17 Aralık 1969

MEVLÂNA'yım ben! 

1 Memnun niyaz ederiz. Geldik niyet ettik; YUVA’nın yolu, yolun kulunu mahzun gördük. Mümin olan, beni bilen, ‘Gelse yuvama demez’, geldiğimden şüphe etmez. Gönül yolu uydu, mümin kulu duydu mu; ULU’su gelir, olayı görür. Mor dağın aşımı, mavi suyun geçimi zor gelmez; deme ‘Uzak, yol vermez.’ Duan kötüyü koymaz. Uyma, duyma, ‘Gine...’ deme. Olur-geçer, kuldur içer, suyunu seçer. Dünya kulu yanıltır. Sözünü yuvanın olumuna bırak. OMAR der ki: “Ömür bir gün, kahır on gün. Olsa sabır; kulu oldurur, onu bire indirir. Her kul uysa bu söze, kıymet verse her ÖZ’e, ‘Senden-benden.’ demese; olay yol bulmaz.” 

2 Dünya kulu, misafir yolu sevilir. ALLAH'tan dilenir, GÜL’den niyet sorulur. SAHABELER duacı, YUVA’ya gelen hacı. Yumuşak yoldan geldi, YUVA’yı ‘Uygun.’ dedi. ‘YM olmuyor.’ diyen yanılıp sözü anında ÖZ’den suyunu alsın, verileni bilsin. YUNUS'um der ki: “CAN’ım YUNUS’tan geçse, CANAN’ı CAN’ımdan içeri itse; olmaz almaz, dünya kulu bilmez, ömrü yetmez. ‘Nokta.’ desem değil.” ‘ALLAH’ıma kavuştum, muradıma eriştim, mümin kula yetiştim.’ dersin. Merakınız münasip. Manayı bilmek, dünya kuluna ahiretin sırrına ermek hoş gelir. Bilir misiniz ki, ALLAH lazım geldiği kadar bildirir. Ne daha öteye götürür, ne gördüğü yerde bırakır. ALLAH’ım dileyince isteyince gösterir. ALLAH'ım kendi dilerse gösterir, kul dileğince değil. Dileyene bakma. YM, mana münasip. Yalnız ömür bitende görülür, bu alemin sırrına erilir.

(Resim verilir: HAZRETİ MEVLÂNA  kızı, PRENS SELAHATTİN.) 

3 Ben, yavrum ve mesut günün sabahı namaz kıldıran şeyhin yolu, Prensin kolu. Yavrum namazda, Prensim niyazda. Namazı kılan, yavrum. Kızım. Yanındaki, PRENS SELAHATTİN.

4 O gün geçti, beden göçtü, muradı seçti; günü geldi, kulu gördü. ALLAH'ım İZİN verdi; anında dileyene, ‘ALLAH'ım.’ diyene, DEDE el verdi. DEDE oldum geldim, yolumu verdim. Mümin kul gördüm, gönülden sevindim. ‘Cemaat?’ dersiniz, sorarsınız. Gitmek-gelmek zor değil. Gönülden geçende, ‘El verdim.’ diyende; orada-burada oluruz. Gece olsa, gündüz duysa; cümleye hoş gelir, ALLAH ADI anılır. ALLAH'ım ADI’na gönül verdim, kula dedim; ‘Bir ADI mı, dünya tadı mı bağlar kendini?’ 

5 ALLAH’ımın yarattığı, dünyada yaşattığı, yüzden yüze baktığı, her kuluna NURU’ndan kattığı görülür; İNCE HESABI’na akıl takılır, AŞK öyle başlar. Başlar, kulu haşlar. Haşlanan kul yanmaz, dünya malına dönmez, duman gönlüne koymaz. Ne YÜCE’dir ALLAH'ım, yol incedir ALLAH'ım. Kuvvetin verilir, ince yoldan geçilir, köprü kurduk aşılır. YM oldu. Dileyene yazarız, ‘Münasip oldu.’ deriz. Dilemez misin, münasip olana sormaz mısın? YUVA’nın yumuşak kuluna, ağacın sunduğu suyuna. ‘Ağaç suyundan sunar mı?’ demeyin, yanılmayın. Yaprağına su verir, canını sudan alır.

6 Kağıt çok, vakit dar. Dilekten söz dersin, ALLAH ne der bilirsin. Vakit saat gelende, ALLAH yolu açanda, dileğin münasip yol bulanda olur, dünyanın dönüşüne uyar. SAMANYOLU kümesi, muratların yücesi; yolunun açılması, parlak geceye rastlar. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH