|
1969-7
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yedekten oluşan, yukardan doluşan, sevgi ile birleşen;
kayıtsız denilmez. Olacağın öyküsü değil, hakikat olanı söylenir;
oyundan olmayanda, söz aynen alınır. ‘Oyun nedir?’ denilir. Oyun, günün niyete
yönelik yorumu. Gerçek, yazılan; yazılan, yaşanandır. Aşamayacağı
köprüyü vermeyiz, ‘Geçecek.’ demeyiz.
2 Sahipsiz olmayanın, dumanı da olmaz. ‘Sahipsiz olanı var mı?’ dersen,
‘Bilmeyen.’ derim. Gölde balık avlarsan, gönlü olmaza dağlarsan, kaderine
ağlarsan; ‘Sahipsizsin.’ derim. Deryayı bilen, gölde balık avlamaz.
3 Görüntü, gidişe-dönüşe açıktır. Danışılan gibi olur. Daha
önce dedim, ‘Şahin ağaca gelmez, yuvayı kurmaz.’ Güzellik odur ki,
sığındığın O olsun.
4 Var isem O'ndanım, yok isem O'ndayım. Yok denilen, görgüden silinendir.
Aslında varolan yok olamaz. Deryaya göz gezdir. Göreceksin, kendinden olmayanı
asla tutmaz. Toplar-toplar, oluşur-doluşur kaynaşır; kendinden
olmayanı kendinden uzaklaştırır.
5 Dörtten biri olaydım, yol üstüne duraydım, gideceğin yörede olacağı
vereydim; sorun ne olurdu? Günün dönemi, kulun sitemi olmasın; gelişe,
gidişten müsterih uyulacağı bilinsin. Sözümüz açık. Ayyaş olduğunu
bilesin. Görüntüsü ayyaş. Gecenin bittiği yerde yerini alır, sürüde
kendini bulur, Güneş’ten nasip alır.
6 Daha önce verdik. Makas kesmeye, iplik dikmeye gereklidir. Hatasız
dönüşe uyulacak. Güzellik, bilmededir; hatalı olsak bile, AFFI’na
sığınmadadır.
7 ‘Dert SEN’den, deva SEN’den, gönül SANA ALLAH’ım.’ diyelim,
şekeri tatlı diye sevelim, tatlı gelmeyeni ‘Tadına uyar.’ diye övelim. Günün
olayı soğan misalidir. Günde acı gelir, pişen aşa lezzet verir. ‘Nasıl?’
denilir. Günde gönüllerinizde üzüntü vardır. Tat vereceğini, güzel
olacağını bile-bile, soğanın acısını söylersiniz. Çiçeğin saksıda
oluşu, odayı; bahçede oluşu, kainatı süsler. Giydiğin senin mi,
sudan geldi isen; aldığın benim mi, kendine mal etti isen? ‘Alıcı mı, verici
mi olayım?’ dersin. Alıcı olan verir.
8 Elektrik nedir? Olumsuzluğun kayıtlı hali. ‘Olumsuzluk nedir?’ dendi.
Elektrik akımı elle tutulmaz, gözle görülmez, kayıtlı hale gelmedikçe. (Nedir?) Güneşin verdiği,
dünyada kardığı, ‘Kozmotik oluşum.’ diye adlandırılan. Dünyanın neşrettiği,
güneşin haşrettiği bileşimler;
elektrik akımını oluşturur. Pozitif akım yerden, negatif akım
güneşten gelir. Geliş oluştur. Oluşturan buluşturur. Havada,
suda her an akım mevcuttur. Asıl olan, akımdan RUH’u ayırandır. RUH enerji
yüklüdür. Ne var ki elektrik denilen değil. Beden, RUH’un kablosudur. Nakil
değil mekandır, kainata imkandır. Dağdan alacağın nedir? Dumansız
kalmak, güzeli görmek. Toprağa vereceğin nedir? Ağacı dikmek,
buğdayı ekmek. Demek ki toprağı bilirsin, güneşi görürsün;
verirsin-verirsin, ne dilerse verirsin; güneşin vergisine uyarsın. ‘Kalıp nedir?’
dersen; ‘Soğuktan alınan, sıcaktan yanılan.’ derim. Ateş misin, su
musun? Yandığın ateşten sorduğun, su değil mi? Ateş suyu
kaynatırsa, üstünlüğünden midir? Suyu ateşe döktüğünde
sönüşü, düşkünlüğünden midir? Var olan sudur, su olacaktır, su
dolacaktır, su kalacaktır. Oksijen-hidrojen yorumu verir, simgesi suyu
gösterir. Dünya su, kainat ÖZ’dür. Suyun buhar hali. Ayık olan bilir, çünkü YARATAN,
şekilden münezzehtir. ‘Suyum, su kalacağım, buhar olacağım.’ de,
ötesi O'na aittir.
9 Kim ne derse desin, nasıl tarif ederse etsin; öbür alemin tarifi ancak
gelene açıktır, dünyada olana değil. Gönlü ile gelse bile, perdenin
arkasında kalır. VELİ’nin bildiği, perdenin gösterdiğidir. Yedi
katta gördüğü astır, perdenin verdiği VELİ’ye baştır. ‘Alacağım.’
dersen, uymaya çalış, Hali’yle halleş. (RESULÜ’nün Hali ile?) O geldi, o verdi, KENDİ’ni
o'nun ile bildirdi. “SÖZÜNE UYULSUN, HALİNE GİDİLSİN,
KAİNAT O'NUN İLE SEVİLSİN.” denildi. Yolunun kavgasına
düşende, haline uygun ne görelim? Ayyaş olanı bulalım, dönelim
duralım; MEVLÂ’m nerde karşılaştırır, görelim. ‘Sen bilmez misin?’
dersin. Elbet bilirim, sende elim var görürsün. Açarız gözü, alırız sözü. Yakın
nerde, uzak nerde, ölçü kimde? Bana yakın gelen seni uzatır, dönüş üçte
görülür.
ALLAH’ıma emanet.
10 Yamayı çıkar. ‘Yonca olsun, dört yaprak gelsin.’ dersin. Varsın elinde
üç yapraklı olsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|