10 Mayıs 1970 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Niyaza geldim, kapıya durdum. Medine Mekke arası, dünyanın ikinci yarısı. OMAR der ki: “Olmuşun sözü, olacağın gözü olmaz, sözü edilmez. Anlaşılmayan nedir? Söz açıktır. Olmuşun sözünü etmek boş, ‘Olacağı göreyim.’ demek boş. ‘Rüya gibi.’ dersiniz, rüyada yaşarsınız. Uyku gecede değil günde de vakidir, dünya olayla bakidir. Sabahat değil yazan, ben. ALLAH’ım hepinizden RAZI olsun, münasip yön versin. ‘Yönüm ALLAH’a?’ derseniz, öyle olmasa beni bulur musunuz?

2 Olgunluk erginlik değildir, erginlik görgünlük değildir. Her ergin, görüşü var demek değildir. Meyvenin oluşu ağacın kök verişine göredir. Kökü suda olan ağacın meyvesi olgunlaşır, dolgunlaşır, ele gelir, ağza tat verir. Gülün gülesiniz, gül bahçesine giresiniz, güzelliğe eresiniz. Meşale aldım elime, verdim kulun yoluna, yumuşak gün diledim mümin kulun gönlüne. Camın yanı olmasa, kul havayla dolmasa; havanın güzelliğini bilmez. Almışsan yudum benden, müstesna yolu kuldan; dumanı arkana at, olayı ALLAH’ıma havale et.

3 Olanı değil geleni düşün. Amade kul düşünmesin, ALLAH’ına sığınsın. Yoğurt yenir tat ile, suyuna karışır, serinlik verir. Yoğurt alır ayran verir, kayıp yok, olan su karışır. Ayran da sevilir, severek içilir. Yoğurt olarak yersen, serinliği az olur. Ayran, yüreğe serinlik verir. Asıl olan veremez, çünkü paylaşmaya yetmez, ayran olursa hak geçmez. Uğrak yeri durakta değil, durak yeri uzakta değil. OMAR der ki: “Yerine oturana kötü bakma, ‘Benden?’ diye akıl takma.” Mümkün mü dünyada olup, ADINA geldiğin gibi dönesin? Gah zirveye çıkarsın, gah derine düşersin. Çıktığın gibi inersen, sözüm yok. Çıktığından dönersen; ALLAH’ını bilmezsin, ‘Gelen YÜCE’den.’ demezsin, kula kötü bakarsın, elde olsa can yakarsın. Unutmayın ki her olay ALLAH’ımın işi. Aldım kalem elime, verdim sözü dilime, gönül dedi, ben söyledim; YUYAN oldum yuğdum, göçten güne geldim. 

4 Deme ‘Yılları boş harcarım’, her geçen gün binaya bir taş koyarsın. Dilemekle olur elbet, amma beklemek de gerek. Bina kurulur, taş üstüne taş konur. Her gün bir taş koyarsın, gün gelir binayı bitmiş görürsün. Ağıma gelse, sözümü bilse. Ağımdan maksat; ağıt-söz. ALLAH’ıma sözüm, şarkım. Şarkı derken, yol yürürken nereye gidersin, neye dalarsın, kimi ararsın? Andığım, aradığım ALLAH’ım.

5 Gülün dalında diken batar, yolarken. Yavaş koparırsan, yaprağından tutarsan; elbet batmaz. ‘Manası?’ dersiniz, hazır istersiniz. Yanlış düşünsen de, gine ALLAH’ını bulursun, çünkü o yolda ararsın. Gülün dikeni batar, kulun canını yakar. ‘Gül ne güzel çiçek.’ dersin, dikenine gülersin. Dedim, yolana batar. ULU’ya söz edenin gözüne çöp kaçar, denilen budur. Gül’ün ULU olduğu bilinir, yolanın dönük olduğu da bilinir. Mineyi düşünün; dikeni olmaz, kul onu yolmaz, çünkü eğilmez. Kulun gözü yüksekte. Dönük kulun. Yere bakmaz, minenin güzelliğini görmez. Otağı koysan bağa, üzüm versen şaha; yemez, elde olana bakmaz. ‘Gelsin.’ der; ıraktan gelende güzellik arar, elde olanda değil. Kul gönlü yatık olsa, elde olanın kıymetini bilse; dünyanın huzurunu bulur, gönlünü dengeye vurur. Uzaktan beklemek kulu yanıltır. Elde var ise kuru fasulye yersin, midenin sesini dindirirsin. Beklersen gelsin ıraktan; miden ses verir, ses dışarı yükselir, kendine de etrafına da zarar verir. Etrafına da, çünkü sesin yükselir. Her olay böyledir. Ekmek olsun, soğan kırsın, tatlı yesin, ‘ALLAH’ımın NİMETİ bu da.’ desin. Aşını yiyen, başına yumuşak örtü alan, kuldur. Güğümün dolusu da boşu da bir benim bildiğimce. Dolu olsa mutlu musun? Bir güğüm daha olsa demez misin? Mutluluk hudutsuz. Sağına soluna, önüne ardına kazık konmamış, buraya kadar denmemiş. Bir ucunu bulsan öbürünü ararsın, ‘Hepsi bir yerde olsa.’ dersin. Ona da, ne gücün ne ömrün yeter. Ne var ki ‘Uçlarını değil ortasını bulayım, orada huzura varayım.’ dersen, tamamdır; huzuru buldun sayılır.

6 Güzel sohbetimiz, hoş bu gece. Neyini çaldın, türkünü söyledin. Gönülden katıldın andın, andığın an geldim. YUNUS’un yolunu yola bağladın. YUNUS YUVA’da, gördüğü havada. Suyumu alanda, deryaya koşanda. Koşmaya ne hacet, yürümek gerek. Aceleye yol yok, beklemek gerek. Suyun gidişi ağır olur, deryaya dökülüşüdür acele. Bunca suyun akışı, deryaya kulun bakışı; ne doldurdu, ne taşırdı, günden güne kul aşırdı. Nehir buldun ufak oldun, daldın nehre sabırla bekle, götürüldüğüne ekle. Günün güne bakışı, kulun suya akışı, denize yakın oluşu; ölçüyle olur, güne bakar. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH