25 Mayıs 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Sunduğum konu, olsun size kanı. Yola taş konmasın, söze
baş konmasın. Sözümüz kesilmesin. Sözün başında dedim, sunduğumu
almanızı söyledim. Demeyin ‘DEDE kızdı.’ Sözümün özünden ayrılmak istemem. Onun
için kesilmesin dedim.
2 Hepinize hayırlı ömür dilerim.
3 Gelelim söze, vuralım dize, tempo alalım, gönülden deryaya dalalım. Sevdim
mi dünyayı, dünyanın kulunu? Sevdim ya. Dünyaya kul iken vardım ya, gönülden. MEYDAN’ı
bulmuş, mümin olmuş denirken, gelmek kolay, sevmek zor. ‘Neyi?’ dersen,
meydanın gailesini. Yaratılmış gelmişse, gönlü yerin bulmuşsa;
sevmek güzel. Mesafeyi aşmışsa, korkmasın kul, dünya bilsin okul. Çocuk
var çalışkan, çabuk yürür, eline mesleğin alır; çocuk var geç yürür,
o da eline mesleğin alır. Netice hep bir olur. Ne var ki, er yürüyen geç
yürüyen, mesleğinin erbabı ise; kendini tanıtır, adını duyurur. Yürüyüşe
değil, duyuruşa bakmalı. Çünkü neticedir asıl olan. Bizim yolumuz da
öyledir. Kul olur yaşında, genç başında; ibadete başlar,
başlamayanı haşlar. Gün gelir, gönül yolu ile yürüyen ondan öne
geçer. Çünkü yolun erbabıdır, erbabının elindedir.
MEVLÂNA’yım!
4 Yolumu gönülden çizdim. İbadeti yaparken kendimden geçtim. Yapmayanı
görmedim, ‘Neden yapmaz?’ demedim; çünkü fani iken gönlünü görmedim. Belki ibadetini
gönülden yapardı, dünyaya gözünü kapardı? Sorsam ne dersin bana? Kul var
gönülden ibadet eder. ‘Hangisi makbuldür?’ dersen, ayrısı olmaz derim. ALLAH’ımın
EMİRLERİ makbuldür.
5 Yürümeyi gaye edindik. Meyveyi ele aldık. Fidanı toprağa diktik. Bol
su verdik. Mayısta yetiştirdik. Denmesin ‘Mayıstan maksat nedir?’ Güllerin
açımıdır. Anlamayı bilmezsin elbet. Niye geldim? Bilene gelmeye ne hacet? ALLAH’ım
cümlenizden RAZI olsun. Mayısta yolumuz geçtik, merdiveni aştık, düze
vardık. Gülünüz, seviniz. Misafire nasip sofrası açılır. Gelen nasibinize nasip
katar. Yanılan kul, düşünür. ‘Misafir gelmesi, aşı yuvada yemesi;
nafakamız bitmesidir.’ Gafil. ALLAH’ımın VERİŞİ’nden
şüpheye düşmek, ne büyük hata. Ganimetin kimden geldiğini
unutma. ALLAH’ımın kime verdiğini unutma. Denir ki ‘Misafir nasibi.’ Elbet.
Gelenin nasibini kısma, ‘Yarına kalsın.’ deme ki; yarının nasibi kısılmasın. Yediğini
sayma, yedide kalmasın, hesaplı olmasın.
6 Meyve dedik, fidan diktik. Mayısta suladık. Fidana sizleri isimle verdik.
Fidandan, sizleri kastettik. Merdivene fidan dikilmez. Dedim size düze geldik,
dönüş olmaz. Hepinizin yerini belli eden, yumuşak toprağa
koyduk. ÇAKIR yanılır, ‘Kurumasın.’ der. Sulayan kim? “YA ALLAH!” dedi,
HAZRETİ ALİ geldi:
7 “ALLAH’ım YOLU’ndan geldim, cümlenizi selamladım. Fidanlara su gerek,
hava sıcak can gerek. ‘CANAN’a CAN versem.’ dersin. CAN senden, CANAN senden,
sen benden, ben senden ayrı mıyız, kulundan gayrı mıyız? Gelen-giden
alışır, yolun bana, ALLAH’ım YOLU’na, kulu ALLAH’ına çalışır. Zincirleme.
‘YA ALLAH!’ dedim, yürüdüm. ALLAH’ıma sığındım, kuldan korku duymadım. Korkunun
olmadığı yerde kuvvet vardır. Kuvvetin olduğu yerde, dünya kötüye
dardır. YUYAN’ın yumuşak olsun, yatağın sert. İlle gönlün mert
olsun, dileğin kuvvet ise. Kuldan korkma, bir CAN’ı kötüye satma. ‘EYVALLAH’
dedim size, son verdim söze.”
8 MEVLÂNA’yım geldim, GARİB’e güldüm. Sözün doğrusunu sordu,
ÇAKIR’a ne oldu? Anlatayım sorusunu. Dense sözün düzü, yumuşak gelmez. Düşünün
ekmek yersiniz, aşsız zor gider. Kurabiye dersiniz, şeker ilave
edersiniz, tadı ile yersiniz. Kurabiye yaparken, biraz da şekil verirsin,
göze de hoş görünür. Olay bu. Mümin kullara müjde verdim, fidanlarına
HAZRETİ ALİ ile su kattım. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Cümle
kul, aynı duruma gelsin. Denmesin layık mıyım? Mertebeyi ben değil, ALLAH’ım
layık görmüş. Bana müjdeyi vermek kalmış. Ne mutlu bana. ‘Kolay mı cennet?’
diyene sözüm. Elbet. ALLAH’ımın kulu olman yeter. Yanılmayın. ALLAH’ımın kulu
olmak için, O'na dönmek gerek. ALLAH’ımın kulu odur. Kulu olduğunu inkar
edene, duacıyım.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
(Resim
verildi)
9 Miyarını ölçünü ALLAH’ım bilir, gönlüne göre ULU’nu verir.
HAZRETİ AYİŞE. Umulduğu gibi değil, sevildiği
gibi. Gelişi, gönüle kuvvet verişidir, elini kolunu
bağlayışıdır. Yolunu bilmeyen, kuluna uymayana asi olur. Duman verme,
gönül koyanı kırma.