19 Şubat 1969
MEVLÂNA'yım ben!
1 Hoş gördüm. Olgun gördüm gönlünü, düzgün gördüm yolunu, gününe
niyetine koydum benim adımı. Yanına niyetine ALLAH yol versin, ALLAH cümleden
RAZI olsun.
2 Duanı aldım, yuvana geldim; gördüm, yönünü verdim. Gününe
karışana, yuvandaki eşine. Ona yardımcı ol. Ona ‘Ne oldun?’ deme.
Yolunu gönlünü yunar, yolunu arar; bulunca durulur, sükunet bulur. Sabır-sabır-sabır, ALLAH'a giden yolun
yardımcısıdır. Sükunet yola girene lazımdır. Yuvada huzur, gönülde huzur, dünyada
huzur lazımdır. Yuvanı ısıt, yolunu düzelt, ahireti bul. ALLAH'ı bilen, yolunu
soran bulur. Suyunu içer, ağacı seçer, ağacın gölgesine geçer. Suyun
sayısı çok, ağacın gölgesi büyük.
3 Yol uzun. Geldin meclisimizi buldun, adımı bildin, sana yolumu verdim,
gösterdim. Yolun açık, yuvan huzur dolu olsun. Yola çıktın durma, ‘Dur!’ diyene
kanma. ALLAH YOLU’na girene, lütfa erene, GÜL’ü seçene olur, yanına gelir, DEDE’yi
bilir. DEDE’nin gönlü DEDE’yi ananlardadır. Andın mı, anında gelir, görür,
bilirim. Sen göremezsin, fanisin bilemezsin, beni daha hissedemezsin. Olacak,
sabır. ALLAH'ın EMRİ’ni bil, ona uy. Dedim; sudur içilir, yoldur yürünür.
Yolun sonunda dilediğin yere varamaz mısın? Gayret günü gelecek, yolun
yürünecek. ALLAH EMİR verince, yanına gelince, gönül bağı olunca; sen
de beni anlarsın, varlığımı bilirsin.
4 ALLAH'ın ADI’na dayandım, gönül yoluna düştüm, yolları
aştım, sizlere ulaştım. Lütuf değil midir ALLAH'tan? ALLAH'a
niyet ettim, yola çıktım, gününü seçtim, doya-doya içimi dışımı aydınlık
yollarda berrak sularda yundum, yanınıza geldim, sizlere de suları içirdim. ALLAH
cümlenizden RAZI olsun. Suya daldım, GÜL’ü aldım; gönül verdim, ALLAH’ı andım,
yundum. Sudan geçelim, yolu seçelim. GÜL’ü alalım, ALLAH'ı analım, GÜL’ü verelim.
Adına, gönül verdim GÜLÜ’ne. Yoluna gidelim, yunalım, gafletten uyanalım. Adını-yolunu
bildik, yunduk sevdik, ‘Sonumuz.’ dedik. Hayır olsun, yolundan ayırmasın. AMİN.
5 Olsam yolcu, gelsem sana bilir misin; sorsam yolu, yol gösterir misin?
GARİB’in gönlü yolunu açtı, sizi buraya gönüle bağladı. Yolumuz,
gönül bağıdır. Gönülden gönüle köprü kurulur. GARİB’in gönlünden
benim gönlüme köprü kuruldu. Yolu bulup gelene, niyet edene ne mutlu, ALLAH’ın LÜTFU’na
erene ne mutlu.
6 Adını duydum, gönünü bildim, ALLAH'a kaderini bağladığını
gördüm. ALLAH’ın LÜTFU’nu bilir misin, O'ndan gelene inanır mısın? ALLAH DİLEDİĞİ’ne
verir, onu ihya ettirir, suyunu içirir, varlığına ayan beyan bildirir. Sen
bunu bildin mi, ADI’ndan başka şey duydun mu, ALLAH’ın LÜTFU’na ereni
gördün mü? ‘Gördüm.’ dediğin dünya lütfu. Ahireti bildin mi? Ahireti bilen,
gönlünü veren, yolunu bulan; yanında YOLU’nda gider. Düşünme, gönlünü bir
daha karıştırma. DEDE’nden şüphe etme. Yolunu verelim, güzeli
bildirelim. Yolun güzeli, ahlak yoludur; ALLAH'ı bulan, sevgili kuludur. ALLAH
sundursun, yolunu buldursun. AMİN. ALLAH'a anında yolunda giden, yardım
görür; gönül veren, bulur.
7 Yanındaki, içine düşeni sorar. Korkma yakmaz gönül ateşi.
ALLAH ATEŞİ düştü gönlüne. Gönülü seçtin, YOLU’na girdin. Yolun
açık, gönlün açık olsun. YARATAN gönülden geleni bilir, yanına oturanı görür, YOLU’nu
verir, YARDIMCI gönderir. Yolun kutlu, gönlün mutlu olsun. AMİN.
8 Sana VELED’imi yollasam, yol yok. Gönülden geçir, yanına çağır,
gelir görür. Sevgili DEDE’nizin eşi ve kızının selam ve sevgilerini
getirdim sizlere.
9 ALLAH'a niyetini açtım, DEDE’nden danıştın. ULU TANRI’nın VERGİSİ’ne
sözüm yok. ALLAH’tan dile, yola GÜL’e niyet et. ALLAH dilerse olur. Okumak
niyetle olur, gönülden gelir; olandan-ölenden, yuva görenden, yol bilenden
sorulur. Sordun sevindim, sana yol bildirdim. Andığını yaparsan sevaptır,
yalnız çok zordur. Güvenirsen kendine, bakabilirsin ona. Nafaka değil, yol
bildirmek, yön vermek. Senden sorulur, yapabilirsen güvenebilirsen; kazandırır.
10 ‘ALLAH’ımın EMRİ’ne uyarız. O'nun SEVDİĞİ kullarız.’
demek için; yoldan çıkmamak, kötüye uymamak lazımdır.
ALLAH'a emanet olunuz.
11 Sizlerden dualarınızı bekleyenleri unutmayın.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH