1969-2

 (Tebliğin baş tarafı yok.)

1 ... musallat olanın yargısı HAK’tadır, nasibin vergisi çoktadır. ALLAH’ıma emanet olunuz. Mendil dört köşedir biliniz. ‘Bir ucu sarkarsa, dökülür.’ dersiniz. Yumuşak yorumda, dört ucu bağlı görülür; öyle oldukta, dökülene nasıl yer kalır?

2 Cemiyet somut örnek dilerse, fertler tek-tek ayrı tutulmaz; fikirde uymayan olursa, sohbete katılmaz. Suyun akışına gelen, gidişinden uzak kalamaz. Onun için verdik. Sözümüz cümleyedir.

3 Oluşun gayesi; BİR’den çoğa, çoktan BİR’e dönmektir. Dönüşü dünyada gerçekleştiren, göçünde yerini olduğu gibi alandır.

4 Soruları vereceğiz. Günü geldikte, açıklansın dedikte, açarsınız.

5 Geliş-gidişte, her kul olduğu alemin, yani Avrupa, Asya, Amerika, Afrika gibi ülkelerde mi RUHLAR değişime uğrar? Yoksa, Afrikalı Avrupa’da tekrar bedenlenir mi? Eğer değişiyor ise, neden hala Avrupa veya Amerikalılaşmadı, aynı ilkel yaşantı içinde kaldı. Bunlar tekrar-tekrar tekamül için geliyor ise, dünyanın her yanı aynı tekamül çerçevesi içinde olurdu. Tekamül, sadece fikirdedir. RUH yapısı, kulun ALLAH'ı ile arasındaki oluşumdur. Yapıya konan her taş, yapıyı bütünler. Nesilden nesile gelen kulları da ancak bu yapıya harcını katar. ‘Yeni gelen nesil akıllı oluyor, tekamül onun ile çözülüyor.’ diyene söyleyim. Kulun yapısı her an yenilenmekte dedik, daha önce verdik. Her an ölür, her an dirilir. Kulun dünya ile kainat arasındaki irtibatı, çeşitli akımlarla yönetilir. Ana rahmine düşen bebek ÖZ’ü, ananın günde aldığı akımlarla gelişir. Elbet hiç bir ana, dün alınan akımla bugün aldığı akımı birbirine katamaz. Çünkü geriye dönemez. ‘Akım, günden güne değişir mi?’ denilir. Elbet değişir.

6 Tecelli, olayın günde yansımasıdır. ‘Olayların’ denilirse, daha geniş yorum olur. Tecelliyat, dün ile bu günü ayırandır. Çünkü hiç bir an, öbür an ile bir değildir.

7 Anların dahi değiştiği kainatta, RUHLAR’ın tekrar-tekrar gelişini nasıl ikrar edelim? Yoruma girilirse, yapımcı nezaretinde olur. Yazdıklarımız, ancak toplum sorunlarına yönelik çevrede yerini bulur. ‘RUHLAR’ın geliş-gidişi hayal.’ diye anılan çevrede, yoruma dönük kalır.

8 Kainat MERKEZ’e bağlıdır. O, TEK MERKEZ’dir. O'ndan geldik, O'na döneceğiz tekrar-tekrar gelişi dönüşü ne yapacağız? 

9 Denildiği gibi akım yoluyla beslenen fikirler, beden yapısında yerini bulur. Beden yapısı ile beslenen bebek, elbet günün akımını bünyesine alır. Bu günün akımı ile beslenen ana, yavrusuna elbet dünkü akımını aktarmaz. Olay budur. Afrika’da ana yavrusuna, kendi aldığı akımı verir. Yavrunun akıllılığı, tekrar-tekrar gelişten değil, dünyadaki oluştandır.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

10 Sohbette açılacak ne var ki? Güzel sohbet değil, konferans. Konuşan yavrunun alışını verdik, ne var ki cümle kulun oluşu ile bağladık. Çok akım yüklü ANA'nın yüklü BEBEĞİ. Aldığını verdi.