7 Aralık 1969 Kadir Gecesi
MEVLÂNA'yım ben!
1 O'ndan olmuş, YUVA’ya gelmiş, yürümeyi, olumu, NUR’uyla
yoğrulmuş. Cümlenizden aldım selam. Olmuş dünya; olanı-EREN’i
ahireti bileni, SAHİBİ’ni seveni sinesine almış, ALLAH’ımın
nimeti ile bezenmiş. Duman SANA yaraşmaz, SEN’den olan karışmaz.
Cümleye selam ALLAH'ım.
2 Danıştım (YÜCE’ye);
‘Niymetin verilişi kulların uygun işi, neden uymaz gidişi?’ YÜCE’den
aldım hitap, dendi “VERDİM KİTAP.” Daha sormak yetmez mi, KUR’AN kulu
eğitmez mi? Olay budur. Sorunun cevabıdır. KUR’AN okunur gönüle göre yola
konulur, ALLAH’ım EMRİ’nden çıkılır. Ayak yürür, gönül sürür, ayak yolunu
niyete uydurur. Niyet bağa bahçeye ise, gidilir, niyet uçuruma ise? Yolunu
bilene değil, ‘Ham kulu.’ diyene derim. ‘Çok yol bilirim, ALLAH'ı anarım.’
diyen, kendini ulu gören yanılır, uçuruma adım atılır. Kul mertebesini bilmez,
ALLAH'ım EMRİ’nden çıkmaz.
3 Gününden gelen, ‘Su, mübarek.’ diyen. Meclisimiz kuruldu, sevgilerimiz
duruldu, gönüller hep bir oldu. Ne mutlu meclise gelenlere, geceyi bilenlere.
Olaya akıl takma, kendi üstüne alma. Yumuşak yolumuz, pak oldu
gönüllerimiz. Duman koymayız, koyana izin vermeyiz. Dünya işi olur, yola
girer, ahirette ULU kişi kola girer. Geldik, söz dedik, mümin kulları
seçtik. Duman koymayın, korku duymayın. Fani değiliz yanılalım, önce seçelim,
sonra bırakalım. Gönülleri görürüz ölçüleri veririz, öyle kola gireriz. ‘Öyle
mi, böyle mi?’ deyip korku almayın, dünya derdine alev koymayın. Ne olsa geçer,
MEVLÂ’m suyundan içeni seçer.
4 Mübarek geceyi övmeye geldim. Geldiniz, ‘DEDE’m.’ dediniz, RUH’umu
deryalara saldınız. Huzur verdiniz. Gelenden dinleyenden, ‘DEDE’m.’ deyip dua
edenden ALLAH'ım yüzbinlerce defa RAZI olsun, dünyada nasip, ahirette mertebe
alsın. Dualarım sizlere, cümle yaratılmışlara. Olduğum günden
geldiğim güne, yaşadığım gecelerin en güzeline ‘Bu gecedir.’
desem şaşmayın. ALLAH’ımın “ALMAK-VERMEK, YM. OLMAK.” DEDİĞİ
gecedir. Bu gece sevabı alırsın, günahı silkersin; olursun, bilirsin, bu gece
erersin. Olmuşun gelmişin, yumuşak yol bilmişin.
5 Andığım cümle kulların; namazdan-yudumdan daha münasip eden
gönüldür. Namazı kılarsın, yükünü atarsın; bilinmez ödeyemezsin. Gönül yoluna,
mümin kuluna, ALLAH’ımın YÜCELİĞİ’ne; hepsi silinir, mertebe
alınır. Gönül gönüle uysa, gönüller hoş tutulsa, sevabı büyük. ALLAH’ımın
yapısı, kulun gönlü KABE yapısı. KABE’yi tavaf mümkün ise, ne mutlu gidene;
değilse, ne mutlu gönül kırmadan yaşayana. Her gönül ALLAH yapısı,
ayrılmaz kulun. OMAR der ki: “ ‘Yaratılan.’ densin ayrılmasın, ömürde olan gönülden
geçen konuşulmasın.” Gönül kula değil ALLAH'a açıktır. Kulun kula
sözü yok, ÖZ’ünü bilmeyene sözü yok. Madem bilmezsin deme, ALLAH'ın İŞİ’ne
karışma. Söz cümleye. Dumansız gönüller, adağını bekler, ALLAH'tan
diler. ‘Olsun.’ deriz duacıyız. Ayağı nurlu, münasip yollu YUNUS gelir,
duaya duası ile katılır:
6 “YUNUS'um geldim. Gecenin güzelliğini, meclisin parlaklığını
gördüm, duamı duanıza ekledim.
7 ‘YUNUS.’ derler sorarlar, ‘Sen ULU kişi misin? Yumağını odunla
sarmışsın.’ Mübarek TABDUK amadesi oldum, yediğim lokma hakkı için
ona hizmet ettim. Ona ettim lokma için; ya dünyayı YARATAN, yarattığını GÖZETEN
TANRI’ma hizmetim çok mu? Gümüşten geçtim, toprak dedim, yaprak dedim, ULU’mdan
yol sordum yürüdüm, ‘Odun.’ derse taşıdım. Ne var ki, çok mu? Suyundan
içtim, yandığım gün kandım, dünyada yaşarken ahireti gördüm. Olan bu.
(...) Mühim değil bence, kulların dediğince, kitapların
yazdığınca.
8 Dünyada olana akıl takana aşarım. Bilenin, yardımına
koşarım. ALLAH'a geldim. Duygumu sorana deyim. Dünyada yaşamak,
dünyadan göçmekten zordur. Ölüm, YUNUS’a dünyanın bu büyük günü, ALLAH’ıma
vardığım anı. Olmayan yolu bilmeyenlere, o gün daha çok yandım. Dünyaya
tekrar gelmek denseydi; yalvarırdım, yolumu onlara bağışlardım ki
görsünler, O'ndan olanı bilsinler.” YUNUS’um dardan, niyazı boldan, günü kirden
uzaktı. Olmuş-gelmiş YUNUS’a sırtını vermiş; YUNUS dönüp
bakmamış, dünya olayına akıl takmamış. ‘Ağaçtan odun.’ dersen
değil. “Niyazım, gününüze. ALLAH'ım cümlenize nasip versin, göçte
günahları AFFETSİN.” AMİN.
9 OMAR der ki: “Her kul gönle göre yol bulur, YUVA öyle kurulur. Yolu
yola uydurmak, kula gönül koydurmaktır makbul olan.”
10 ALLAH'ım! Güzel ayın bu güzel gecesi, MELEKLER’in hecesi, yuvaların
bacası buram-buram tütsün. Dünya kullarını doğru yola çevirsin;
danışanı görsün, duasına duasını eklesin. AMİN. Gecenin uzunu,
gündüzün yüzünü aydınlasın. ‘Gece gündüzü aydınlatır mı?’ deme. Gece öyle gecedir
ki; yılını aydınlatır, kulunu-yolunu aydınlatır.
11 Geldim suyumdan verdim, gönülleri güzel gördüm. ‘Görmesen gelir misin,
bize söz verir misin?’ derseniz size deyim; gelirdim, görürdüm, yudum verirdim,
alırsa kalırdım. Uymayan-duymayan, ‘ALLAH'ım.’ deyip yanmayan suyu ne yapsın?
Yanmaz ki su dilesin. Onun için dönerdim, yuvayı YUVA yapmazdım, meclis kurup
pak gönüllere su vermezdim. Sorarsın ‘Yalnız bize mi?’ Değil. Niyaz eden
her kula, ALLAH’ımın EMRİ ile giderim, yol veririm. Yalnız YUVAMI burada
kurarım. Öyle ya, kalabalığına göre nasip verir ALLAH'ım. Sunduğumuzu
dileyen, dileyip bekleyen. YM gidelim. YUNUS’la geldik, yol dileyene verdik.
YUNUS’um der ki: “ YUVA’da bana da yer göster.” Güldürsün ALLAH. Cemaat genişler,
gönüller dolar. Dünya hanesi ne yapalım, bize ALLAH'ın KABE’si lazım. YM
gönüller alır, cümleniz gelir. Andık sevindik, selam aldık götürdük cümlesine.
OMAR der ki: “ SELAM, ALLAH KELAMI. Alandan-verenden, getiren-götürenden
ALLAH'ım RAZI osun, dünyada gülsün, ahireti bilsin, duacı olsun, katımıza
gelsin.” dedi.
12 Biz geldik bu geceye. Geceniz, niyazınız bol olsun, ALLAH'ım kabul
esin.
(Resim
verilir: HAZRETİ MUHAMMED ve kızı HAZRETİ FATIMA.)
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH