8 Mart 1970

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Hoş gördüm. Biz bize müsaade mi dilersin? Suyumuz mu alınır, yolumuz mu bilinir?

2 Geçmek midir? Asıl olan, olmaktır. ‘Maggamına müstahmak.’ Makamı yüksek. Müstahmak, farsça asilane. Gayreti çok, marifeti çok.

3 Müsaade üzere geldim, YUVA’ya postu serdim, ‘Sultanım.’ dedim, GARİB’i sevdim, ağmadan değmeden ALLAH’ımın İZNİ ile korudum. Masun oldu her türlü kötülükten. GARİB’i üzen her şey masundur. Yol münasip, nimet duası kabul.

4 Vücudun atom gücünün, az veya çokluğu kuvveti arttırır. Havadan değil gönülden. Mastar eklense çokluk olur. Mastar bilmez misin?
Mastar ektir, ek olan çok olur.

5 Söz eden eder, dilini sürter; yol diyen söyler, ayağı burkar. Onun için, demeyin, kimseye söylemeyin, iyiye kötüye söz düşürmeyin. Mümin kulun korkusu yok. Yalnız kulu yanlış düşünmeye atan, olay değil huyunun basitliğidir. Münakaşaya yol vermek, yol münasip olanı üzer.

6 “YUNUS’um, geldim. ‘Özledim.’ dedi, günler geçti, GARİP sustu, yazı durdu. ‘Üzülme GARİB’im.’ dedim sana, YUNUS her yazıda olmaz. Her meclise girmez. ‘Münasip gün.’ der, bu gece söz ister. Duydum sesini, ‘ÇAKIR’ dediğini. Madenin sesine kulak verdim. Masanın kuvvetini denedim. Kaldırır dedim. 

7 YUNUS’um geldim. Susmak değil söylemek, boş laf değil yumuşak olmak, masanın etrafına gelenleri yuğmak diledim. Gördüm ki coşalar, ALLAH’ına koşalar. ‘Sözün üstüne denk, kulun yoluna cenk değil.’ dedim, sözümü seve-seve verdim. Elden-ele gezen, yol münasip diyene sözüm. Elbet münasip; suyum ALLAH’ımdan, sözüm gönlümden dedim. Suyun olduğu yerde güller büyür, olmayan yerde toprak kuru kalır. Onun için, ULU’nun ‘Suyumdan vereyim.’ dediğini boş almayın. ‘Bende iman var, senden alacak değilim.’ demeyin. Benzeyiş bu. Toprakta hayat olmasa, suyu verince yeşermez. Gönül suyu da budur.

8 Özleyiş güzel, ermeye delil değil sanma.

9 Gönlüm yanarken, ALLAH’ımı anarken; bilmedim nedir, sormadım kimdir? Var ya, beni yaratmış ya; gideceğim işte O'dur. Yardan büyük CAN’ım. CAN’ım kim? ALLAH’ım. O'nun oldurduğu, kemale erdirdiği, CEMALİ’nden verdiği, tadını tattırdığı yârim kim? Çok mu uzak, çok mu yakın? Gönüllerin ölçüsüne göre.

10 İt ürür GARİB güler. Müstahak olduğun mertebeni, bu dünyadan aldın. ÇAKIR’ım ULU’num. Yalnız, kula bulma hatayı, yumuşak yolu aldın mı düşünme dünyayı. Uyduğun gün görürsün. Karşına geleni, yumuşak GARİB’i görmez misin? Yumuşaklık çok yöndür. Uymak duymamak, görmek dememek, sevmek dövmemek, almak yolmamak, kötüye uymamak, kalbinden atmamak, bilmek silmemek. Daha deyim mi? ‘Kötü.’ dersin silersin. Ya dönerse, iyiyi bulursa? Çünkü o da senin YARATAN’ının kulu. Duyarsın almazsın. Senin sözünü eden, belki de ‘Kötü.’ diyen; yanılıp da söylemiş, daha sonra kahretmiş olur. Böyledir. Yolumuz uygun ayrılma, araya öfke koyma.

11 ÇAKIR’ın gönlünden şüphe edilmez, her kulda öyle gönül bulunmaz. Yeter ki diline uymasın, gönül kırmasın. Geçti o günler yumuşadın, bu hale geldin. Yumuşamanın bir yolu da bu; kul için değil, ALLAH’ın için yap. Kul her zaman memnun olmaz. Yalnız ALLAH’ına tevekkül ol, havale et.

12 Seven sevdiğini bekler, sözünü gönüle ekler.

13 Sebepsiz olmaz, ALLAH’ın EMRİ’nden çıkılmaz. Saray olsa kristal misali, kırmaktan değil güzelliğinden kıyılmaz. ‘Yeniden yaparım.’ dersen; ALLAH’tan İZİN gelmez, kırdığının yerine oturmaz, kırık tamir edilmez.

14 Olaya sebep, dünya sesi; yolun perdesi, kulun öfkesi. Geçin dünya sözünü, örtün gamın üstünü. Ben dünyayı ölçmedim, ‘Kaç karıştır?’ demedim. Demeyin, ‘Şaşkın olma, dünyayı karışla ölçme.’ Dünyayı karışlamak, hep gamın içine girmektir. Dünden günden geç, güzel günü seç.

15 Günümde yaşımın yirmisinde, ‘Dünya.’ dedim ‘Tadı yok, ahiret desen adı yok.’ Yanımda oturur, derdimi paylaşır, arkadaş olduğum, aşımı paylaştığım, yaşı bana uygun değil amma gönlü zengin, her yaşa uygun; ‘Derdin ne?’ dedi. ‘Ne beklediğimi bilmem.’ dedim, ‘Akşamın sabahını, sabahın akşamını beklerim, günü güne eklerim. Ne uydum ne duydum. Hastayı gördüm ‘Dünya kötüymüş.’ dedim, abalıyı gördüm ‘Sabırsız.’ dedim. Olsa sabırlı, demez sıcağa soğuğa söz, ne dense bilmez boş. Münasip olduğu gibi verilmiş, kula ne sözü düşmüş.’ Arkadaşım dedi: ‘Sözün güzel, havaya uyar. Neden görmezsin, etrafına bakmazsın; sıcağa suyundan almazsın, soğuğa karından yemezsin? Dedim güzelsin; geceyi gündüzü ayırma, ayırana söz etme. Güzellik ara gör, yaşamayı bil, ayağını yoluna uydur.’ Uydum sanırım. Yumağımı sardığım o günden sonra, gamdan uzak durdum. Nasıl derseniz; dertli gördüm ortak oldum, hafiflettim ben de rahatladım. Hastaya el uzattım. Yol münasip olsun diye, sözümü yolundan ettim. Hummalı gördüğüme ‘Dur.’ dedim. Hummalı; yok yere telâşa düşen. Yardımcı olmaya lüzum yok, çünkü telâşı boş. Anlattım uyandırdım, dünyayı ölçmekten kurtuldum. Böyle işte. ALLAH’ım her şeyi düzenlemiş, görmeyi-duymayı da nasip etsin, AMİN. Kullarını oldursun, AMİN. YUNUS geldi gitsin.”

MEVLÂNA’yım ben!

16 ALLAH’ımın bileceği ömür, kula bağlı değil. Kulun üzüntüsü yersiz. Gamına ‘Yeter.’ de, gönülü sustur. ALLAH’ına güç gelir. ALLAH’ım, sözünü söze bağlamaz. Ağlayan yanık olup gönül dağlamaz. Nazını sevdiğine eder. Müstahak olur, alır; döner, unutur. Gamını sil, yuvana öyle geleyim. Şüpheni kaldır, sözümü sana vereyim. Dert-dert, gönül mert. Bilirim amma ALLAH’ımdan dilerim dualardan iyilik. Olmuşa söz-göz atma. Gönüle duman katma. Yolların en güzelini seçtin, bir sözü dert etme. Varlık yuvanızda olsun. Gamı silin, DEDE’niz gelsin. Hasta şifa dilesin. ALLAH’ımdan, ya kimden? Maniyi kaldırmak ALLAH’ımın elinde. Ağamın aldığı dualar, ona katını hazırlar.

17 Kuvvetini ALLAH’ım versin, dünyada kuldan bekletmesin. AMİN.

(Resim verilir)

18 Bildiniz güldünüz. ALLAH’ım güldürsün, yolunuzu ALLAH’ım açsın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

MEVLÂNA’yım ben!

19 Dargınlığa yorgunluk, ekler sabrımı, yoklarım suyumu. YM yargıya düşsen, bilene danışsan, vicdanına el atsan, ALLAH’ın ADI’nı ansan, yolumu yakın görsen; dünyada gönül kırmanın cürmünü silker, gönül almaya bakarsın. Ana kalbi kırana ALLAH ferahlık vermez. Ananın duasını al. Sana demedi mi ‘Kaderine sen düşme.’ Kaderin sana ne hazırlar bilmezsin. Yalnız, sevindirmeden sevinme.
Dönüş, ALLAH’ım için kolaydır.