmini sorsan der ki
ömrünün her dilimi birbirine eşit olsa
gelip geçen mevsime benzersin çeşit ile kendine dönersin
çünkü sen yaratılmışın en kutlususun
her dilimin öbüründen mükemmel haldedir ve o mükemmellik sadece kuldadır
kulluğun kutluluğun idraki seni bir öteye daha da öteye götürür

27 haziran 1986
kul ektiği fidan kadar anılır
meyvesi yenildikçe yiyen kadar sevilir

02 eylül 1986
kapı kulu olmayalım
onda bunda bilmeyelim
gerçek bizim özümüzde hakikat sözümüzde bilinç gönlümüzde
yaprak yaprak açılsın taşsız yoldan öyle geçilsin ne dağlar yolunuzu keser
ne ovalar gelmedin diye küser

her yolcunun yolu kendine uyandır kimi dağcı olur kimi de bağcı
kimi deryada bulur kimi de havada
her birinin alıştığı her birinin buluştuğu tek kapı vardır rabbimin kapısı
orda asla ayrı yoktur sadece kul vardır

05 eylül 1986

ayrıda söz açılmaz açılmayan kapıdan geçilmez
 yerini bulmadı ise kulu seçilmez dedi
yunusum her adımda aldığını yudum yudum cümlenize sundu

05 eylül 1986
dostluk bilgide görgüde yargıda sorgudadır
gönülden gönüle dostluk yargıyı sorguyu siler
ruhaniyette ne yargı vardır ne sorgu
muhabbet muhabbet daimi muhabbet vardır ve daimi kalacaktır
 kul muhabbeti ile her kapıya varacaktır

10 haziran 1987
Seven kulları
Bilmediğinden sakınır
Bilmediğinden sakınmak
Kulun kulluk halidir
Bildiğinden bakınmak
Kulun yolluk halidir
Talip olana geldik
Binbir günü birledik

02 temmuz 1987
İnsan geldim
İnsanlığım onurumdur
Kulluk edebilirsem
Bilelim ki gururumdur

15 ağustos 1987
Her günün yaprağında
Her kulun toprağında
Çeşit çeşit ot biter
Kiminde saka
Kiminde bülbül öter
Her kulunun alemi
Kendi kendini besler
Kimini çiçeklerle
Kimini sebeplerle süsler

24 şubat 1989
(Soru: Sevabına talip olmak nasıl olur?)
Ben kulluğuma razı isem
Rab'bim benim kulluğumdan razıdır
Razı olmak;
Sevabına talip olmaktır
Selameti bulmaktır

KUL(-1-)

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir