9 Mayıs 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Geldim, hoş sözün üstüne durdum, düşünmek size düşen. Benim görüşüm, uymak size düşen. Niyete uymasa, sözünü almasa; yumuşak yol yürümez, men dilden kaçmaz. Uymak eşlere düşer. Münasip budur. Karşındakini mutlu etmektir vazifen. Eş alırken, her yol için yuvanı açarsın, eşini ‘Mutlu edeceğim.’ diye alırsın. Vazifeni yaparsan, her şeyin üstünde mutlu olursun. Yanılma, vazifeden dolayı mutlu olmak yetmez, mutlu görmek de öyle. Evlilik, yuva kurmak binaya girmek değildir. Binayı yolunca açıp mesut kulların neşeli, manevi kuvveti yüksek yavru yetiştirmek. Yalnız, değil örnek olmak, örneği yuvada vermek. Sunduğum çözülsün, misal verilsin deriz. Denilen münasip görülür. Mevsim yuvanın havası, hava yuvanın süsü. Yavruyu yuvaya veren kim? Eşini kuluna nasib eden kim? Yavruna iyi örnek olursan; eşin de yavrun da sen de mutlu olursun, ALLAH’ımın yanında kutlu olursun.  YARATAN’ım der ki: “KULUM BİRDİR AYRISI YOK; BİRİNİN EKSİĞİ ÖBÜRÜNÜN TAMAMIDIR, ÖBÜRÜNÜN EKSİĞİ BİRİNİN TAMAMIDIR.” Kıymetli olanı, ayrı tutulanı yok.

2 Olmayın yuvada bencil. Bencil olanı YARATAN’ım sevmez. ‘Dövmek.’ dersen, yolunu düşünürsen; münasip değil, ALLAH’ımın, kulunu, emanete olan ihanetinden cezalandırması. Kulunu kuluna emanet etmez. Ne var ki bencil kul, yuvada, dünyada yumuşak sözden kaçar. Sakınmaya bakmak gerek, acı sözden kaçmak gerek. Emanete duman vermek, huzura erdirmez. Emanet, kulun CAN’ı. CAN’ını düşünmek; gerekeni bilmek, yolunda gitmektir. Deme ‘Olsun, yumağım böyle sarılsın.’ Niyetini yumuşak bil, ağız yolunu gönüle uydur. Mutlu olan gördün mü, vazifeni bildin mi? Mutluluğu ben gördüm, en yüksek mertebesine erdim, yuvanıza bunun için geldim. Sözüm her gün budur. Yolunuza açılan gönül kapınızı gördüm. MEVLÂ’mın SIRRI’nı niyazımda buldum, O'na varmaya duacı oldum. Yuvamı huzurumla süsledim, eşime ‘Sen.’ demedim, ‘Biz.’ dedim.

3 Olmak için dünya değiştirmek gerekmez. Kundura giysen, ‘Dar geldi.’ desen; bağını çöz demek değil, çözüme yardımcı olmak gerek. Sana çöz denmesi için şikayet edilmez, yardımcı olman istenir. Sabır güzel, kulu kazandırır. Dava mühim, kazanan iyi. Kayıp mühim; kaybedenin kaybettiğini kazanan bulur. Üzerine alan yerinmesin, gelen söz ‘Sert.’ demesin. Gümüşün silindiği, altının seçildiği yuvaya, yuvadaki kullara geldik. Geldik, hataya düşene nasihat ettik. Kayıptan kaçının, kazanmaya bakın ki; dünyanın solduğu, alemin döndüğü günde; mahzun olmayasınız, bir söze sonsuz karanlığa kalmayasınız. Sonsuz karanlığı bilirsiniz; yolu münasip olmayan, sözü ölçü bulmayan kulun döndüğü yerdir. Varmayı dilediğiniz yere gitmek, yolu münasip olmak dilerseniz; uymayı vazife bilirsiniz. ‘Neye uymayı?’ derseniz, ALLAH’ın EMRİ’ne! 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH